avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

UYUŞTURUCU TİCARETİ VE İSPAT KRİTERLERİ

Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları, toplumun genel sağlığını ve kamu düzenini hedef alan en ağır suç kategorilerinden biri olarak Türk Ceza Kanunu'nda geniş bir yer tutmaktadır. Ancak ceza yargılamasında en kritik ayrım noktası, ele geçirilen uyuşturucu maddenin kişisel kullanım amacıyla mı yoksa ticari bir gaye ile mi bulundurulduğunun saptanmasıdır. Bu ayrım, sanığın alacağı cezanın miktarından infaz rejimine kadar her şeyi kökten değiştirmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, bu ayrımı yaparken sadece madde miktarına değil, failin ekonomik durumundan maddenin saklanış biçimine kadar uzanan çok katmanlı bir kriterler silsilesi uygulamaktadır.

Ceza hukukunda "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi sarsılmaz bir kural olsa da, uyuşturucu ticareti gibi toplumsal tehlikesi yüksek suçlarda mahkemeler, somut olayın hayatın olağan akışıyla uyumunu titizlikle denetler. Maddenin piyasa değeri, sanığın beyan ettiği gelir seviyesi, uyuşturucunun ev içerisinde gizlendiği yerlerin niteliği ve farklı türdeki maddelerin bir arada bulunması, yargılamanın seyrini belirleyen "karine" niteliğinde deliller sunar. Bu makalemizde, uyuşturucu madde ticareti suçunun ispatında kullanılan temel kriterleri, Yargıtay'ın kişisel kullanım sınırına yaklaşımını ve delil değerlendirmesindeki güncel hassasiyetleri akademik bir derinlikle ele alacağız.

UYUŞTURUCU TİCARETİ VE KULLANIM AYRIMI

Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesi uyuşturucu ticareti suçunu, 191. maddesi ise kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu düzenlemektedir. Bu iki madde arasındaki hukuki sınırın tespiti, failin "subjektif kastına" dayanır. Ancak failin iç dünyasındaki kastı doğrudan bilmek mümkün olmadığından, mahkemeler dış dünyaya yansıyan objektif bulgulardan hareket ederler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza daireleri, bu ayrımı yaparken beş temel ölçütü esas almaktadır: uyuşturucu maddenin miktarı, bulunduruluş biçimi, bulundurulduğu yer, failin uyuşturucu kullanıcısı olup olmadığı ve failin sosyo-ekonomik durumu.

Bir eylemin ticaret suçunu oluşturabilmesi için failin maddeyi satma, devretme veya tedarik etme amacı gütmesi şarttır. Bu amaç, bazen sanığın doğrudan bir tanığa satış yaparken yakalanmasıyla ispatlanır, bazen de evde bulunan hassas terazi ve paketleme malzemeleriyle dolaylı yoldan saptanır. Ancak en karmaşık durumlar, sanığın "satış" anında yakalanmadığı, sadece ikametinde madde ele geçirildiği hallerdir. Bu durumlarda yargılama, maddenin kişisel ihtiyaçları aşan bir boyutta olup olmadığı ve bu boyuttaki bir maddenin sıradan bir kullanıcı tarafından neden o şekilde muhafaza edildiği sorusu üzerinden şekillenir.

KİŞİSEL KULLANIM SINIRI VE MİKTAR

Uyuşturucu madde yargılamalarında "kişisel kullanım sınırı" kavramı, her ne kadar kanunda rakamsal bir değer olarak yer almasa da, Yargıtay ve Adli Tıp Kurumu uygulamalarıyla somutlaşmıştır. Örneğin esrar maddesi için yıllık 600-700 gram civarındaki miktarlar (günlük 2 gram hesabıyla) kişisel kullanım sınırında kabul edilebilmektedir. Ancak bu rakamlar mutlak değildir. Maddenin cinsi, sentetik olup olmaması ve etki gücü bu sınırı doğrudan etkiler. Eroin, kokain veya metamfetamin gibi maddelerde kullanım sınırları gram düzeyinde çok daha düşüktür.

Miktarın kullanım sınırının üzerinde olması, ticaret suçuna dair kuvvetli bir belirtidir ancak tek başına mahkumiyet için yeterli görülmeyebilir. Yargıtay, miktarın yanında mutlaka destekleyici diğer unsurları da arar. Eğer bir kişi, yıllık kullanım sınırının iki katı maddeye sahipse ve bu maddeyi satışa hazır küçük paketçikler halinde değil de blok halinde saklıyorsa, mahkeme "neden bu kadar çok?" sorusunun yanında "satışa dair başka ne var?" sorusunu da sormak zorundadır. Ancak miktar, failin ekonomik gücüyle birlikte değerlendirildiğinde çok daha anlamlı bir delile dönüşür.

EKONOMİK DURUM VE PİYASA DEĞERİ

Failin sosyo-ekonomik durumu ile ele geçirilen uyuşturucunun piyasa değeri arasındaki ilişki, uyuşturucu ticareti davalarının en belirleyici delillerinden biridir. Yargıtay, sanığın beyan ettiği meslek ve gelir seviyesi ile sahip olduğu uyuşturucu maddenin toplam maliyeti arasında hayatın olağan akışına aykırı bir uçurum olup olmadığını inceler. Örneğin, hurdacılık yaptığını ve asgari ücret seviyesinde bir geliri olduğunu beyan eden bir kişinin evinde, piyasa değeri yüz binlerce lirayı bulan uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi, ticaret suçuna dair sarsılmaz bir karine oluşturur.

Bir kullanıcının, aylık gelirinin on katı değerindeki bir maddeyi "kendi kullanımı için" biriktirmiş olması, ekonomik rasyonaliteye aykırıdır. Bu durum, failin bu maddeyi bir yerden tedarik ettiğini ve bu finansmanı muhtemelen ticaret döngüsü içerisinde sağladığını gösterir. Mahkemeler, sanığın mali profili ile suç konusu eşyanın değerini karşılaştırarak, sanığın "sadece kullanıcıyım" savunmasının samimiyetini ölçerler. Ekonomik orantısızlık, ticaret kastının ispatında kullanılan en somut objektif kriterlerden biridir.

GİZLEME BİÇİMİ VE ZULA KAVRAMI

Uyuşturucu maddenin ev veya iş yeri içerisinde nasıl muhafaza edildiği, failin niyetini ele veren en önemli ipuçlarını taşır. Bir kullanıcı için uyuşturucu, günlük ihtiyacını karşılayacağı, kolayca ulaşabileceği bir yerdedir. Ancak maddenin "zula" denilen gizli bölmelerde, örneğin duvar içlerinde, zemin altında veya bir eşyanın (örneğin bir davulun, elektrik süpürgesinin veya mobilyanın) içine özenle gizlenmiş vaziyette bulunması, ticaret amacının dışa vurumu olarak kabul edilir.

Özellikle maddenin farklı türlerinin (örneğin aynı anda metamfetamin, eroin ve sentetik kannabinoid) bir arada ve gizlenmiş şekilde bulunması, "çeşitlilik" kriteri gereği ticaret suçunu destekler. Kullanıcılar genellikle tek bir tür maddeye bağımlıdır. Birden fazla ve farklı etki grubundaki maddenin stoklanması, farklı müşteri kitlelerine hitap etme amacını düşündürür. Ayrıca uyuşturucunun paketlenme biçimi (fişekleme), hassas terazi varlığı ve maddenin saklandığı yerdeki diğer suç aletleri, gizleme eyleminin basit bir muhafazadan öte, ticari bir organizasyonun parçası olduğunu kanıtlar.

ZİNCİRLEME SUÇ VE HUKUKİ NİTELİK

Uyuşturucu madde ticareti suçunda, failin kısa zaman aralıklarıyla birden fazla kişiye satış yapması veya aynı kişiye farklı zamanlarda uyuşturucu tedarik etmesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinde düzenlenen "Zincirleme Suç" (Teselsül) hükümleri uygulanır. Bu durumda, sanığa tek bir suçtan ceza verilir ancak bu ceza belirli bir oranda (dörtte birden dörtte üçe kadar) artırılır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için her bir eylemin ayrı bir suç teşkil edecek nitelikte olması ve bu eylemlerin aynı suç işleme kararı icrası kapsamında gerçekleştirilmesi gerekir.

Yargıtay, fiziki takip ve teknik araçlarla yapılan izlemelerde, sanığın farklı günlerde farklı kişilere madde verdiğinin saptanması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını hukuka uygun bulmaktadır. Ancak her bir "satış" eyleminin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmış olması şarttır. Sadece bir kez yakalanan ve evinde yüklü miktarda madde bulunan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; burada tek bir "bulundurma suretiyle ticaret" suçu söz konusudur. Teselsül, ancak fiilî bir tekrarlanma ve her eylemin bağımsız bir satış iradesini yansıtması durumunda gündeme gelir.

DELİL DEĞERLENDİRMESİ VE İSPAT YÜKÜ

Ceza yargılamasında ispat yükü iddia makamındadır. Uyuşturucu ticareti suçunda bu yük; fiziki takip tutanakları, tanık beyanları, teşhisler ve ekspertiz raporları ile karşılanır. Fiziki takip sırasında sanıktan madde aldığı iddia edilen tanıkların, soruşturma aşamasında sanığı teşhis etmeleri ve maddeyi sanıktan aldıklarını beyan etmeleri, ticaretin en doğrudan delilidir. Yargıtay, bu tanık beyanlarının diğer yan delillerle (arama sonucunda evde ele geçen benzer maddeler vb.) desteklenmesi halinde mahkumiyet için yeterli görmektedir.

Arama ve el koyma işlemlerinin usulüne uygun yapılması, delillerin hukuka uygunluğunu belirler. Usulüne uygun bir adli arama kararı olmaksızın elde edilen uyuşturucu maddeler "yasak delil" niteliğinde olup hükme esas alınamaz. Ancak usulüne uygun yapılmış bir aramada, sanığın kendi ikametindeki maddeleri kabul etmesi ve bu maddelerin miktarı ile gizlenme biçiminin yukarıdaki kriterlerle örtüşmesi durumunda, tutanak mümzisi polis memurlarının duruşmada dinlenmemesi gibi usulî eksiklikler, somut gerçeğin saptanmış olması karşısında bozma nedeni sayılmayabilir. İspat, delillerin bir bütün olarak hayatın gerçekleriyle harmanlanması sürecidir.

Sonuç olarak; uyuşturucu madde ticareti suçu, ispatı en titiz çalışmayı gerektiren alanlardan biridir. Adalet sistemi, bir bağımlıyı "tacir" gibi cezalandırmaktan kaçındığı kadar, bir zehir tacirinin "kullanıcıyım" savunmasının arkasına sığınmasına da izin vermez. Yargıtay'ın miktarı aşan, ekonomik güçle orantısız, gizli bölmelerde saklanan ve çeşitlilik arz eden uyuşturucu maddeler konusundaki katı tutumu, uyuşturucuyla mücadelenin hukuki zeminini oluşturmaktadır. Her somut olay, kendi iç dinamikleriyle bu kriterler süzgecinden geçirilmeli ve vicdani kanaat bu objektif veriler ışığında oluşturulmalıdır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Evimde bulunan uyuşturucu miktarı kişisel kullanım sınırının üzerindeyse mutlaka ticaret suçundan mı ceza alırım?

Sadece miktar tek başına yeterli değildir. Ancak miktar sınırı aşıldığında ticaret kastına dair bir karine oluşur. Eğer maddenin saklanış biçimi (zula), paketlenmesi (fişek), ekonomik durumunuzla orantısızlığı gibi diğer deliller de varsa ticaret suçundan mahkumiyet olasılığı yüksektir.

2. Farklı türdeki uyuşturucu maddelerin bir arada bulunması neyi değiştirir?

Yargıtay bunu "çeşitlilik" kriteri olarak değerlendirir. Bir kullanıcının genellikle tek bir maddeye bağımlı olması beklenir. Metamfetamin, esrar ve eroin gibi farklı grupların bir arada bulunması, kullanıcı savunmasını zayıflatır ve ticaret amacını güçlendirir.

3. Ekonomik durumun uyuşturucu davasıyla ne ilgisi var?

Mahkeme, sanığın geliri ile uyuşturucunun değerini karşılaştırır. Geliri düşük birinin evinde piyasa değeri çok yüksek madde bulunması, bu kişinin bu maddeyi "kullanım için" satın almasının imkansız olduğunu gösterir ve ticaretin finansmanına işaret eder.

4. Fiziki takipte uyuşturucu sattığım iddia ediliyor ama üzerimde terazi bulunmadı. Ceza alır mıyım?

Evet, hassas terazi ticaretin güçlü bir delilidir ama şart değildir. Fiziki takipte sanıktan madde aldığı görülen ve durdurulan tanığın beyanı, teşhisi ve rızaen teslim ettiği madde, ticaret suçunun sübutu için yeterli görülebilmektedir.

5. Zincirleme suç (teselsül) hükümleri uyuşturucu davalarında cezayı nasıl etkiler?

Eğer sanığın farklı zamanlarda birden fazla satış yaptığı kanıtlanırsa, TCK 43 uyarınca tek bir ceza belirlenir ancak bu ceza 1/4'ten 3/4'e kadar artırılır. Bu da sanığın çok daha ağır bir hapis cezasıyla karşı karşıya kalması demektir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
8. Ceza Dairesi 2024/2362 E. , 2024/8041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2705 E., 2022/2182 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ 1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.03.2022 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi uyarıca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2. Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/187 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.12.2022 tarihli ve 2022/2705 Esas, 2022/2182 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz talepleri; sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı, delil değerlendirmesinin hatalı olduğu, tutanak mümzilerinin dinlenmediği, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği, uyuşturucuların kişisel kullanım sınırı içerisinde olduğu bu nedenle hükmün bozulması ve sanığın tahliyesine karar verilmesi gerektiği gerekçelerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Dava konusu olay; 25.12.2021 tarihinde uyuşturucu ticareti yaptığı yönünde istihbari bilgi bulunması nedeniyle sanığın ikametinin polis memurlarınca izlendiği sırada tanığın ikamet önünde sanık ile buluşup beraber ikamet içerisine girdikleri kısa süre sonra ikamette çıkıp ayrıldıkları devamla durdurulan tanığın üzerindeki esrar uyuşturucu maddesini rızaen teslim ettiği ve bu maddeyi sanıktan aldığını beyan ettiği birinci olayda, 03.01.2021 tarihinde uyuşturucu ticareti yaptığı yönünde istihbari bilgi bulunması nedeniyle sanığın ikametinin polis memurlarınca izlendiği sırada tanığın ikamet önünde sanık ile buluşup beraber ikamet içerisine girdikleri kısa süre sonra ikamette çıkıp ayrıldıkları devamla durdurulan tanığın üzerindeki sentetik kannabinoid uyuşturucu maddesini rızaen teslim ettiği ve bu maddeyi sanıktan aldığını beyan ettiği ikinci olayda; 04.01.2021 tarihinde sanığın ikametinde gerçekleştirilen arama soncunda kişisel kullanım sınırının üzerinde sentetik kannabinoid ve metamfetamin maddelerinin ele geçirildiği üçüncü olayda, bu suretlede sanığın eyleminin uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu iddiasına ilişkindir. 2. Dava dosyası kapsamında, sanık savunmaları, olay ve arama tutanakları, uyuşturucu maddelere ilişkin uzmanlık raporları, fiziki takip tutanakları, teşhis tutanakları, tanık beyanları mevcuttur. Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 25.12.2021 tarihinde uyuşturucu ticareti yaptığı yönünde istihbari bilgi bulunması nedeniyle sanığın ikametinin polis memurlarınca izlendiği sırada tanığın ikamet önünde sanık ile buluşup beraber ikamet içerisine girdikleri kısa süre sonra ikamette çıkıp ayrıldıkları devamla durdurulan tanığın üzerindeki esrar uyuşturucu maddesini rızaen teslim ettiği ve bu maddeyi sanıktan aldığını beyan ettiği birinci olayda, 03.01.2021 tarihinde uyuşturucu ticareti yaptığı yönünde istihbari bilgi bulunması nedeniyle sanığın ikametinin polis memurlarınca izlendiği sırada tanığın ikamet önünde sanık ile buluşup beraber ikamet içerisine girdikleri kısa süre sonra ikamette çıkıp ayrıldıkları devamla durdurulan tanığın üzerindeki sentetik kannabinoid uyuşturucu maddesini rızaen teslim ettiği ve bu maddeyi sanıktan aldığını beyan ettiği ikinci olayda; 04.01.2021 tarihinde sanığın ikametinde gerçekleştirilen arama soncunda kişisel kullanım sınırının üzerinde sentetik kannabinoid ve metamfetamin maddelerinin ele geçirildiği üçüncü olayda; olay ve arama tutanakları, uyuşturucu maddeler hakkındaki uzmanlık raporları, fiziki takip tutanakları, tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları, teşhis tutanakları, sanığın ikametinden ele geçirilen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırının üzerinde olması, hurdacılık yaptığını beyan eden sanıktan ele geçirilen maddenin piyasa değeri itibariyle mevcut ekonomik durumunun üzerinde bir karşılığı olması, sanığa ait ikametteki odada yer alan davul içinde gizlenmiş vaziyette ele geçirilmiş olması da nazara alındığında sanığın bu üç olay yönünden uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükümde taksitlendirilen adli para cezasının ödenmemesi halinde yapılacakların ihtarı hususu eleştirilip,bu konudaki hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin dava dosyasında gerçekleşen tüm olayları kapsar şekilde 25.12.2021, 03.01.2022, 04.01.2022 olarak belirtilmesi yerine, 20.12.2021 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. 2.Ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesi ile aynı Kanun'un 61 inci maddesi gereğince ... cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 3. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, kararında dayanak olarak gösterilen gerekçeler özellikle; olay ve arama tutanakları, uyuşturucu maddeler hakkındaki uzmanlık raporları, fiziki takip tutanakları, tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları, teşhis tutanakları, sanığın ikametinden ele geçirilen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırının üzerinde olması, sanıktan ele geçirilen maddenin piyasa değeri itibariyle sanığın ekonomik durumu ile orantılı kabul edilemeyeceği, sanığa ait ikametteki odada yer alan davul içinde gizlenmiş vaziyette ele geçirilmiş olması ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin suçun vasfına, suçun sübutuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, dava dosyası kapsamındaki delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı, sanık tarafından ikametinde ele geçen uyuşturucuların kendisine ait olduğu kabul edildiği ve sabit görülen uyuşturucu maddesi ticareti olaylarında ise tutanak mümzilerinin görgüye dayalı bir bilgisi bulunmadığı tutanak içeriğiyle de sabit olduğundan tutanak mümzilerinin dinlenmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.12.2022 tarihli ve 2022/2705 Esas, 2022/2182 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz itirazları ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2024 tarihinde karar verildi.