TÜZEL KİŞİ TACİR VE TÜKETİCİ KREDİLERİ
Ticari hayatın dinamikleri, şirketlerin finansal kaynaklara erişimini ve bu kaynakları kullanırken tabi oldukları hukuki rejimleri belirler. Şirketler, faaliyetlerini sürdürebilmek, yatırım yapmak veya nakit akışını yönetmek amacıyla bankalardan sık sık krediler alırlar. Ancak, bir ticaret şirketinin (anonim şirket, limited şirket vb.) yetkili temsilcisi vasıtasıyla, şirket kaşesi altında imzaladığı kredi sözleşmelerinde zaman zaman hukuki uyuşmazlıklar yaşanmaktadır. Bazı şirketler, aldıkları kredinin faiz oranlarına veya masraflarına karşı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümlerine sığınarak "tüketici mahkemelerinde" davalar açmakta, sözleşmenin üzerinde "Tüketici Kredisi Sözleşmesi" yazmasını buna gerekçe göstermektedirler. Peki, bir ticaret şirketi hukuken "tüketici" sıfatını kazanabilir mi? Şirketin imzaladığı sözleşmenin başlığında "tüketici" ibaresinin yer alması, şirketi tüketici kanunu koruması altına almaya yeterli midir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu makaleye konu olan emsal ve ticaret hukukunun temel taşlarını oturtan tarihi içtihadı, bu tartışmalara kesin ve dogmatik bir son vermektedir. Karar uyarınca; tüzel kişi tacirlerin barınma, gıda, giyinme, aile gibi özel insani ihtiyaçları olamayacağından, şirketlerin özel hayatına ilişkin adi borç ilişkileri kurması hukuken imkansızdır. Bir ticaret şirketi, sözleşmenin başlığı ne olursa olsun asla tüketici sayılamaz. Şirketlerin tüm işlemleri ticari olup, "basiretli bir iş adamı" gibi davranma külfeti altındadırlar.
Uygulamada, bankaların bireysel pazarlama birimleri, şirket ortaklarına veya doğrudan şirket tüzel kişiliğine şablon olarak hazırladıkları "tüketici kredisi" sözleşmelerini imzalatmaktadırlar. Bu durum, şirketlerin gelecekte bir uyuşmazlık çıktığında, tüketici hakem heyetlerine başvurarak masraf iadesi talep etmelerine veya Tüketici Mahkemelerinde daha harçsız ve avantajlı davalar açmalarına zemin hazırlamaktaydı. İlk derece mahkemeleri de bazen sırf sözleşme başlığında "tüketici" kelimesini görerek kendilerini görevli saymaktaydılar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise ticaret hukukunun kanuniyetini koruyan muazzam bir saptama yapmaktadır. Anonim ve limited şirketler, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 16 uyarınca "kanunen tacirdirler". Tacir olmanın getirdiği büyük nimetlerin yanında çok ağır külfetleri de vardır. Bu külfetlerin en başında TTK m. 18/2’de düzenlenen "basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü" gelir. Şirketler sözleşme yaparken başlığına değil, altındaki şirket kaşesine ve ticari niteliğe bakmalıdır. İmza atılan evrakta ne yazarsa yazsın, o kredi ticari kredidir ve şirket tüketici korumasından yararlanamaz. Görevli mahkeme ise Ticaret Mahkemesidir.
TÜZEL KİŞİ TACİRİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Türk Ticaret Kanunu dairesinde tacirler; "gerçek kişi tacirler" ve "tüzel kişi tacirler" olmak üzere ikiye ayrılır. Ticaret şirketleri (kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketler) tüzel kişi tacirlerin en tipik örnekleridir.
Gerçek kişilerin aksine, tüzel kişi tacirlerin biyolojik ve insani varlıkları yoktur. Onlar, hukuk düzeninin belirli bir ekonomik ve ticari amacı gerçekleştirmek üzere yarattığı itibari (hukuki) şahsiyetlerdir. Şirketlerin tek varoluş sebebi ticari kazanç elde etmek veya bu amaca hizmet etmektir. Bu nedenle, şirketlerin insani eylemleri olamaz.
TİCARİ İŞLEMLERİN MUTLAK TİCARİ KARAKTERİ
Türk Ticaret Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca, bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Gerçek kişi tacirler, yaptıkları bir işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını beyan ederek adi borç ilişkisi kurabilirler.
Ancak bu durum tüzel kişi tacirler (şirketler) için geçerli değildir. Ticaret şirketleri için "özel hayat" veya "adi borç ilişkisi" alanı yoktur. Doğrudan ticari amaçla yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, bir şirketin taraf olduğu tüm hukuki işlemler mutlak surette "ticari iş" niteliğindedir. Şirketin kırtasiye malzemesi alması da, şirket adına kredi çekilmesi de aynı derecede ticari faaliyettir.
BASİRETLİ İŞ ADAMI GİBİ DAVRANMA KÜLFETİ
Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen "basiretli iş adamı gibi davranma", ticaret hukukunun en temel ve en ağır objektif özen borcudur.
Basiretli iş adamı ölçütü; tacirin, kendi ticari işletmesiyle ilgili tüm faaliyetlerinde, aynı sektördeki ileri görüşlü, tedbirli, piyasa koşullarını iyi analiz eden orta zekalı bir iş adamının göstermesi gereken özeni göstermesidir. Şirketler, imzaladıkları sözleşmelerin içeriğini, faiz oranlarını ve doğacak riskleri bilmek ve öngörmek zorundadır. "Biz sözleşmeyi okumadan imzaladık" veya "tüketici zannediyorduk" gibi savunmalar basiretli tacir ilkesiyle tamamen çelişir ve mahkemelerce dinlenmez.
TÜKETİCİ KANUNU KAPSAMI DIŞINDA KALMA
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), sadece "tüketicileri" korumayı amaçlar. Kanundaki tüketici tanımı son derece nettir ve tacirleri bu çemberin tamamen dışında bırakır.
TKHK m. 3 uyarınca tüketici; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" ifade eder. Ticaret şirketleri kanunen tacir oldukları ve tüm işleri ticari sayıldığı için, hiçbir zaman "ticari veya mesleki olmayan amaçla" hareket ettikleri kabul edilemez. Dolayısıyla, tüzel kişi tacirler (şirketler) hiçbir koşulda tüketici kanununun koruyucu şemsiyesi altına alınamazlar.
TÜKETİCİ KREDİSİ BAŞLIĞININ HUKUKİ ETKİSİ
Hukukumuzda sözleşmelerin nitelendirilmesinde "irade beyanlarının yorumu" ve "maddi gerçeğin tespiti" esastır. Borçlar Kanunu uyarınca, tarafların sözleşmeye verdikleri isim veya başlık hakimi bağlamaz.
Emsal kararda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kuralı mükemmel bir şekilde uygulamıştır. Şirketin altına kaşe basarak imzaladığı bir kredi sözleşmesinin üzerinde "Tüketici Kredisi" yazıyor olması, o kredinin niteliğini asla tüketici kredisi yapmaz. Sözleşmenin başlığı ne olursa olsun, asıl borçlunun şirket kaşesiyle imza atan bir tacir olması nedeniyle, o kredi mutlak olarak bir "ticari kredi"dir. Başlık maddi gerçeği değiştiremez.
TACİR OLMANIN NİMETİ VE KÜLFETLERİ
Ticari hayat, haklar ve yükümlülükler dengesi üzerine kuruludur. Tacir sıfatını kazanan şirketler, sınırsız ciro yapma, marka değeri yaratma, vergisel avantajlar gibi birçok nimete kavuşurlar.
Ancak bu nimetlerin karşılığında çok ciddi yasal külfetlere de katlanmak zorundadırlar. TTK m. 20-25 maddelerinde düzenlenen; defter tutma, basiretli davranma, fatura düzenleme, tebliğleri belirli sürelerde yapma gibi yükümlülükler tacir sıfatına bağlanan külfetlerdir. Şirketler hem tacir olmanın nimetlerinden yararlanıp hem de zora düştüklerinde tüketici gibi davranarak külfetlerden kaçamazlar.
TÜRK TİCARET KANUNU VE YASAL MEVZUAT
Tacirlik sıfatını ve basiretli iş adamı yükümlülüğünü düzenleyen temel emredici kanun maddeleri şu şekildedir:
TTK Madde 16/1 -
"Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar."
TTK Madde 18/2 -
"Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerekir."
Bu yasal düzenlemeler, ticari hayatın güvenliğinin ve sözleşmelere bağlılığın temel anayasasıdır.
HMK UYARINCA DELİL VE İSPAT
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, şirketlerin kredi sözleşmelerinden doğan davalarında ispat yükü ve görevli mahkemenin belirlenmesi kuralları çok sıkı usullere tabidir. Mahkeme, HMK dairesinde şu denetimleri yapar:
HMK m. 1 uyarınca, mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir ve davanın her aşamasında re'sen gözetilir. Davacı şirket, tüketici mahkemesinde dava açmışsa, tüketici hakimi HMK uyarınca derhal dosyadaki imza ve kaşe durumunu denetler. Eğer imza şirket kaşesi üzerine atılmışsa, hakim HMK uyarınca görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne göndermek zorundadır. HMK delillerin sunulması kuralları dairesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde ticari defterlerin incelenmesi (HMK m. 222) talep edilir. Ticari defterler tacirler arasında kesin delil niteliğindedir. Tüketici hukukundaki kolaylaştırılmış ispat kuralları yerine, HMK ve TTK'nın sıkı ticari ispat kuralları uygulanır.
HUKUKİ YORUMLAR VE YARGISAL SONUÇLAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu tarihi ve sarsılmaz emsal kararı, Türk ticaret hukukunun en temel direği olan "sözleşme serbestisi ve ticari güvenlilik" ilkelerini koruyan muazzam bir içtihattır. Karar, şirketlerin tüketici mahkemelerini meşgul etmesini kesin olarak engellemiştir.
Sonuç olarak; tüzel kişi tacir olan şirketlerin barınma, gıda, giyinme gibi insani ihtiyaçları olamayacağından, yaptıkları tüm işlemler ticari nitelik taşır ve adi borç ilişkisi kuramazlar. Şirket adına yetkili temsilci tarafından kaşe basılarak imzalanan kredi sözleşmelerinin başlığında "Tüketici Kredisi" yazsa dahi, bu durum kredinin ticari niteliğini değiştirmez. Şirketler tüketici koruma kanunlarından yararlanamazlar ve uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu kararla hem tüketici mahkemelerinin asli kuruluş amacını (gerçek bireyleri koruma) muhafaza etmiş hem de ticari hayatta basiretli davranma ilkesini yücelterek Türk hukuk düzenine paha biçilemez bir katkı sunmuştur.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Hayır, sayılmazsınız. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, imza şirket kaşesiyle atıldığı için kredi başlığı ne olursa olsun hukuken ticari kredidir ve şirketiniz asla tüketici haklarından yararlanamaz.
Şirketler kanunen tacir olduklarından ve işlemler ticari iş sayıldığından, bankayla olan kredi uyuşmazlıklarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi değil, Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Çünkü şirketler biyolojik insan değildir; barınma, gıda, giyinme, aile gibi kişisel ve insani özel ihtiyaçları yoktur. Şirketlerin varoluş amacı ticari faaliyet yürütmektir. Bu yüzden tüm finansal işlemleri mutlak ticari iş sayılır.
Tacirin ticaretine ait tüm faaliyetlerinde tedbirli, öngörülü, piyasa şartlarını iyi bilen ve sözleşme şartlarını tam analiz eden bir profesyonel gibi hareket etmesidir. Şirketler "bu maddeyi anlamamıştık" gibi bahanelerle sözleşmeden dönemezler.
Hayır, başvuramazsınız. Tüketici Hakem Heyetleri sadece 6502 sayılı Kanun kapsamındaki tüketicilerin başvurularını kabul eder. Şirketlerin başvuruları hakem heyetlerince görev yönünden doğrudan reddedilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.