avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

TATİL SÖZLEŞMELERİNDE HAKSIZ ŞART VE AYIP

Tatil ve paket tur sözleşmeleri, tüketicilerin dinlenme ve eğlenme amacıyla imzaladıkları, ancak çoğunlukla içeriklerine müdahale edemedikleri "standart form" sözleşmelerdir. Turizm sektörü doğası gereği önceden hazırlanmış, maktu (matbu) metinlerle çalışır. Tüketiciye sunulan bu sözleşmelerde yer alan "küçük puntolu" maddeler, genellikle satıcı veya sağlayıcının (acentanın) sorumluluğunu minimize etmeyi, tüketicinin haklarını ise belirli ispat kalıplarına hapsetmeyi amaçlar. Ancak hukuk sistemi, özellikle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında, taraflar arasında dürüstlük kuralına aykırı bir dengesizlik yaratan bu hükümleri "haksız şart" olarak nitelendirmekte ve kesin hükümsüz saymaktadır. Bir tatilin vadedilen standartları taşımaması veya ayıplı hizmet sunulması durumunda, acentanın "sözleşmede yazılı ispat şartı vardı" veya "başka otele geçmeyi kabul ettiniz, haklarınızdan vazgeçtiniz" gibi savunmaları, haksız şart denetimi karşısında değer yitirmektedir.

Ayıplı bir hizmetle karşılaşan tüketicinin, tatilin başlangıcında yaşadığı stres, hayal kırıklığı ve zaman kaybı, sadece maddi bir zarar değil, aynı zamanda manevi bir tazminat konusudur. Turizm acentalarının, TÜRSAB Kütahya Çizelgesi gibi sektörel düzenlemeleri kullanarak tüketicinin ispat özgürlüğünü kısıtlaması, anayasal bir hak olan "hak arama hürriyeti"nin özüne aykırıdır. Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararları, standart sözleşmelerdeki ispat zorunluluklarının ve "alternatif hizmet kabulü halinde feragat sayılma" maddelerinin müzakere edilmediği sürece tüketiciyi bağlamayacağını kesin bir dille vurgulamaktadır. Bu makalemizde, tatil sözleşmelerindeki haksız şart kavramını, ayıplı hizmetten doğan maddi ve manevi tazminat haklarını, ispat yükünün dağılımını ve standart sözleşmelerdeki "feragat" tuzaklarının hukuki geçersizliğini akademik bir perspektifle ele alacağız.

TÜKETİCİ SÖZLEŞMELERİNDE HAKSIZ ŞART NEDİR?

Tüketici hukukunun en temel koruma mekanizmalarından biri olan "haksız şart" denetimi, taraflardan birinin (satıcı/sağlayıcı) sözleşme metnini tek taraflı olarak hazırladığı ve tüketicinin içeriğine etki edemediği durumlarda uygulanır. Bir şartın haksız şart sayılabilmesi için; tüketiciyle müzakere edilmemiş olması ve dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olması gerekir. Kanun koyucu, "standart sözleşme" kavramını kullanarak, tüketicinin önüne "ya kabul et ya da git" (adhesion contract) mantığıyla konulan metinleri özel bir denetime tabi tutmuştur.

Haksız şartların temel özelliği, tüketicinin kanunen sahip olduğu bir hakkı kullanmasını zorlaştırması veya tamamen ortadan kaldırmasıdır. Örneğin; "Acenta, hiçbir neden göstermeksizin oteli değiştirebilir" veya "Tüketici, ayıplı hizmeti sadece noter kanalıyla ispatlayabilir" gibi maddeler tipik haksız şart örnekleridir. Yargıtay ve Tüketici Mahkemeleri, bu tür maddelerin yer aldığı sözleşmeleri geçersiz saymaz; ancak haksız olan o spesifik maddeyi "yazılmamış" kabul eder. Bu sayede sözleşme ayakta kalır ancak tüketicinin aleyhine olan haksız engel ortadan kalkmış olur.

Bir şartın müzakere edildiğini ispat yükü, onu sözleşmeye koyan acentaya aittir. Eğer acenta, o maddenin tüketiciye özel olarak açıklandığını ve tüketicinin rızasıyla eklendiğini ispatlayamazsa (ki matbu formlarda bu neredeyse imkansızdır), o madde haksız şart kabul edilerek bertaraf edilir. Bu denetim, tüketicinin sözleşme serbestisi kılıfı altında sömürülmesini engelleyen en güçlü hukuk normudur.

İSPAT HAKKININ SINIRLANDIRILMASI YASAĞI

Hukuk usulünde "ispat serbestisi" esastır. Bir vakıanın ispatı için kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her türlü delil (tanık, fotoğraf, video, yazışma vb.) kullanılabilir. Ancak turizm acentaları, genellikle sözleşmelere "ayıplı hizmetin sadece yazılı belge, fotoğraf veya yetkili imzalı tutanakla kanıtlanabileceği" yönünde hükümler koyarlar. Bu düzenleme, genellikle TÜRSAB Kütahya Çizelgesi’ne atıf yapılarak meşrulaştırılmaya çalışılır. Oysa bu tür bir kısıtlama, tüketicinin ispat hakkını elinden alan bir haksız şarttır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere; tüketicinin iddiasını "tanık delili" ile kanıtlamasını engelleyen veya sadece belirli belgeleri zorunlu tutan sözleşme hükümleri geçersizdir. Bir otelin temizlik şartlarının kötü olması, vadedilen klimanın çalışmaması veya yemeklerin bozuk olması durumunda, tüketicinin o an orada bulunan diğer misafirleri tanık olarak gösterme hakkı vardır. Acentanın, tüketicinin bu haklarını matbu bir formla sınırlaması, dürüstlük kuralına aykırıdır.

İspat hakkına getirilen sınırlamalar, tüketicinin hak arama yolunu fiilen kapatır. Çoğu zaman bir otel personeli, kendi çalıştığı kuruma karşı tutanak imzalamaktan kaçınacaktır. Bu durumda tüketiciden "yetkili imzalı tutanak" istemek, onu imkansız bir görevle baş başa bırakmaktır. Mahkemeler, bu tür "ispat tekeli" yaratan maddeleri haksız şart kabul ederek, tüketicinin tanık beyanlarına dayanarak davasını kanıtlamasına imkan tanımaktadır.

AYIPLI HİZMET VE TÜKETİCİ HAKLARI

Ayıplı hizmet; sözleşmede belirlenen özelliklere aykırı olan veya tüketicinin beklediği faydaları azaltan her türlü hizmet kusurudur. Bir tatil paketinde otelin yıldız sayısının yanlış beyan edilmesi, vadedilen denize sıfır konumun olmaması veya oteldeki hijyen koşullarının sağlığı tehdit etmesi açık bir ayıptır. Tüketici, ayıplı hizmetle karşılaştığında seçimlik haklarını kullanabilir. Bunlar; hizmetin yeniden görülmesi, ayıp oranında bedel indirimi veya sözleşmeden dönmedir.

Uygulamada, ayıplı bir otelle karşılaşan tüketiciye genellikle "otel değişikliği" teklif edilir. Eğer yeni sunulan otel, eski otelin ayıplarını telafi ediyorsa ve tüketici bu değişikliği kabul etmişse, acenta genellikle "ayıp giderildi, tazminat hakkınız bitti" savunmasını yapar. Ancak unutulmamalıdır ki, ayıplı otelde geçirilen ilk gece veya değişiklik süreci boyunca yaşanan mağduriyet, bir zarardır ve bu zararın tazmini gerekir. Tüketicinin "daha iyi bir otele geçişi" kabul etmesi, ilk oteldeki ayıplı hizmetten doğan tazminat haklarından vazgeçtiği anlamına gelmez.

Ayıplı hizmetin varlığı durumunda acentanın sorumluluğu "kusursuz sorumluluk" ilkesine yakındır. Acenta, otelin sahibi olmasa dahi, paketi satan ve taahhüt veren kurum olarak tüketicinin zararını gidermekle yükümlüdür. Tüketici, ödediği bedelin iadesini isteyebileceği gibi, tatilin "mahvolması" nedeniyle doğan zararlarını da talep edebilir.

PAKET TUR VE OTEL DEĞİŞİKLİĞİ

Paket tur sözleşmeleri, ulaştırma, konaklama ve diğer turistik hizmetlerin bir paket halinde sunulduğu sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerde "otel değişikliği" maddesi en çok kötüye kullanılan maddedir. Acentalar, genellikle "zorunlu hallerde benzer kalitede bir otelle değiştirme hakkını saklı tutarlar." Ancak bu değişikliğin, tüketicinin onayına sunulması ve gerçekten bir "zorunluluk"tan (overbooking veya teknik arıza gibi) kaynaklanması gerekir. Keyfi veya ticari kaygılarla yapılan değişiklikler sözleşmeye aykırıdır.

Tüketici, kendisine teklif edilen yeni oteli beğenmek zorunda değildir. Eğer yeni otel düşük standartlıysa, tüketici bedel indirimi talep edebilir veya sözleşmeyi feshederek tüm parasının iadesini isteyebilir. Acentanın, tüketicinin mağduriyetini gidermek adına yaptığı "farklı bir otele yerleştirme" eylemi, aslında acentanın vadedilen hizmeti sunamadığının bir "ikrarı" (kabulü) niteliğindedir. Bu ikrar, tüketicinin ayıplı hizmet iddiasını ispatlama yükünü de hafifletir.

Yargıtay, acentanın otel değişikliğini kabul etmesinin, önceki otelin "ayıplı" olduğunu zımnen kabul ettiği anlamına geldiğini belirtmektedir. Bu durumda acenta, artık "hizmetimiz ayıplı değildi" diyemez. Tüketici, yeni otelde kalsa dahi, tatilin huzurunun bozulması ve ilk aşamada yaşanan hayal kırıklığı nedeniyle haklarını saklı tutarak ek tazminat isteyebilir.

FERAGAT SAYILMA HALİNİN GEÇERSİZLİĞİ

Turizm sektöründe yaygın bir uygulama da, tüketiciye alternatif bir hizmet sunulurken bir "feragatname" imzalatılması veya sözleşmeye "ikinci bir hizmeti kabul eden tüketici tüm haklarından feragat etmiş sayılır" şeklinde bir madde konulmasıdır. Bu, tüketicinin zayıf durumundan yararlanarak haklarını gasp etmeye yönelik bir "feragat sayılma" tuzağıdır. Hukukumuzda, kişinin önceden veya baskı altında haklarından vazgeçmesi sıkı denetim altındadır.

Yargıtay kararlarında açıkça ifade edildiği üzere; tüketicinin ayıplı hizmet yerine sunulan alternatif hizmeti kabul etmesi, onun ayıplı hizmet iddiasından ve tazminat haklarından feragat ettiği anlamına gelmez. Bu yöndeki sözleşme hükümleri, tüketiciyi aşırı külfete sokan ve müzakere edilmemiş "haksız şart"lardır. Tüketici, tatilin bölünmemesi için sunulan diğer otelde konaklamayı seçmiş olabilir; bu bir zorunluluktur, bir "vazgeçme" değildir.

Feragatnamenin geçerli olabilmesi için, tüketicinin "hangi haklarından vazgeçtiğini" tam olarak bilmesi, üzerinde hiçbir baskı olmaması ve karşılığında bir "ivaz" (menfaat) elde etmiş olması gerekir. Standart bir maddeye dayanarak tüketicinin sessizliğini veya mecburi kabulünü "feragat" olarak yorumlamak, dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu tür maddeler, Tüketici Mahkemeleri tarafından "kesin hükümsüz" olarak değerlendirilmektedir.

TATİLDE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

Tatil, insanın yıllık yorgunluğunu atmak, stresini gidermek ve ailesiyle huzurlu vakit geçirmek için ayırdığı sınırlı bir zamandır. Bu zamanın, acentanın ayıplı hizmeti (kötü oda koşulları, yemek zehirlenmesi, vadedilen tesislerin yokluğu) nedeniyle "stresli bir sürece" dönüşmesi, sadece maddi bir kayıp değil, manevi bir yıkımdır. Yargıtay, tatilin mahvolması durumunda tüketicinin "manevi tazminat" isteme hakkını tanımaktadır.

Manevi tazminatın miktarı, yaşanan stresin boyutu, tatilin süresi ve acentanın tutumuna göre belirlenir. Tüketici, tatilin başında böyle bir ayıpla karşılaşarak huzurunun kaçtığını, günlerce yerleşme sorunuyla uğraştığını ve tatilinin amacına ulaşamadığını ileri sürerek tazminat isteyebilir. Haksız şartlarla bu hakkın kısıtlanmaya çalışılması (örneğin "manevi tazminat istenemez" maddesi) hukuk düzeninde korunmaz.

Manevi tazminat, zenginleşme aracı değil, zedelenen huzurun bir nebze olsun telafisidir. Ancak ayıplı hizmetin vahameti arttıkça, hükmedilen manevi tazminat miktarları da artmaktadır. Acentaların, tüketicinin bu yöndeki taleplerini "ispat belgesi yok" diyerek reddetmesi, vicdani kanıya ve adalet duygusuna aykırıdır. Mahkemeler, bir tatilin ziyan edilmesini ağır bir sözleşme ihlali olarak kabul etmektedir.

STANDART SÖZLEŞMELERDE MÜZAKERE ŞARTI

Sonuç olarak; turizm acentalarının kullandığı standart sözleşmeler, tüketicinin haklarını budayan "haksız şartlar" ile doldurulamaz. Bir sözleşme maddesinin tüketiciyi bağlaması için, onun matbu bir kağıtta yer alması yetmez; o maddenin tüketiciyle "müzakere" edilmiş olması gerekir. Müzakere, tüketicinin o maddeyi okuması, anlaması ve içeriğine etki edebilme imkanına sahip olması demektir.

İspat özgürlüğünü kısıtlayan, tanık delilini yasaklayan veya sunulan alternatifleri "feragat" kabul eden her türlü standart madde, müzakere edilmediği için geçersizdir. Acentalar, teknolojik imkanları (fotoğraf, video) ispat için zorunlu tutup tanıkları dışlayarak kendi kusurlarını örtbas edemezler. Hukuk, "ayıplı hizmeti kabul et ama hakkından vazgeç" dayatmasına izin vermemektedir.

Ayıplı bir tatil yaşayan tüketicinin yapması gereken; yaşananları mümkünse belgelemek (video, fotoğraf), ancak belgeleyemiyorsa da tanıklarla bu durumu mahkemede kanıtlamaktır. Sözleşmedeki "haksız şartlar" karşısında korkmamalı, bu maddelerin yargı tarafından yazılmamış sayılacağını bilmelidir. Adalet, tüketicinin sessiz kalmasını değil, dürüstlük kuralına aykırı davranan sağlayıcıya karşı sesini yükseltmesini bekler. Tüketici hakları, sadece kanunda yazılı metinler değil, haksız şartlara karşı her bir davada verilen mücadeleyle hayat bulur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Otel vadedilen özelliklere sahip değilse ne yapmalıyım?

Hemen acentaya (veya temsilcisine) durumu bildirin ve "ayıp bildirimi" yapın. İmkanınız varsa fotoğraf çekin ancak sözleşmede "sadece fotoğraf geçerli" yazsa bile tanık beyanlarıyla da ayıbı ispatlayabileceğinizi unutmayın.

2. Acentanın önerdiği başka bir oteli kabul edersem haklarım ölür mü?

Hayır. Başka bir oteli kabul etmek, tatilin huzurunun bozulmasından ve ilk oteldeki ayıplardan doğan tazminat haklarınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelmez. Sözleşmedeki "feragat sayılma" maddeleri haksız şarttır.

3. Tatil sözleşmesinde haksız şart ne demektir?

Sizinle müzakere edilmeden hazırlanan, acentanın sorumluluğunu haksız yere azaltan veya sizin haklarınızı kısıtlayan maddelerdir. Bu maddeler tüketici için bağlayıcı değildir.

4. Ayıplı tatil için manevi tazminat istenebilir mi?

Evet. Tatilin ayıplı hizmet nedeniyle mahvolması, tüketicide hayal kırıklığı ve stres yarattığı için mahkemeden manevi tazminat talep edilebilir.

5. Acenta "bizim sözleşmemiz TÜRSAB kurallarına bağlı" diyerek sorumluluktan kaçabilir mi?

TÜRSAB çizelgeleri veya sektörel kurallar, tüketicinin kanundan doğan haklarını kısıtlayamaz. Kanuna aykırı olan veya ispat hakkını engelleyen hiçbir sektörel düzenleme "haksız şart" denetiminden kurtulamaz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/9084 E. , 2010/235 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı şirket ile 8.07.2003 tarihli Konaklama satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca belirlenen tarihte Bodrum Clup Bargilya adlı otele giriş yaptığını,ancak otelin sözleşmede vaad edilen özellikleri taşımadığı gibi giriş yaptıkları gecesinde de ayıplı hizmetle karşılaşmaları üzerine davalı şirketle başka bir otele ücret farkı vermek suretiyle yerleştirilmeleri konusunda yeniden anlaşma yaptıklarını,ertesi gün yeni otele geçip paket tur süresi sonuna kadar bu otelde kaldıklarını, paket tur sözleşmesinde vaad edilen otelde verilen ayıplı hizmete rağmen bu otele 1071,00 YTL ödeme yaptıklarını,tatilin başında böyle ayıplı hizmetle karşılaşması sonucunda stesli günler geçirdiğini ileri sürerek ilk gece ödenen 1071,00 YTL ile 1500,00 YTL manevi tazminatın davalı şirketten faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının sözleşmeye konu edilen oteli beğenmemesi üzerine ücret farkı vermek suretiyle başka bir otele yerleştirildiğini, davacı ile yapılan paket tur sözleşmesinin 11.maddesi uyarınca davacının ileri sürdüğü ayıplı hizmetin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının satış sözleşmesinin 11.maddesi uyarınca iddiasının tanık delili haricinde yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11.maddesinde aynen "Acentanın Sözleşmeye kısmen ya da tamamen uymaması hallerinde ödenecek tazminatın hesaplanmasında TÜRSAB ... 2009/9084/2010/235 ÇİZELGESİ uygulanır " hükmüne yer verildiği ve ... Turizm Tüketicileri Taleplerini Değerlendirme Amaçlı ... Çizelgesinin 6.1-6-2 maddesinde eksiklik iddiasına konu unsurun yazılı belge, fotoğraf gibi belgeler veya tüketiciler dışında bir ilgilinin imzası ile düzenlenmiş bir tutanak ile kanıtlanması gerekir, yine anılan çizelgenin 15.3. maddesinde tüketicinin eksiklik veya ayıp iddiasına karşı seyahat sırasında ek veya eksik veya ayıplı hizmet yerine sunulan hizmetlerini veya indirimin tüketici tarafından kabulü halinde tüketici eksiklik iddiasından feragat etmiş sayılır denilmiştir. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve "Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şart lar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şart ın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 4077 sayılı Kanun'un değişik 6. ve 31. maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde "satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır" hükmü getirilmiştir. Taraflar arasındaki 08.07.2003 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde acentanın sözleşmeye uymaması halinde TÜRSAB ... ÇİZELGESİ nin uygulanacağı belirtilmiş olup ilgili çizelgede de yazılı belge ile ispat zorunluluğu ğetirilmekle ve ayrıca ayıplı hizmet yerine sunulan hizmetin tüketici tarafından kabulü halinde tüketicinin ayıplı hizmet iddiasından feragat etmiş sayılacağına ilişkin düzenleme tüketici davacının aleyhine olan ve tüketiciyi külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırılmadığı için açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle ... çizelgesi hükümleri esas alınarak 2009/9084-2010/235 sonuca gidilemez. Davalı cevap dilekçesinde kabullendiği üzere sözleşmeye konu edilen otelin ayıplı hizmet verdiği iddiası üzerine talebi kabul ederek davacıyı başka bir otele de yerleştirmiştir. Hal böyle olunca davacı sözleşmede belirlenen otelde konaklama imkanı verilmemesinden doğan zararını isteme hakkına sahip olacaktır. Mahkemece, davacının talepleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacıararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.