avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

TEFECİLİK VE TEHDİTTE YAĞMA AYRIMI

Ceza hukuku yargılamalarında, sanıklara isnat edilen fiillerin doğru suç vasfıyla nitelendirilmesi, adil yargılanma hakkının ve ceza adaletinin en temel güvencelerinden biridir. Failin gerçekleştirdiği eylemin hangi suç tipine uyduğunun belirlenmesi, davanın hangi mahkemede görüleceğini (görevli mahkeme) ve sanığın karşı karşıya kalacağı ceza miktarını doğrudan tayin eder. Özellikle ekonomik nitelikli suçlar ile kişilerin hürriyetine ve vücut dokunulmazlığına yönelen suçların iç içe geçtiği durumlarda hukuki nitelendirme hataları sıklıkla yaşanmaktadır. Faiz karşılığı ödünç para verilmesini yasaklayan "tefecilik" suçu ile bu ilişkiden kaynaklanan borcun tahsili amacıyla gerçekleştirilen şiddet ve tehdit içeren eylemler bu karmaşık alanların başında gelir. Yargıtay içtihatlarına göre, failin tefecilik ilişkisinden doğan alacağını tahsil etmek için mağdura yönelik gerçekleştirdiği nitelikli tehditler, basit bir tehdit suçu sınırlarını aşarak "yağmaya teşebbüs" veya "hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma" suçu kapsamında değerlendirilmelidir. Bu nitelendirme, davanın Asliye Ceza Mahkemesi yerine Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesini gerektirir. Bu çalışmada, tefecilik ve borç ilişkilerindeki tehditlerin hukuki boyutu, yağmaya teşebbüs suçunun yasal unsurları, Ağır Ceza Mahkemelerinin görev sınırları, TCK 150/1 maddesi kapsamında hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma hükümleri, yargı organları arasındaki nitelendirme uyuşmazlıkları ve görevsizlik kararlarının yargılamaya etkisi incelenecektir.

TEFECİLİK VE BORÇ İLİŞKİSİNDEKİ TEHDİTLER

Tefecilik suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 241. maddesinde, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi olarak tanımlanmıştır. Hukuken geçersiz olan ve suç teşkil eden bu ilişki sonrasında borcun tahsil edilememesi halinde, tefecilerin mağdurları korkutmak, baskı altına almak ve parayı tahsil etmek amacıyla tehdit eylemlerine başvurduğu bilinmektedir. Bu tehditler, mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığına yönelik ağır gözdağı beyanları içerir. Hukuk düzeni, kaynağı suç teşkil eden bir alacağın cebir veya tehdit yoluyla tahsil edilmeye çalışılmasını basit bir tehdit olarak görmemekte, mülkiyet ve kişi hürriyeti hakkına doğrudan bir saldırı olarak kabul etmektedir.

YAĞMAYA TEŞEBBÜS SUÇUNUN HUKUKİ UNSURLARI

Yağma (gasp) suçu, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmaktır. Failin tehditkar eylemleri, mağdurun malvarlığını devretmesini veya ödeme yapmasını sağlama amacına yönelmişse ve fakat bu amaç mağdurun direnci veya harici nedenlerle gerçekleşmemişse yağmaya teşebbüs suçu oluşur. Tefecilik borcunun ödenmesi için mağdurun kapısına dayanarak cana yönelik tehditlerde bulunulması, yağma kastının varlığına karine teşkil eder.

AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN GÖREV SINIRLARI

5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca, kanunların ayrıca yetki verdiği haller saklı kalmak üzere, yağma (TCK 148, 149) suçlarına ilişkin davaları görme görevi Ağır Ceza Mahkemelerine aittir. Tefecilik suçu ise Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanındadır. Ancak, tefecilik alacağının tahsili amacıyla yapılan tehditlerin yağma suçunu oluşturma ihtimali varsa, yargılamanın en başından itibaren Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülmesi gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmeli ve yetkisiz mahkemece davanın esası hakkında karar verilmemelidir.

HUKUKİ ALACAĞIN TAHSİLİNDE YAĞMA HÜKÜMLERİ

TCK'nın 150. maddesinin 1. fıkrasında, kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmek amacıyla yağma suçunu işlemesi durumunda, nitelikli yaralama veya tehdit suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu düzenleme, alacağını tahsil etmeye çalışan kişinin ceza miktarında bir indirim öngörse de eylemin hukuki vasfını "yağma" olmaktan çıkarmaz. Failin eylemi TCK 150/1 kapsamında kalsa dahi, suçun temel niteliği yağma olduğundan davanın görülme yeri yine Ağır Ceza Mahkemesidir. Asliye Ceza Mahkemesinin kendisini görevli görerek TCK 106. maddeden doğrudan hüküm kurması usul kurallarının ihlalidir.

KARŞI OY VE BAĞIMSIZ TEHDİT GÖRÜŞÜ

Yargısal uygulamalarda, her borç tahsilatı tehdidinin yağma olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışma konusudur. Karşı oy gerekçelerinde sıklıkla vurgulandığı üzere, tehdit eyleminin yağma olarak nitelendirilebilmesi için tehdidin malın o anda alınmasına veya teslimine yönelik olması, kastın doğrudan gasp iradesi taşıması gerekir. Eğer tehdit, tefecilik ilişkisinin kurulmasından çok sonra, hukuka aykırı alacak iddiasının tartışıldığı bir aşamada bağımsız bir öfke veya gözdağı açıklaması olarak yapılmışsa ve tehdit anında senet imzalatılması gibi kurucu bir eylem yoksa, eylemin müstakil tehdit (TCK 106) ve tefecilik (TCK 241) suçları olarak ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği savunulmaktadır.

GÖREVSİZLİK KARARININ YARGILAMAYA ETKİSİ

Yargılama aşamasında suçun vasfının değişmesi ve davanın üst dereceli mahkemenin görevine girmesi ihtimali belirdiğinde, mahkeme derhal görevsizlik kararı vererek dosyayı yetkili Ağır Ceza Mahkemesine göndermelidir. Ağır Ceza Mahkemesi, hem delillerin takdirini yapacak hem de tefecilik ve yağma suçlarının birbiriyle olan bağlantısını değerlendirecektir. Görevsizlik kararı verilmesi gereken yerde Asliye Ceza Mahkemesince yargılamaya devam edilip hüküm tesis edilmesi, yargılamanın uzamasına ve Yargıtay'ın usulden bozma kararı vermesine yol açar. Yargıtay’ın bu yöndeki bozma kararları, yargılama usulünün güvence altına alınması amacını taşır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Tefecilik alacağının tahsili amacıyla tehditte bulunulması hangi suça girer?

Bu nitelikli tehdit eylemleri, faiz alacağının cebren tahsil edilmesini amaçladığından yağmaya teşebbüs ya da hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma (TCK 150/1) suçunu oluşturabilir.

2. Yağma davasında görevli mahkeme hangisidir?

Kanun gereği yağma ve yağmaya teşebbüs suçlarında yargılama yapma görevi Ağır Ceza Mahkemelerine aittir.

3. Tefecilik ve yağma suçları birlikte mi görülmelidir?

Evet, delillerin birlikte değerlendirilmesi ve suçlar arasındaki bağlantı nedeniyle tefecilik davası ile yağma davası Ağır Ceza Mahkemesinde birlikte görülmelidir.

4. Mahkemenin görevsizlik kararı vermemesinin sonucu nedir?

Asliye Ceza Mahkemesi davaya bakmaya devam edip karar verirse, Yargıtay bu kararı görev yönünden doğrudan bozar ve dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gitmesini sağlar.

5. Hukuki alacağın tahsili amacıyla yağmada ceza nasıl hesaplanır?

TCK 150/1 uyarınca fail hakkında yağma cezası yerine, eylemin niteliğine göre tehdit veya kasten yaralama suçunun cezası uygulanır ancak yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde yapılır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2020/619 E., 2020/1126 K.
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Tefecilik yapma, tehdit, hakaret Hüküm : Sanık ... hakkında; -Tefecilik suçundan delil yetersizliği nedeniyle beraat - ...'e karşı tehdit suçundan; CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşme, - ...'ü tehdit etmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi delaleti ile aynı Yasanın 106/2-c, 62, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, HAGB, Sanık ... hakkında; - ... ve ...'ü tehdit suçlarından delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraat, - ...'e karşı tehdit suçundan şikayetten vazgeçilmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşme, - ..., ... ve ...'e karşı hakaret suçlarından CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşme, - ...'ü tehdit suçundan 5237 sayılı TCK'nın 106/2-c, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, hak yoksunluğu, - Tefecilik suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 241/1, 52/2, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, 100 TL adli para cezası, hak yoksunluğu Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sonuç ceza miktarlarına nazaran sanık ... müdafiinin tefecilik ve tehdit suçları yönünden duruşmalı temyiz talebinin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, Katılan Hazine vekilinin sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne, sanık ... müdafiinin ise tefecilik ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminde bulundukları gözetilerek yapılan incelemede; İddianame içeriğinde yer alan; sanıklar ...'ın 2012 yılı öncesinde müştekiler ... ve ...'e faiz karşılığında ödünç para verdikleri, borcun ödenmesinde ortaya çıkan ihtilaf üzerine sanıkların 26/01/2012 tarihinde müştekilerin evinin önüne giderek, müşteki ...'a hitaben "Seni öldürürüm parayı alırım, seni yaşatmam, 500 tane yiğenim var, Adapazarı'nda gezdirmem, barındırmam, kökünü kazırım, gö...nüzü kollayın" şeklindeki sözlerle tehdit ettikleri iddiası karşısında, iddianamede tehdit olarak nitelenen eylemin sübutu halinde yağmaya teşebbüs suçunu oluşturabileceği anlaşılmakla, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca eylemleri nitelendirme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, delillerin birlikte takdir edilmesi bakımından tefecilik suçundan açılan davanın da birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması, Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 22/09/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Daire emrine gelen davada sanıklardan ...'ın tefecilik eylemiyle suçlandıkları faiz ve borç verildiği iddia olunan müşteki ...'ün evinin önüne giderek tehdit ettikleri iddia olunmaktadır. Uyuşmazlık ve görüş ayrılığına konu olan husus tehdit eyleminin yağma hükümleri çerçevesinde ele alınıp alınamayacağı noktasındadır. Mevcut davada tefecilik eylemi yönünden aslında bir duraksama yoktur. Sanık ...'ın tehdit eyleminden daha önce tehdit eyleminin doğrudan muhatabı olmayan ... ile faiz karşılığında ödünç para verme olayını gerçekleştirdiği, faiz ve para alan ... ve babasının senet imzaladığı anlaşılmaktadır. İddiaya göre borç ödenmiş ama senet sanık tarafından iade edilmeyerek icraya konulmuştur. Bunun üzerine sanık hakkında şikayetçi olunmuş, işte bu noktadan sonra da sanıklar tefecilik eyleminde muhatapları olan ...'ün evine giderek o sırada dışarı çıkmakta olan ...'in kardeşi ...'u tehdit etmişlerdir. Daire çoğunluk görüşü bu tehdit eyleminin yağma suçuna teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği yolundadır. Öncelikle yerel mahkemede TCK 150. madde uyarınca açılmış bir dava olmadığı gibi, tehdit edildiği anda senedin imzalanması vakası da söz konusu değildir. Genel ilkelere göre kambiyo senetleri sebepten mücerrettir. Öte yandan yağma suçu kastla işlenebilen bir suç olup failin tehdidi malın alınmasına ya da teslimine yönelik olmalıdır. Mevcut davada zaten taraflar arasında bir para alışverişi yapılmış, fazlaya ilişkin bir alacak iddiası ortaya konulmaktadır. Burada ki tehdit borç ilişkisini o anda ortaya koyan bir niteliğe sahip değildir. Yani tehdit borç ilişkisi ya da alacak verecek ilişkisi için kurucu unsur değildir. Bu nedenle tefecilik hususunda yani hukuka aykırı elde edilen paranın hukuka aykırılığı konusunda temel yargılama TCK 241. madde çerçevesinde gerçekleşmiş olup, tehdit suçu müstakil bir suç olarak ele alınmalıdır.