TARIM İŞLERİNDE İŞ KANUNU KAPSAMI
İşçi ve işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu, çalışma hayatının temelini oluşturmakla birlikte, her sektör ve işkolu için mutlak şekilde uygulanmamaktadır. Kanun koyucu, ülkenin ekonomik yapısı, işlerin niteliği ve işletmelerin büyüklüklerini göz önünde bulundurarak bazı çalışma alanlarını kanun kapsamı dışında tutmuştur. Bu istisnaların başında tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerleri gelmektedir. Tarım sektörünün mevsimsel yapısı ve geleneksel çalışma dinamikleri, standart iş kanunu kurallarının uygulanmasını zorlaştırdığından, belirli büyüklükteki tarım işletmelerinde çalışan işçiler yasal olarak İş Kanunu'nun koruyucu şemsiyesinden hariç tutulmuştur. Bu durum, bu işyerlerinde çalışan işçilerin hak iddialarında görevli mahkemenin belirlenmesinde ve uygulanacak hukuk kurallarında kritik uyuşmazlıklara yol açmaktadır. İş mahkemelerinin mi yoksa genel mahkemelerin mi görevli olduğu hususu davanın usulden reddedilmesini doğrudan etkiler. Bu çalışmada, tarım işyerlerinde elli işçi sınırı kuralı, İş Kanunu kapsamına giren istisnai tarımsal faaliyetler, işçinin birden fazla iş yapması durumunda uygulanan baskın iş ilkesi, SGK kayıtlarının ve toplu iş sözleşmelerinin görev tespiti üzerindeki etkisi, görevli mahkemenin belirlenmesi esasları ve görevsizlik kararının usuli sonuçları detaylıca incelenecektir.
TARIM İŞYERLERİNDE ELLİ İŞÇİ KURALI
4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının b bendi açık bir sınırlama getirmektedir. Buna göre; elli veya daha az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde İş Kanunu hükümleri uygulanmaz. Bu tür işletmelerde çalışan işçiler yasal olarak "İş Kanununa tabi işçi" sıfatını kazanamazlar. İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar, İş Kanunu'na göre değil, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hizmet sözleşmesi hükümlerine göre karara bağlanır. Yasal korumalardan (kıdem-ihbar tazminatı vb.) Borçlar Kanunu çerçevesinde yararlanabilirler.
İŞ KANUNU KAPSAMINDAKİ TARIMSAL İSTİSNALAR
Kanun koyucu, tarım ve orman işyerlerini kapsam dışı bırakırken bazı faaliyetlerin sanayi ve ticaretle olan yakın bağını dikkate alarak istisnalar öngörmüştür. İş Kanunu m. 4 kapsamında yer alan ve elli işçi sınırına bakılmaksızın doğrudan İş Kanunu'na tabi olan tarımsal işler şunlardır: Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler; tarım işletmelerinde yapılan yapı (inşaat) işleri; halkın faydalanmasına açık park ve bahçe işleri; bir ticari veya sanayi işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işleri. Bu iş kollarında çalışanlar doğrudan İş Kanunu güvencesindedir.
BASKIN İŞ İLKESİ VE GÖREV TESPİTİ
Uygulamada, tarım işletmesinde çalışan bir işçinin yalnızca toprakla veya hayvanla uğraşmadığı, aynı zamanda şoförlük, bekçilik, idari işler veya teknik bakım gibi tarım dışı görevleri de yerine getirdiği durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu durumlarda uyuşmazlığın çözümü için "baskın iş ilkesi" uygulanır. Mahkeme, işçinin gün içindeki mesaisini, üstlendiği görevleri ve aldığı sorumlulukları analiz ederek yaptığı işlerden hangisinin ağırlıklı (baskın) olduğunu belirlemek zorundadır. Eğer tarımsal işler baskınsa genel mahkemeler, tarım dışı işler baskınsa İş Mahkemesi görevli kabul edilir.
GÖREVLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİ ESASLARI
Elli ve daha az işçi çalıştırılan tarım işyerlerinde çalışan işçilerin açacağı tazminat ve alacak davalarında görevli mahkeme genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleridir. İşçinin elliden fazla işçi çalıştıran bir tarım işletmesinde çalışması durumunda ise dava doğrudan İş Mahkemesinde görülmelidir. Bir yerde müstakil İş Mahkemesi yoksa, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi "İş Mahkemesi sıfatıyla" bakmalıdır. Mahkemenin görevi dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden denetlenmelidir.
SGK KAYITLARININ VE TİS'İN ÖNEMİ
İşyerinde çalışan işçi sayısının net tespiti için mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının celbedilmesi ve işyerinin ülke genelindeki tüm şubelerinde çalışan işçi sayısının toplanması gerekir. Kayıtlarda çalışan sayısı 50'nin altında kalsa dahi, işyerinde sendika örgütlenmesi yapılmış ve toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalanmışsa, sendika üyesi işçinin davası kanun gereği yine İş Mahkemesinde görülür. Toplu iş sözleşmesinin varlığı, işçi sayısı sınırını ortadan kaldıran ve davayı iş mahkemesine taşıyan yasal bir köprü görevi görür.
GÖREVSİZLİK KARARININ USULİ SONUÇLARI
İş Kanunu kapsamında kalmayan bir tarım işçisinin doğrudan İş Mahkemesinde dava açması durumunda, mahkemenin davanın görev yönünden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekir. Görev hususu usule ilişkin bir ön sorun olduğundan, mahkemenin göreve ilişkin araştırmayı yapmadan doğrudan işin esasına girerek tazminat hesabı yapması ve karar vermesi hukuka aykırıdır. Görev hatası yapılarak verilen esasa ilişkin kararlar, Yargıtay tarafından usulden bozularak dosyanın doğru görevli mahkemeye gönderilmesi sağlanmaktadır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
En az 51 işçi çalıştıran tarım ve orman işletmeleri İş Kanunu kapsamındadır. 50 ve daha az işçi çalıştıran yerler kapsam dışıdır.
Evet alabilirler ancak bu haklar İş Kanunu'na göre değil, Türk Borçlar Kanunu'ndaki hizmet sözleşmesi hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinden talep edilir.
Evet, halkın kullanımına açık park ve bahçe işleri ile bir işyerinin eklentisi niteliğindeki bahçe işlerinde çalışanlar işçi sayısına bakılmaksızın İş Kanunu kapsamındadır.
SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) kayıtları celbedilerek, dava konusu işverene ait sicil numaralı işyerlerinde çalışan sigortalı sayısı net olarak belirlenir.
Hayır, görevsiz mahkeme davayı esastan reddedemez. Görev yönünden davanın reddiyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermelidir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.