TARIM İŞLERİNDE İŞ KANUNU KAPSAMI
İş ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığın çözüm yeri olan görevli mahkemenin tespiti, davanın esasına girilmeden önce çözülmesi gereken en temel usul sorunudur. Türkiye'de işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların büyük bir kısmı özel ihtisas mahkemesi niteliğindeki iş mahkemelerinde çözüme kavuşturulmaktadır. Ancak bir uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülebilmesi, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yer almasına veya özel kanunlarda iş mahkemesinin görevli kılınmış olmasına bağlıdır. İş Kanunu, kapsam alanını belirlerken bazı sektörleri ve iş kollarını yasal güvencenin dışında tutmuştur. Bu istisnaların başında gelen alanlardan biri de tarım ve orman işleridir. Kanun koyucu, tarım sektörünün kendine has mevsimsel, coğrafi ve ekonomik dinamiklerini göz önünde bulundurarak, küçük ölçekli tarımsal işletmelerde çalışanları İş Kanunu kapsamı dışında bırakmıştır. Bu durum, bu sektörde çalışan işçilerin hak taleplerinde hangi kanunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin görevli olacağı hususunda ciddi uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Bu çalışmada, iş mahkemelerinin görev alanının yasal çerçevesi, tarım ve orman işleri istisnası ile 50 işçi sınırı, İş Kanunu kapsamına dahil edilen tarımsal işler, karma çalışmalarda baskın iş kriterinin uygulanması ve görev hususunun kamu düzeniyle ilişkisi analiz edilecektir.
İŞ MAHKEMELERİNİN GÖREV ALANI SINIRLARI
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (ve mülga kanunun yerine geçen 7036 sayılı yeni İş Mahkemeleri Kanunu'nun) ilgili hükümleri gereğince, iş mahkemeleri; İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimseler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümlendiği yargı yerleridir. Dolayısıyla, bir uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözülebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin iş kanunları çerçevesinde şekillenmiş olması dava şartıdır. İşçi sıfatına sahip olunmasına rağmen, yürütülen faaliyetin niteliği gereği İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan ilişkilerden doğan davaların iş mahkemesinde açılması halinde mahkeme görevsizdir. Görev yönünden yapılacak inceleme, iş mahkemelerinin yargı sınırlarını çizmesi bakımından davanın en kritik usuli evresidir.
TARIM VE ORMAN İŞLERİ İSTİSNASI
4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının b bendi, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerine ilişkin önemli bir sınırlama getirmektedir. Bu hükme göre; "50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde" bu kanun hükümleri uygulanmaz. Buradaki 50 işçi ölçütü, kanun kapsamının belirlenmesinde mutlak bir sınırdır. Eğer bir tarım veya orman işletmesinde çalışan işçi sayısı 50 veya daha az ise, orada çalışan işçiler İş Kanunu kapsamında "işçi" sıfatıyla yasal hak talep edemezler. Bu işçilerle işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri iş mahkemeleri değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleridir ve uygulanacak hukuk kuralları Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin genel hükümleridir. Ancak işletmedeki işçi sayısı 51 veya üzerinde ise, işyeri İş Kanunu kapsamına girer ve uyuşmazlıklar iş mahkemesinde çözülür. İstisnai olarak, çalışan sayısı 50 ve altında olmasına rağmen işyerinde sendikal örgütlenme bulunması ve bir toplu iş sözleşmesinin bağıtlanmış olması halinde, uyuşmazlıkların yine iş mahkemesinde görülmesi yasal bir zorunluluktur.
İŞ KANUNUNA TABİ TARIMSAL İŞLER
İş Kanunu'nun 4. maddesi, tarım ve orman işlerinde çalışanların genel olarak kanun kapsamı dışında kalacağını belirtmekle birlikte, bu kuralın istisnalarını da (yani tarım alanında olup da doğrudan İş Kanunu'na tabi olan işleri) açıkça saymıştır. Bu kapsamda, çalışan sayısına bakılmaksızın doğrudan İş Kanunu'na tabi olan tarımsal işler şunlardır: Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler; tarım işlerinde yapılan yapı (inşaat) işleri; halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde yürütülen işler; bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işleri. Bu iş kollarında çalışanlar, işyerindeki toplam işçi sayısı 50'nin altında olsa dahi doğrudan İş Kanunu güvencesinden yararlanırlar ve uyuşmazlıkları iş mahkemelerinde görülür. Bu ayrımın temel nedeni, sayılan işlerin endüstriyel, yapısal veya eklenti niteliğinde olması ve klasik tarımsal üretim (bitki/hayvan yetiştiriciliği) faaliyetlerinden ayrılmasıdır.
BASKIN İŞ KRİTERİ VE GÖREV TESPİTİ
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan karmaşık durumlardan biri de, işçinin tek bir işverene bağlı olarak hem tarım işlerinde hem de tarım dışı sanayi veya hizmet işlerinde birlikte çalıştırılmasıdır. Örneğin, bir çalışanın tarımsal işletmede bahçıvanlık veya hayvan bakımı yaparken, aynı zamanda işverenin evinde bekçilik, şoförlük ya da işverene ait ticari işletmede reyon görevlisi olarak çalıştırılması bu duruma örnektir. Bu gibi karma çalışmalarda görevli mahkemenin saptanabilmesi için Yargıtay tarafından "baskın iş" (asli iş / ağır basan iş) kriteri geliştirilmiştir. Mahkeme, işçinin gün boyu veya sözleşme süresince yürüttüğü faaliyetleri detaylıca incelemeli, yaptığı işlerden hangisinin zaman, emek ve yoğunluk açısından ağır bastığını belirlemelidir. Eğer işçinin yaptığı asli ve baskın iş tarım işi ise ve çalışan sayısı 50'nin altında ise Asliye Hukuk Mahkemesi; eğer baskın olan iş sanayi veya hizmet işi ise çalışan sayısına bakılmaksızın İş Mahkemesi görevli olacaktır.
USULİ KURALLAR VE GÖREV REDDİ
Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin en temel usul kuralıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, mahkemenin görevli olup olmadığı hususu davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, mahkeme hakimi tarafından da re'sen (kendiliğinden) araştırılmak ve gözetilmek zorundadır. Görev itirazı veya tespiti için herhangi bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Mahkeme, önüne gelen uyuşmazlıkta tarafların İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığını, işyerinde çalışan işçi sayısını, yapılan işin niteliğini ve varsa baskın iş durumunu detaylıca araştırmadan karar veremez. Yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlığın İş Kanunu kapsamında kalmadığı anlaşılırsa, mahkemenin davayı esastan reddetmesi usulen büyük bir hatadır. Görevsizlik durumunda mahkemenin yapması gereken, dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermektir.
İSTİSNALARIN DAR YORUMLANMASI İLKESİ
Hukuk genel teorisinde ve özellikle iş hukukunda, genel kurallara getirilen istisnai hükümlerin genişletilerek değil, dar yorumlanması esastır. Bu ilke, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararlarıyla da teyit edilmiştir. İşçileri korumak amacıyla sevk edilen kanun hükümlerinin, işçi lehine yorumlanması ceza ve iş hukukunun temel yapı taşlarından biridir. Bu doğrultuda, İş Kanunu'nun kapsamı dışına çıkarma sonucu doğuran tarım işi istisnasının yorumlanmasında genişletici yorumdan kaçınılmalı, işçinin kanun güvencesinden mahrum kalmaması adına tarım işinin sınırları dar tutulmalıdır. İşyerinin fidan üretimi, hayvancılık veya peyzaj alanlarındaki faaliyetlerinin niteliği belirlenirken bu koruyucu yorum ilkesi göz önünde bulundurulmalı, işçi sayısının tespiti resmi kayıtlar ve fiili durum incelenerek titizlikle yapılmalıdır. Hak kayıplarının önlenmesi ancak bu usuli hassasiyetle mümkün olmaktadır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
50'den az (50 dahil) işçi çalıştırılan tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde İş Kanunu hükümleri uygulanmaz. Çalışan sayısı 51 ve üzerinde ise İş Kanunu kapsamına girerler.
İş Kanunu kapsamı dışında kalan tarım işçileri ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hizmet sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenir.
Tarım alet/makinelerinin yapıldığı atölye işleri, tarımdaki yapı (inşaat) işleri, halka açık park/bahçe işleri ve bir işyerinin eklentisi niteliğindeki bahçe işlerinde çalışanlar doğrudan İş Kanunu'na tabidir.
İşçinin hem tarım işi hem de tarım dışı işleri birlikte yapması durumunda, yaptığı işlerden hangisinin zaman ve emek yoğunluğu açısından ağır bastığının tespit edilerek görevli mahkemenin belirlenmesini sağlayan kriterdir.
Mahkeme davanın esastan reddine karar veremez. Görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermek zorundadır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.