avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KULLANDIRILMAYAN SÜT İZNİNİN FAZLA MESAİYE DÖNÜŞMESİ

İş hukuku, salt sermaye ve emek arasındaki ekonomik mübadeleyi düzenleyen bir kurallar bütünü olmanın ötesinde, Anayasa'nın sosyal devlet ilkesine dayanan, işçinin bedensel, ruhsal ve ailevi bütünlüğünü korumayı amaçlayan emredici normlar sistemidir. Bu sistemin en hassas dengelerinden biri, kadın işçilerin analık haklarının korunmasıdır. Biyolojik ve sosyal bir zorunluluk olan annelik sürecinin çalışma hayatındaki yansımaları, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde kesin sınırlarla çizilmiştir. Bu hakların merkezinde yer alan "süt izni" (emzirme izni), kadın işçinin çocuğunun sağlıklı gelişimi için güvence altına alınmış mutlak bir haktır. Ne var ki, uygulamada işverenlerin bu süreyi işçiye kullandırmadığı, fiilen çalıştırmaya devam ettiği veya bu izinleri yasal amaca tamamen aykırı biçimde "toplu olarak" kullandırdığı görülmektedir. Bu makale, kadın işçiye yasal hakkı olan günlük 1.5 saatlik süt izninin kullandırılmayarak fiilen çalıştırılmasının hukuki sonuçlarını, bu sürenin "fazla çalışma" (fazla mesai) olarak değerlendirilmesinin doktrinsel ve içtihadi gerekçelerini kapsamlı bir akademik perspektifle ele almaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, işverenlerin emredici hukuk kurallarına karşı hile yollarına başvurmasını engellemek ve işçinin emeğinin sömürülmesini önlemek adına son derece katı sınırlar belirlemiştir. Süt izni, işçinin dinlenme hakkı gibi vazgeçilemez, devredilemez ve paraya çevrilemez bir haktır. Ancak işveren bu hakkı gasp edip işçiyi çalıştırdığında, hukukun bu ihlali yaptırımsız bırakması düşünülemez. Kullandırılmayan iznin karşılığı, sıradan bir saatlik ücret değil, işçinin kanuni çalışma süresinin üzerine çıkılması nedeniyle "fazla çalışma ücreti" (fazla mesai) olarak hesaplanmalıdır. Makalemizde, süt izninin günlük bölünmez yapısı, toptan kullanım savunmalarının hukuki geçersizliği, ispat yükünün dağılımı ve mahsup işlemlerinin nasıl gerçekleştirileceği, iş hukukunun "işçiyi koruma" ilkesi ekseninde analiz edilecektir.

İŞ HUKUKUNDA SÜT İZNİ HAKKI

4857 sayılı İş Kanunu'nun 74. maddesi, kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını belirleme hakkı tamamen kadın işçiye aittir. Kanun koyucu, bu düzenlemeyi yaparken sadece işçinin menfaatini değil, aynı zamanda yeni doğan çocuğun üstün yararını da gözetmiştir. Süt izni, iş süresinden sayılan (çalışılmış gibi kabul edilen) bir zaman dilimidir. Yani işçi, bu 1.5 saati çocuğuyla geçirirken, işveren bu süre için ücret kesintisi yapamaz.

Bu hak, işçi ve işveren arasındaki sözleşme serbestisinin dışındadır. İş sözleşmesiyle, toplu iş sözleşmesiyle veya işçinin açık muvafakatiyle dahi süt izni hakkından feragat edilemez. İş hukuku doktrininde, bu tür emredici normlar "nispi emredici" veya "mutlak emredici" olarak nitelendirilir. Süt izni düzenlemesi mutlak emredici niteliktedir çünkü burada korunmak istenen kamu düzeni ve neslin sağlığıdır. İşçinin "ben süt izni kullanmak istemiyorum, parasını verin" şeklindeki bir talebi hukuken geçersiz olduğu gibi, işverenin de "süt izni yerine prim vereyim" şeklindeki bir uygulaması kanuna karşı hile niteliği taşır.

Süt izninin temel felsefesi, annenin çocuğuyla günlük biyolojik ve duygusal bağını koparmadan çalışma hayatına devam edebilmesidir. Bu nedenle kanun koyucu, iznin "günde bir buçuk saat" olarak kullanılmasını şart koşmuştur. Bu süre, işçinin günlük yasal çalışma süresinin içinden ayrılan bir dilimdir. İşçi fiilen 7.5 saat işyerinde bulunması gerekiyorsa, bunun 1.5 saati emzirme faaliyetine özgülenecek, fiili çalışma 6 saatle sınırlı kalacaktır.

SÜT İZNİNİN TOPTAN KULLANDIRILMASI YASAĞI

Çalışma hayatındaki en yaygın ve hukuka aykırı pratiklerden biri, günlük kullanılması gereken 1.5 saatlik süt izninin toplanarak haftada bir gün tam gün izin şeklinde veya çocuğun altı aylık olmasından sonra aylık toplu izin şeklinde kullandırılmasıdır. Yargıtay'ın güncel içtihatları bu durumu kesin bir dille reddetmektedir. İşverenin "ben davacıya beş gün toptan süt izni kullandırdım" şeklindeki savunması, kanunun lafzına ve ruhuna aykırıdır.

Süt izninin temel amacı bebeğin günlük beslenme ihtiyacının karşılanmasıdır. Bebeğin biyolojik ihtiyaçları ertelenemez veya toptan karşılanamaz niteliktedir. İşverenin, günlük 1.5 saatlik izni vermeyip, bunları biriktirerek ileri bir tarihte kullandırması, iznin veriliş amacını tamamen ortadan kaldırır. Hukuk sistemi, amacından sapan bir hak kullanımını geçerli kabul etmez. Doktrinde bu durum, hakkın kötüye kullanılması ve kanunun dolanılması olarak değerlendirilmektedir.

Toplu kullandırma pratiği, işverenin işgücü kaybını engellemek amacıyla ürettiği, işçinin aleyhine olan bir çözümdür. Mahkemeler önüne gelen uyuşmazlıklarda, işverenlerin sunduğu "toplu süt izni kullandırma formları" hukuken geçersiz belge hükmündedir. Yargıtay, toptan kullandırılan bu günleri, işverenin inisiyatifiyle verilmiş "ücretli mazeret izni" veya "idari izin" olarak kabul etmekte; ancak kullandırılmayan günlük 1.5 saatlik süt izinlerinin yok sayılmasına müsaade etmemektedir.

KULLANDIRILMAYAN İZNİN FAZLA MESAİYE DÖNÜŞMESİ

Süt izni uyuşmazlıklarındaki en kritik hukuki tespit, kullandırılmayan iznin yaptırımının ne olacağıdır. İş Kanunu, süt izni süresini "çalışılmış gibi sayılan sürelerden" kabul eder. Eğer işçi, günde 1.5 saat süt izni kullanması gerekirken bu sürede çalıştırılmışsa, aslında kendi günlük yasal mesaisinin üzerine çıkmış demektir. Normal şartlarda çalışılmış sayılan (dinlenmesi/emzirmesi gereken) bir sürede işverene fiilen hizmet sunan işçi, fazladan bir mesai yapmıştır.

Yargıtay Hukuk Dairelerinin kökleşmiş yaklaşımına göre; işçi süt izni olan günlük 1.5 saatlik zaman diliminde fiilen çalıştırılmış ise, bu durum doğrudan "fazla çalışma" (fazla mesai) olarak değerlendirilir. Fazla çalışma, haftalık 45 saati aşan çalışmaları ifade etse de, emredici normlarla çalışılmış sayılan sürelerin üzerine eklenen fiili çalışmalar, denkleştirme veya haftalık sınır gözetilmeksizin doğrudan zamlı ücrete (fazla mesai ücretine) tabi tutulur.

Bu yaklaşımın temelinde haksız zenginleşme yasağı yatar. İşveren, işçiye kanunen dinlenme/emzirme için tanıması gereken bir süreyi gasp ederek, o sürede işçinin emeğinden bedelsiz yararlanmıştır. İş hukuku, bu haksız yararlanmayı olağan ücretle değil, cezai nitelik taşıyan zamlı ücretle (yüzde 50 artırımlı) dengeler. Aksi halde, işverene "kullandırmadığın iznin sadece normal saat ücretini öde" denilmesi, işverenleri kanunu ihlal etmeye teşvik eden (fırsatçılık yaratan) bir sonuç doğurur.

ÜCRET HESAPLAMASINDAKİ HUKUKİ KRİTERLER

Kullandırılmayan süt izni karşılığının hesaplanması, özel bir usule tabidir. Yargı kararları ışığında hesaplama yapılırken, işçinin doğum yaptığı tarih ile çocuğun bir yaşına geldiği tarih arasındaki süre (1 yıl) temel alınır. Bu bir yıllık periyottan; işçinin doğum öncesi ve sonrası kullandığı yasal analık izinleri, yıllık ücretli izinleri, sağlık raporu aldığı günler, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günleri düşülür.

Kalan fiili çalışma günleri bulunduktan sonra, her bir çalışma günü için 1.5 saatlik süre toplanır. Ortaya çıkan toplam saat, işçinin o tarihteki (iznin kullanılması gereken tarihteki) saatlik ücreti üzerinden, fazla mesai formülüyle (normal saat ücretinin %50 fazlası) çarpılarak süt izni alacağı belirlenir. Hesaplamanın, davanın açıldığı tarihteki güncel ücret üzerinden değil, "hakkın doğduğu ve ihlal edildiği tarihteki" ücrete göre yapılması, Türk Borçlar Kanunu'nun muacceliyet ve temerrüt ilkelerine dayanmaktadır.

Eğer işveren, kanuna aykırı da olsa "toptan" bir süt izni kullandırmışsa (örneğin 5 gün), Yargıtay bu fiili durumu tamamen yok saymamakta, hakkaniyet gereği bu 5 günlük sürenin (5 x 7.5 saat) toplam alacaktan mahsup edilmesine hükmetmektedir. Bu mahsup işlemi, adaletsiz bir çifte ödemeyi engellemek içindir. Ancak mahsup sonrasında kalan kullanılmamış süreler, tereddütsüz bir biçimde fazla mesai ücreti olarak hüküm altına alınır.

İSPAT YÜKÜ VE İŞVERENİN SORUMLULUĞU

İş davalarında ispat yükü genellikle iddia edene düşse de, işçilik alacakları ve yasal izinler konusunda ispat yükünün dağılımı HMK madde 190'ın genel kuralından ayrılır. İşverenin işçiyi gözetme borcu ve işyerine ait tüm kayıtları tutma (özlük dosyası oluşturma) yasal yükümlülüğü, izinlerin kullandırıldığını ispat külfetini tamamen işverene yükler.

Bir kadın işçi, davasında "süt iznimi kullanmadım" dediğinde, mahkeme işçiden "kullanmadığını ispat et" demez. Tam aksine, işverenden "kullandırdığını yazılı belgelerle (imzalı izin formları, puantaj kayıtları vb.) ispat et" der. Süt izninin kullandırıldığının ispatı, işçinin serbest iradesiyle imzaladığı, gün ve saatleri net olarak belirten muvafakatnameler ve işyeri devam kontrol sistemlerindeki saat kayıtlarıyla mümkündür. Salt tanık beyanlarıyla süt izninin düzenli olarak kullandırıldığının ispatlanması Yargıtay tarafından yeterli görülmemektedir.

Eğer işveren özlük dosyasında, işçinin çocuğu bir yaşına gelene kadar her gün belirli saatler (örneğin 15:30 - 17:00 arası) arasında işten ayrıldığını gösteren imzalı kayıtlar sunamazsa, mahkeme süt izninin kullandırılmadığını kabul etmek zorundadır. Bu durum, zayıf konumda olan işçiyi, kayıt tutma gücünü elinde bulunduran işverene karşı koruyan evrensel bir hukuk refleksidir.

İŞÇİNİN KORUNMASI İLKESİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRME

İş hukukunun varlık sebebi "işçinin korunması" ilkesidir. İşçi, emeğini sermayenin emrine verirken bağımlılık ilişkisi altına girer. Bu bağımlılık, işçinin yasal haklarını talep etmesini, işini kaybetme korkusuyla ertelemesine neden olur. Süt izni gibi temel bir anayasal hakkın (yaşama ve maddi-manevi varlığı geliştirme hakkı) kullanımı, işverenin insafına veya işyerinin yoğunluğuna terk edilemez.

Yargıtay'ın "kullandırılmayan süt izni fazla mesaidir" içtihadı, aslında caydırıcı bir ceza niteliğindedir. Hukuk sistemi, emredici kuralların ihlal edilmesinin işveren açısından kârlı bir eylem olmasını engellemek zorundadır. Eğer kullandırılmayan iznin karşılığı sadece normal saat ücreti olsaydı, işverenler süt izni kullandırmaktansa bu parayı ödemeyi tercih eder, böylece kanunun asıl amacı olan "bebeğin anne sütüne erişimi" tamamen rafa kalkardı. Yaptırımın ağır (zamlı) olması, normun etkililiğini (efektivitesini) sağlayan en temel hukuki araçtır.

Sonuç olarak; kadın işçiye günlük kullandırılması gereken 1.5 saatlik süt izninin kullandırılmaması, basit bir idari ihmal veya eksik ödeme vakası değildir. Bu durum, işçinin kanuni sınırların ötesinde sömürülmesi ve yasal dinlenme süresinde çalıştırılması demektir. Doktrinel tartışmaların ötesine geçerek yerleşik bir Yargıtay uygulaması halini alan bu kural gereği, verilmeyen süt izinlerinin tamamı tespit edilmeli, mahsup edilecek mazeret izinleri düşüldükten sonra kalan sürelerin karşılığı "fazla çalışma ücreti" (fazla mesai) statüsünde hesaplanarak işçiye ödenmelidir. İşverenlerin "toptan kullandırma" gibi kanunu dolanan uygulamaları da yargı denetiminden geçemeyecek ve asıl hakkın ihlali sayılacaktır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Süt izni kullandırılmazsa işçi ne talep edebilir?

Süt izninin kullandırılmadığı günlerdeki 1.5 saatlik süreler, fazla çalışma (fazla mesai) olarak değerlendirilir. İşçi, kullandırılmayan bu sürelerin karşılığını %50 zamlı fazla mesai ücreti olarak talep edebilir.

2. İşveren süt iznini haftada bir gün topluca kullandırabilir mi?

Hayır. İş Kanunu uyarınca süt izninin günlük olarak verilmesi zorunludur. Çocuğun beslenme ihtiyacı ertelemeye kapalı olduğundan, iznin haftada bir gün veya aylık toptan kullandırılması yasal amaca aykırıdır ve geçersizdir.

3. Süt izni kullandığını ispat etme yükümlülüğü kimdedir?

İspat yükü tamamen işverendedir. İşveren, süt izninin her gün yasal sürelere uygun olarak kullandırıldığını, işçinin imzasını taşıyan yazılı belgelerle veya elektronik puantaj (giriş-çıkış) kayıtlarıyla ispat etmek zorundadır.

4. Ücret hesaplaması hangi tarihteki maaşa göre yapılır?

Kullandırılmayan süt izinlerinin fazla mesai ücreti hesaplanırken, davanın açıldığı tarihteki güncel ücret değil, süt izninin kullandırılması gerektiği tarihteki (hakkın ihlal edildiği dönemdeki) işçinin saatlik ücreti esas alınır.

5. Süt izninden vazgeçip yerine para almak mümkün müdür?

Hayır. Süt izni, anne ve bebeğin sağlığını korumaya yönelik kamu düzenini ilgilendiren mutlak emredici bir haktır. İşçinin kendi rızasıyla bile bu haktan önceden feragat etmesi veya sözleşmeyle bunu paraya çevirmesi hukuken geçersizdir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/4543 E. , 2017/7375 K. "İşçi süt izni olan günlük 1,5 saatlik zamanda çalışmış ise bunun karşılığı mesai yaptığından, fazla mesai olarak değerlendirilmeli ve fazla mesainin karşılığı ücret hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır.. Somut uyuşmazlıkta davacı doğum sonrası süt izni kullandırılmadığını iddia etmiş, davalı ise toptan beş gün süt izni kullanıldığını savunmuştur. Öncelikle davacının doğum yaptığı tarihten, doğan çocuğun bir yaşına geldiği tarihe kadar davacının kullandığı doğum ve diğer izinli olduğu günler dışında kullanması gereken günlük 1,5 saatten toplam verilmesi gereken süt izni belirlenmeli, verilen mahsup edilmeli, kalan kısmın kullanılması gereken tarihteki ücret üzerinden fazla mesai ücreti olarak hesaplanıp, süt izni alacağı karşılığı hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile bu alacağın reddi hatalıdır."