avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

TBK 347 Tahliye Sistemi

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira ilişkisinin sona erdirilmesi, genel sözleşme hukukundan farklı olarak daha sıkı şartlara bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 347, kiracıyı koruma ilkesi üzerine inşa edilmiş olup, kiraya verenin sözleşme süresi sona erdiği gerekçesiyle tek taraflı fesih hakkını sınırlandırmaktadır. Bu düzenleme, kira hukukunda süreklilik ve sosyal koruma prensibinin bir yansıması olarak kabul edilmektedir.

TBK 347 hükmüne göre kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak kira ilişkisini sona erdiremez. Ancak kanun koyucu, uzun süreli kira ilişkilerinde belirli bir aşamadan sonra kiraya verene de sınırlı bir fesih imkânı tanımıştır. Buna göre, on yıllık uzama süresinin dolması ve bu süreden sonra her bir uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirim yapılması şartıyla kira ilişkisi herhangi bir sebep gösterilmeksizin sona erdirilebilir. Bu sistem, kiracı lehine koruma ile mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi kurmayı amaçlamaktadır.

On Yıllık Uzama Süresi

TBK 347’nin en kritik unsurlarından biri, on yıllık uzama süresi kavramıdır. Bu süre, kira sözleşmesinin ilk kurulduğu andan itibaren değil, sözleşmenin uzama dönemleri dikkate alınarak hesaplanır. Kiracının uzun süre boyunca taşınmazı kullanması, kanun koyucu tarafından bir tür yerleşiklik ve ekonomik bağımlılık ilişkisi olarak değerlendirildiğinden, kiracının korunması güçlendirilmiştir.

Bu sürenin sonunda kiraya verenin fesih hakkı mutlak değildir. Fesih hakkı ancak usulüne uygun bildirim yapılması ve süre şartına uyulması halinde doğar. Aksi halde kira ilişkisi kendiliğinden devam eder ve kiraya veren tahliye talebinde bulunamaz. Bu yönüyle TBK 347, klasik fesih hükümlerinden ayrılarak şekle sıkı sıkıya bağlı bir fesih sistemi öngörmektedir.

Fesih İhbarının Hukuki Niteliği

TBK 347 kapsamında yapılan bildirim, sıradan bir ihtar değil, tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde bir hukuki işlemdir. Bu işlem, kira sözleşmesini sona erdirme sonucunu doğurur ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Bu nedenle fesih ihbarının geçerliliği, içeriği ve zamanlaması büyük önem taşır.

Yargıtay uygulamasına göre fesih ihbarının geçerli sayılabilmesi için:

Bu unsurların bulunmaması halinde yapılan bildirim, hukuki sonuç doğurmaz ve kira ilişkisi devam eder.

Yazılı Bildirim Şartı

Türk Borçlar Kanunu m. 348, fesih ihbarının yazılı olması gerektiğini açıkça düzenlemiştir. Yazılılık şartı, kira hukukunda ispat kolaylığı sağlamanın yanı sıra taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemeyi amaçlamaktadır. Ancak Yargıtay, yazılılık şartını şekli bir formalite olarak değil, irade açıklamasının açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulması olarak yorumlamaktadır.

Bu bağlamda önemli olan husus, kullanılan metnin başlığı değil, içeriğinde fesih iradesinin bulunup bulunmadığıdır. İhtarnamenin yalnızca görüşme daveti içermesi veya belirsiz ifadeler taşıması, fesih iradesinin varlığını ortadan kaldırabilir. Buna karşılık, açık şekilde tahliye talebini ve TBK 347’ye dayalı sona erdirme iradesini içeren bildirimler geçerli kabul edilmektedir.

Fesih İradesinin Yorumu

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre fesih iradesi, şekli ifadelerle sınırlı değildir. Önemli olan, bildirimin bütününden sözleşmeyi sona erdirme iradesinin objektif olarak anlaşılabilmesidir. Bu yaklaşım, irade beyanlarının yorumlanmasında dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile uyumlu bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılar.

Dolayısıyla fesih iradesi açıkça “fesih” kelimesi kullanılmadan da ortaya çıkabilir. Kiracının tahliyesine yönelik kesin ve bağlayıcı bir talep, TBK 347 kapsamında yeterli kabul edilmektedir. Bu durum, kira hukukunda şekilcilik ile amaçsal yorum arasında kurulan dengeyi göstermektedir.

TBK 347 ve Kiracı Koruması

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı lehine koruma, Türk hukuk sisteminin temel prensiplerinden biridir. TBK 347 bu korumayı, belirli bir süre boyunca kiracının taşınmazı kullanmaya devam edebilmesini sağlayarak güçlendirmektedir. Bu düzenleme, özellikle ekonomik ve sosyal açıdan zayıf konumda bulunan kiracıların ani tahliyelerle karşı karşıya kalmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

Ancak bu koruma mutlak değildir. Kanun koyucu, uzun süreli kira ilişkilerinde mülkiyet hakkının da korunması gerektiğini kabul ederek kiraya verene belirli şartlar altında fesih imkânı tanımıştır. Bu nedenle TBK 347, dengeleyici bir hukuk normu olarak değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

TBK 347 kapsamında tahliye nasıl olur?

TBK 347 kapsamında tahliye, on yıllık uzama süresinin dolmasından sonra kiraya verenin her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce yazılı bildirimde bulunmasıyla mümkündür. Bu şartlar sağlanmadan tahliye talep edilemez.

Fesih ihbarında hangi ifadeler zorunludur?

Fesih ihbarında açık şekilde kira ilişkisinin sona erdirildiği, TBK 347’ye dayanıldığı ve kiracının tahliyesinin talep edildiği anlaşılmalıdır. Belirsiz ifadeler yeterli değildir.

Sözleşme süresi dolunca tahliye otomatik olur mu?

Hayır. TBK 347 gereği sözleşme süresinin dolması tek başına tahliye sebebi değildir. Kanunda öngörülen şartlara uygun fesih ihbarı yapılması gerekir.

Yazılı ihtar yeterli midir?

Evet, ancak yalnızca yazılı olması yetmez. İçeriğinin fesih iradesini açık şekilde taşıması gerekir. Aksi halde geçerli kabul edilmez.

Yargıtay’ın Değerlendirme Kriterleri

Yargıtay, TBK 347 uygulamasında üç temel kriter üzerinde yoğunlaşmaktadır: fesih iradesinin açıklığı, sürelere uyum ve yazılılık şartı. Bu üç unsurdan birinin eksik olması halinde tahliye talebinin reddi veya bozma kararı gündeme gelmektedir. Bu yaklaşım, kira hukukunda öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkesini güçlendirmektedir.

Ayrıca Yargıtay, kiracının korunması ilkesini göz ardı etmeden, kiraya verenin mülkiyet hakkını da dikkate alan dengeli bir yorum benimsemektedir. Bu nedenle her somut olayda fesih iradesinin kapsamı ve bildirimlerin içeriği ayrıntılı şekilde değerlendirilmektedir.

Sonuç

TBK 347 kapsamında tahliye davaları, kira hukukunun en teknik ve hassas alanlarından birini oluşturmaktadır. Yargıtay içtihatları, bu süreçte fesih iradesinin açık şekilde ortaya konulmasını, yazılılık şartına uyulmasını ve sürelerin eksiksiz gözetilmesini zorunlu görmektedir.

Kiraya verenin tek taraflı fesih hakkı sınırlı olup, ancak kanunda belirtilen şartların tam olarak yerine getirilmesi halinde kullanılabilir. Bu durum, kira ilişkisinde kiracı lehine koruma ilkesini güçlendirirken, aynı zamanda mülkiyet hakkı ile sözleşme serbestisi arasında dengeli bir yapı oluşturmaktadır.

Sonuç olarak TBK 347, yalnızca bir tahliye düzenlemesi değil, aynı zamanda kira hukukunda denge, süreklilik ve hukuki güvenlik ilkelerini bir araya getiren temel bir norm niteliğindedir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
3. Hukuk Dairesi 2017/1554 E. , 2017/615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki TBK 347 tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dava, TBK.nun 347.maddesi gereğince tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1.maddesi hükmüne göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminde en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Davacı vekili, dava dilekçesinde konut ve çatılı işyeri kiraları hükümlerine tabi işyeri olarak 01.10.1997 tarihinde kiraya verilen taşınmazın kiraya verilmesinden itibaren on yıl geçtiğini, on yıllık uzama süresi sonunda, 27.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile bildirimde bulunduğunu belirterek kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davacı kiraya verenin davalı kiracıya göndermiş olduğu ihtarnamelerde TBK 347.maddesi düzenlemesine uygun tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir etkiye sahip bir fesih ihbarının yapıldığının kabulü mümkün görülmediğinden taraflar arasındaki kira sözleşmesinin fesh olunmadığı, kira ilişkisinin devam ettiği, davacının dayandığı TBK 347.maddesindeki yasal gerekliklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 01.10.1997 tarihli kira sözleşmesinin varlığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı davalıya hitaben düzenlediği, ‘’kiralanan işyerinde 10 yılı doldurmanız nedeniyle 01.07.2014 tarihi itibariyle tahliye edileceğiniz’’ konulu, 27.02.2014 keşide - 01.03.2014 tebliğ tarihli ihtarname ile; kiralanan yer ile ilgili yeni bir sözleşme düzenlenmesi konusunda görüşülmesi aksi halde 01.07.2014 tarihi itibariyle TBK 347 gereği taşınmazdan tahliyesi için yasal yollara başvurulacağı belirtilmiş olup, bu haliyle ihtarnamenin yasanın aradığı fesih iradesini taşıdığının kabulü gerekir. TBK’nun 348. Maddesi fesih ihbarının yazılı olması şartını getirmiş olup, ihtarin fesih iradesini taşıması yeterlidir. Bu nedenle Mahkemece dava süresinde açıldığından kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.