avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Tereke Hukuku

Tereke Hukukunda Koruma Sistemi: Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

14. Hukuk Dairesi 2016/6394 E. , 2019/5096 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından 18/01/2013 gününde verilen dilekçe ile terekenin tespiti, korunması ve defter tutulması istenmesi üzerine yapılan inceleme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/09/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tüm mirasçılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, terekenin tespiti, korunması ve defter tutulmasına ilişkindir. Davacılar vekili, 02.12.2012 tarihinde ölen mirasbırakan ...'in terekesinin tespitini, korunmasını ve defter tutulmasını istemiştir. Mahkeme, davanın kabulüne, tereke temsilcisinin görevden alınarak terekeye yönetim memuru atanmasına karar vermiştir. Hükmü, mirasçılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 589. ve devamı maddelerinde yer olan "koruma önlemi" olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir. Bu itibarla mahkemece, resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ilişkin bilgi istenmek, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya murise borcu olan mirasçıların murisin mali durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü oldukları hatırlatılarak bu hususta mirasçılardan bilgi alınmak suretiyle "Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün" 33'üncü maddesi gereğince; ölüm anı itibarıyla terekedeki (taşınır veya taşınmaz) mal ve hakların tespit edilip hükümde gösterilmesi gerekir. Somut olayda ise, mirasçılar tarafından mirasbırakanın yurtdışındaki bankalarda hesaplarının olduğunun bildirilmesine karşın bu husus hiç araştırılmamış, mirasbırakanın şirketlerinin malvarlıkları araştırılmamış, ayrıca mirasbırakanın UYAP’tan taşınmazlarının sorgulanmasında mahkemece tespit edilenler dışında Bodrum ili Yalıkavak ilçesi 1212 parsel, 702 ada 5 parsel, 583 ada 4 parsel ve İslamhaneleri ilçesi 116 ada 2 parsel sayılı taşınmazları bulunduğu, bunlardan 1212 parsel dışındakilerin 3402 sayılı Kanun gereği yenileme kadastrosu ile oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda yenileme kadastrosu ile oluşan parsellerin mahkemece tespit edilen taşınmazlar ile ilgisinin tespiti ve 1212 parselin de tapu kayıtlarının getirtilmesi ile terekenin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yazılı şekilde hükümde terekenin tespitine ilişkin bir hüküm kurulmamış olması ve terekenin tespitine ilişkin yetersiz araştırma ile yetinilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 11.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tereke Hukukunda Koruma Sistemi

Miras hukukunda tereke, murisin ölüm anındaki malvarlığının tamamını ifade eden hukuki bir bütün olup, bu bütünün doğru ve eksiksiz şekilde belirlenmesi miras hukukunun temel amaçlarından biridir. Türk Medeni Kanunu sistematiğinde terekeye ilişkin düzenlemeler yalnızca paylaşım aşamasına yönelik olmayıp, aynı zamanda paylaşım öncesi koruyucu nitelikte bir dizi tedbiri de kapsamaktadır. Bu tedbirlerin başında terekenin tespiti, korunması ve defter tutulması gelmektedir.

Tereke tespiti işlemi, mirasçılar arasındaki olası uyuşmazlıkların önlenmesi, malvarlığının kaybolmasının engellenmesi ve murisin ölüm anındaki ekonomik durumunun objektif şekilde ortaya konulması açısından kritik öneme sahiptir. Bu yönüyle tereke tespiti, maddi hukuk anlamında bir hak tesis etmeyen, ancak ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda güçlü bir delil niteliği taşıyan koruma önlemidir.

Tereke Tespiti Hukuki Niteliği

Tereke tespiti, Türk Medeni Kanunu’nun 589 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma önlemleri kapsamında değerlendirilir. Bu işlem, maddi anlamda bir mülkiyet devri veya hak belirlemesi oluşturmaz; yalnızca mevcut malvarlığının tespit edilmesini amaçlayan bir hukuki süreçtir.

Yargıtay içtihatlarına göre tereke tespiti, delil tespiti niteliğinde olup istihkak davası gibi hak sahibini belirleyen bir yargılama değildir. Bu nedenle mahkemenin görevi, terekeye dahil olduğu iddia edilen tüm malvarlığı unsurlarını belirlemek, kayıt altına almak ve gerektiğinde korunmasını sağlamaktır. Bu yönüyle tereke tespiti, miras hukukunda hem koruyucu hem de hazırlayıcı bir fonksiyon icra eder. Özellikle paylaşım öncesi dönemde malvarlığının kaybolması, gizlenmesi veya devredilmesi riskine karşı önemli bir güvence mekanizmasıdır.

Mahkemenin Araştırma Yükümlülüğü

Tereke tespiti davalarında mahkemeler geniş bir araştırma yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, yalnızca tarafların beyanlarıyla sınırlı değildir; aynı zamanda resmi kurumlar nezdinde re’sen araştırma yapılmasını da zorunlu kılar. Mahkeme, terekenin tam ve eksiksiz şekilde belirlenebilmesi için tapu kayıtlarını incelemek, banka hesaplarını araştırmak, şirket ortaklık ve hisselerini tespit etmek, vergi ve ticaret sicili kayıtlarını değerlendirmek ve taşınır ve taşınmaz malvarlığını belirlemek zorundadır. Bu araştırma yükümlülüğü, tereke tespiti işleminin amacının gerçekleşmesi için zorunlu bir unsurdur.

Özellikle mirasçılar tarafından bildirilen malvarlığı unsurlarının dışında kalan varlıkların araştırılmaması, tereke tespitinin eksik yapılması sonucunu doğurur ve bu durum hukuka aykırı kabul edilir.

Tereke Defteri ve Kayıt Sistemi

Tereke tespiti sürecinde en önemli unsurlardan biri defter tutulmasıdır. Tereke defteri, murisin ölüm anındaki malvarlığının sistematik ve denetlenebilir şekilde kayıt altına alınmasını sağlar.

Bu kapsamda mahkeme tarafından:

Bu sistem, terekenin güvenliğini sağladığı gibi ileride açılacak miras paylaşımı davaları için de temel veri setini oluşturur.

TMK 589 Kapsamı

Türk Medeni Kanunu m.589, terekenin korunmasına ilişkin temel düzenlemeyi içerir. Bu madde uyarınca mahkeme, murisin ölümünden sonra terekenin korunması için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük kamu düzenine ilişkin olup, mahkemenin takdirine bırakılmamıştır. Koruma önlemleri kapsamında tereke mallarının tespiti, muhafaza altına alınması, gerektiğinde satış yoluyla paraya çevrilmesi ve kayıt altına alınması gibi işlemler yer alır. Bu düzenleme, miras hukukunda malvarlığının korunmasını ve adil paylaşımın sağlanmasını amaçlar.

Tereke Tespitinin Sürekliliği

Tereke tespiti, belirli bir süreye bağlı olmayan bir koruma önlemidir. Tereke paylaşılmadığı sürece ve bu önlemin alınması mümkün olduğu müddetçe talep edilebilir. Bu özellik, tereke tespitinin dinamik ve sürekli bir koruma mekanizması olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle tereke tespiti, yalnızca ölüm anına ilişkin bir işlem değil, aynı zamanda miras paylaşım sürecinin tamamını güvence altına alan bir hukuki araçtır.

Eksik Araştırmanın Hukuki Sonucu

Tereke tespitinde eksik araştırma yapılması, kararın hukuka aykırı hale gelmesine neden olur. Özellikle banka hesaplarının araştırılmaması, yurt dışı malvarlığının incelenmemesi, şirket varlıklarının tespit edilmemesi ve tapu kayıtlarının eksik incelenmesi gibi durumlar, terekenin tam olarak belirlenmesini engeller. Bu eksiklikler, tereke tespitinin amacına aykırı olup, Yargıtay tarafından bozma sebebi olarak kabul edilmektedir.

Tereke Tespiti ve Delil Niteliği

Tereke tespiti işlemi, maddi hukuk bakımından hak doğuran bir işlem değildir. Bu nedenle istihkak davası ile karıştırılmamalıdır. Tereke tespiti yalnızca delil oluşturma fonksiyonu taşır. Bu kapsamda hak sahipliği belirlenmez, mülkiyet devri gerçekleşmez, sadece mevcut durum kayıt altına alınır. Bu özellik, tereke tespitini miras hukukunda teknik bir koruma aracı haline getirmektedir.

Tereke Tespiti Hakkında Soru Cevaplar

Tereke tespiti ne amaçla yapılır?

Tereke tespiti, murisin ölüm anındaki malvarlığının eksiksiz şekilde belirlenmesi ve ileride doğabilecek miras uyuşmazlıklarının önlenmesi amacıyla yapılır.

Tereke tespiti hangi hukuki niteliktedir?

Tereke tespiti, delil tespiti niteliğinde bir koruma önlemidir ve maddi hukuk açısından hak doğurmaz.

Mahkeme hangi araştırmaları yapmak zorundadır?

Mahkeme, tapu, banka, şirket, vergi ve diğer resmi kayıtları inceleyerek terekeye dahil tüm malvarlığını belirlemek zorundadır.

Tereke tespiti neden önemlidir?

Çünkü mirasın adil paylaşımı ancak tam ve doğru bir malvarlığı tespiti ile mümkündür. Eksik tespit, mirasçılar arasında ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.

Hukuki Değerlendirme ve Sonuç

Tereke tespiti, miras hukukunun en önemli koruma mekanizmalarından biridir ve yalnızca şekli bir işlem değil, aynı zamanda kapsamlı bir araştırma ve koruma sürecidir. Mahkemelerin bu süreçte re’sen araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır ve terekenin eksiksiz şekilde belirlenmesi kamu düzenine ilişkin bir zorunluluktur.

Yargıtay içtihatları, tereke tespitinde eksik araştırma yapılmasını hukuka aykırı kabul etmekte ve özellikle yurt dışı varlıklar, şirket hisseleri ve taşınmaz kayıtlarının araştırılmamasını bozma nedeni saymaktadır. Bu yaklaşım, miras hukukunda şeffaflık, güvenlik ve adalet ilkelerinin korunmasını sağlamaktadır. Sonuç olarak tereke tespiti, miras hukukunun yalnızca teknik bir aşaması değil, aynı zamanda mirasın doğru ve adil paylaşımının temelini oluşturan vazgeçilmez bir hukuki kurumdur.