avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

TEHDİT VE HAKARET SUÇLARINDA TEK HÜKÜM

Bireyler arasında yaşanan gerilimler, kavgalar veya dijital iletişim kanalları üzerinden gerçekleştirilen uyuşmazlıklar, ceza hukukunda hakaret ve tehdit suçlarının sıklıkla birlikte dava edilmesine yol açmaktadır. Bu iki suç türü, kişilerin şerefi, onuru ve iç huzuru ile doğrudan ilgilidir. Soruşturma ve kovuşturma makamları, failin sarf ettiği tek bir söz dizisini veya mesaj içeriğini incelerken, bu ifadelerin hukuki vasıflandırmasında hataya düşebilmektedir. İfadelerin içerisinde kaba kelimelerin, küfür veya sövgülerin yer alması, ilk bakışta hakaret suçunun oluştuğu izlenimini uyandırabilir. Ancak bu kaba ve sövgü içerikli sözlerin, tehdit amaçlı diğer ifadelerle bir bütünlük arz etmesi ve asıl amacın mağdurun vücut, hayat ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir gözdağı vermek olması durumunda, eylemin tek bir suç kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçu ile 125. maddesindeki hakaret suçunun sınırlarının doğru çizilmesi, kişilerin gereksiz yere birden fazla suçtan cezalandırılmasını önler. Bu çalışmada, tehdit ve hakaret suçlarının ayrım kriterleri, fiilin bütünlüğü ve hukuki nitelendirme esasları, cinsel dokunulmazlığa veya hayata yönelik tehditlerin yaptırım farkı, malvarlığı veya sair kötülükle tehditlerin ayrımı, tek fiille birden fazla suçun oluşup oluşmayacağı ve kanun yararına bozma yasa yolunun bu kararlar üzerindeki etkisi incelenecektir.

TEHDİT VE HAKARET AYRIM KRİTERLERİ

Tehdit suçu, bir kimsenin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına, malvarlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesiyle oluşur ve kişinin huzur hakkını korur. Hakaret suçu ise bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle işlenir. Bir sözün bu iki suçtan hangisini oluşturacağının tespiti, soyut bir kelime incelemesiyle yapılamaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; olayın özellikleri, tarafların sosyal ve hukuki konumları, eylemin öncesi ile sonrasındaki olaylar, suçun işlendiği ortam ve ifadelerin bütünsel bağlamı dikkate alınmalıdır. Kullanılan sövgü niteliğindeki kelimeler, aslında tehdit iradesinin bir parçası veya şiddetini artırmaya yönelik unsurlar olabilir.

FİİLİN BÜTÜNLÜĞÜ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

Ceza hukukunda fiilin tekliği ve bölünmezliği ilkesi esastır. Failin tek bir mesaj veya konuşma içerisinde hem hakaret hem de tehdit içeren ifadeleri bir arada kullanması durumunda, bu ifadelerin birbirlerinden bağımsız iki ayrı eylem mi yoksa tek bir suç teşkil eden bütünsel bir fiil mi olduğu belirlenmelidir. Eğer kullanılan sövgü veya argo ifadeler, doğrudan doğruya mağdura yönelik bir gözdağı, sindirme ve onun hayatına ya da cinsel bütünlüğüne zarar verileceğini ihbar eden tehdit unsurlarıyla harmanlanmışsa, eylem tek bir tehdit suçunu oluşturur. Bu durumda kaba sözler tehdit suçunun içinde erir ve hakaret suçundan ayrıca bir cezalandırma yoluna gidilemez. Aksi bir uygulama, tek bir eylemle birden fazla suçtan ceza verilmesi yasağına aykırılık teşkil eder.

CİNSEL VE HAYATA YÖNELİK TEHDİTLER

Tehdit suçunun en ağır şekilleri TCK'nın 106/1. maddesinin birinci cümlesinde düzenlenmiştir. Buna göre; mağdurun veya yakınının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle yapılan tehditler şikayete tabi olmayıp, doğrudan kamu davasına konu edilir ve altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür. Failin kullandığı kaba veya sövgü niteliğindeki kelimelerin, mağdurun hayatını sonlandırmaya veya cinsel bütünlüğünü ihlal etmeye yönelik somut bir irade beyanı içermesi halinde, bu sözler sadece tehdit suçu kapsamında değerlendirilir. Nitelendirmenin doğru yapılması, sanığa verilecek cezanın hapis cezası mı yoksa adli para cezası mı olacağı konusunda doğrudan sonuç doğurmaktadır.

SAİR KÖTÜLÜK EDECEĞİNDEN BAHİSLE TEHDİT

TCK'nın 106/1. maddesinin ikinci cümlesinde ise, birinci cümlede sayılan değerler (hayat, vücut bütünlüğü, cinsel dokunulmazlık) dışındaki diğer değerlere yönelik tehditler düzenlenmiştir. Mağdurun malvarlığına büyük bir zarar verileceğinin veya kendisine "sair bir kötülük" edileceğinin bildirilmesi halinde bu hüküm uygulanır. Sair kötülükle tehdit suçu şikayete bağlı olup, kanunda altı aya kadar hapis veya adli para cezası şeklinde daha hafif bir yaptırıma bağlanmıştır. Eylemin hayata yönelik bir tehdit mi, yoksa sair bir kötülük niteliğinde mi olduğunun karıştırılması vasıfta hataya yol açar. Örneğin failin "hayatını karartacağım" veya "seninle hesaplaşacağım" gibi sözleri hayata yönelik doğrudan saldırı tehdidi barındırıyorsa, ikinci cümle uyarınca hafif cezaya hükmedilmesi yasaya aykırıdır.

TEK FİİLLE BİRDEN FAZLA SUÇ

Hukukumuzda fikri içtima müessesesi, tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması durumunda en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulmasını öngörür. Ancak tehdit ve hakaret içeren eylemlerde genellikle fikri içtimadan ziyade, fiilin tekliği ve tek bir suç tipinin (tehdidin) oluştuğu kabul edilir. Kullanılan kaba, sövgü içerikli ve saldırgan kelimelerin asıl işlevinin mağdurun iradesini sakatlamak ve ona gözdağı vermek olduğu durumlarda, hakaret suçu bağımsızlığını yitirir. Mahkemelerin bu incelemeyi göz ardı ederek, aynı mesaj içeriğinden ötürü hem tehditten hem de hakaretten iki ayrı ceza tayin etmesi, ceza genel ilkelerine ve adalet duygusuna zarar veren bir yargılama hatasıdır.

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNUN ETKİSİ

Temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve bu nedenle olağan kanun yolları tüketilmiş olan mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıklar, kanun yararına bozma yasa yolu ile giderilebilir. Adalet Bakanlığı’nın istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan bu dava sonucunda, Yargıtay ilgili ceza dairesi karardaki hukuki hataları denetler. Vasıf hatasına düşülerek iki ayrı suçtan hüküm kurulması veya yanlış kanun maddesinin uygulanması durumunda kararın aleyhe sonuç doğurmamak üzere bozulmasına karar verilir. Kanun yararına bozma, hatalı mahkumiyetlerin ortadan kaldırılmasında ve ceza adaletinin nihai olarak tesis edilmesinde hayati bir denetim mekanizmasıdır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Sövgü içeren kaba sözler tehdit suçu kapsamında kalabilir mi?

Evet, kaba ve sövgü içerikli sözlerin, mesajın bütünü ve olayın özellikleri dikkate alındığında cinsel veya hayata yönelik bir gözdağı verme amacını taşıdığı saptanırsa, eylem sadece tehdit suçunu oluşturur.

2. Bir eylemden dolayı hem tehdit hem hakaretten ayrı ayrı ceza verilebilir mi?

Eğer sözler tek bir bütün fiil teşkil ediyorsa ve kaba ifadeler tehdit iradesinin bir parçasıysa ayrı ayrı ceza verilemez. Sadece tehdit suçundan hüküm kurulmalıdır.

3. Hayata yönelik tehdit ile malvarlığına yönelik tehdidin cezası aynı mıdır?

Hayır, hayata yönelik tehdit (TCK 106/1-1) şikayete bağlı olmayıp daha ağır hapis cezası gerektirir; malvarlığına veya sair kötülüğe yönelik tehdit (TCK 106/1-2) ise şikayete bağlı olup daha hafif cezaya tabidir.

4. Mahkemenin suçun vasfında hataya düşmesi ne anlama gelir?

Sanığın eylemi daha ağır cezayı gerektiren hayata yönelik tehdit suçunu oluşturduğu halde, mahkemenin hatalı nitelendirmeyle sair kötülük içeren fıkradan ceza vermesi vasıfta hatadır.

5. Kesinleşen hatalı ceza mahkemesi kararlarına karşı hangi yasal yola başvurulabilir?

İstinaf veya temyiz edilmeden kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi amacıyla Adalet Bakanlığı aracılığıyla "kanun yararına bozma" yoluna başvurulabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/19713 E., 2021/3301 K.
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 106/1-2. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası ve 500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair ...Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2019 tarihli ve 2018/958 esas, 2019/1171 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. İstem yazısında: “1- Sanık hakkında katılana yönelik "Koray senin hayatının a...koyacağım, bu yaptığın son yanlışlar, beni bekle olur mu, her an arkanda olabilirim, o kelimelerini seçerek kullanmayı öğretecem ben sana" şeklindeki mesaj içeriği nedeniyle hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08/11/2018 tarihli ve 2018/4555 esas, 2018/19259 karar sayılı ilâmda, "... ''seni oğullarıma sinkaf ettireceğim .'' dediğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; bu sözlerin TCK 'nın 106/1-1. cümlesine göre mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit niteliğinde olduğu, sözlerinin sadece tehdit suçu kapsamında kaldığı ve sadece tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden.." şeklinde belirtildiği üzere sanığın mağdura söylediği kabul edilen sözlerin, 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlesinde düzenlenen bir başkasını, yakınının cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca hakaret suçundan da sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, 2- Sanık hakkında, katılana yönelik mesaj içeriğinde söylendiği kabul edilen anılan sözlerin, 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlesinde düzenlenen bir başkasını, cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” denilmektedir. I- Olay: Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından yapılan yargılama sonucunda, sanığın mahkumiyetine karar verildiği, hükümlerin verildiği tarih itibariyle kesin olduğu, bu hükümlere karşı da kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu görülmüştür. II- Hukuksal Değerlendirme: 1- Bir Numaralı Talep Açısından: TCK'nın 106/1-1. cümlesinde: “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denilmek sureti ile tehdit suçunun yaşama hakkına, vücut bütünlüğüne veya cinsel dokunulmazlığa yönelebileceği belirtilmiştir. Aynı maddenin ikinci cümlesinde ise: “Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” şeklindeki düzenlemeden tehdidin birinci cümlede sayılanlar dışındaki sair bir değere yönelik olması durumu yaptırım altına alınmıştır. TCK’nın 106/1. maddesinin ilk cümlesindeki tehdit suçu ile hakaret suçunun ayrımının belirlenmesi gerekmektedir. Fail tarafından tehdit ifadesi olarak kullanılan söz, özünde, TCK'nın 125. maddesinde belirtilen bir sövme ifadesi de olabilir. Önemli olan bu ifadenin cinsel dokunulmazlığına yönelik bir tehdit ifadesi olup olmadığıdır. Bu ifadenin cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ifadesi mi yoksa sövme ifadesi mi olduğunun ayırımı olayın özellikleri, fail ve mağdurun konumu, suçun işlendiği yer ve işlenme şekli ile ifadelerin öncesinde ve sonrasındaki ifadelerden anlaşılabilecektir. Buna göre dosya kapsamında sanığın katılana yönelik; “Koray senin hayatının a.. koyacağım. Bu yaptığın son yanlışlar, bekle beni her an arkanda olabilirim, o kelimeleri seçerek kullanmayı öğreteğim ben sana.” şeklinde mesaj içeriğinin bulunması karşısında, bu ifadelerin; kullanıldığı şekil, yöneldiği kişi ve olayın kapsamından, katılanın hayatına tehdit mahiyetinde olduğu, dolayısı ile eylemin de bir bütün olarak tehdit suçunu oluşturduğu, ayrıca hakaret suçuna vücut vermediği anlaşılmakla, sanık hakkında tehdit ve hakaret suçundan iki ayrı hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. 2- İki Numaralı Talep Açısından: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde tehdit suçu düzenlenmiştir. Kanun tekniği açısından 106. maddenin birinci fıkra içerisinde birinci ve ikinci cümle tehdit suçunun iki farklı tipini düzenleme altına almıştır. Somut olayda sanığın iddianamede tehdit olarak nitelendirilen sözleri olan: “Koray senin hayatının a.. koyacağım. Bu yaptığın son yanlışlar, bekle beni her an arkanda olabilirim, o kelimeleri seçerek kullanmayı öğreteğim ben sana.” sözlerinin katılanın hayatına yönelik olması karşısında, sanık hakkında cümlesinden TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken vasıfta yanılgı ile 106/1-2. cümlesinden hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. III- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ... hakkında, ...Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2019 tarihli ve 2018/958 esas, 2019/1171 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca, aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, 2- CMK'nın 309/4-b maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 08/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.