avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Vekâletin Kötüye Kullanılması ve Tapu İptali

Vekâlet Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Türk hukuk sisteminde vekâlet sözleşmesi, güven ilişkisine dayanan ve taraflar arasında yoğun bir sadakat borcu doğuran özel bir borç ilişkisidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen vekâlet sözleşmesi, vekilin vekil edenin iradesine uygun hareket etmesini, onun yararını gözetmesini ve dürüstlük kuralına uygun davranmasını zorunlu kılar.

Vekâlet ilişkisi, yalnızca teknik bir temsil yetkisi değil; aynı zamanda özen, sadakat ve hesap verme yükümlülüklerini içeren geniş kapsamlı bir hukuki sorumluluk alanıdır. Bu nedenle vekilin yetkisini aşması, kötüye kullanması veya vekil edenin iradesine aykırı işlem yapması halinde hukuki sonuçlar doğar.

Vekilin Sadakat ve Özen Borcu

6098 sayılı TBK’nın 506. maddesi, vekilin en temel yükümlülüklerini açık şekilde düzenlemiştir. Buna göre vekil, iş ve hizmetleri vekil edenin menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özen borcuna uygun şekilde yerine getirmek zorundadır.

Sadakat borcu, vekilin kendi menfaatini değil vekil edenin menfaatini öncelemesini gerektirir. Özen borcu ise benzer alanda faaliyet gösteren basiretli bir vekilin göstermesi gereken dikkat ve titizliği ifade eder. Bu iki yükümlülük birlikte değerlendirildiğinde, vekilin hukuki işlem tesis ederken geniş bir sorumluluk alanı altında olduğu görülmektedir.

Yargıtay uygulamasında vekilin bu borçlara aykırı davranması, doğrudan vekâlet görevinin kötüye kullanılması olarak nitelendirilmektedir.

Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması

Vekâlet görevinin kötüye kullanılması, vekilin kendisine verilen yetkiyi vekil edenin zararına olacak şekilde kullanmasıdır. Bu durum özellikle taşınmaz devri gibi ayni hak doğuran işlemlerde önem taşır.

Vekil, yetkisini kullanırken vekil edenin iradesini aşarsa veya onun zararına sonuç doğuracak şekilde işlem yaparsa, bu işlem hukuken tartışmalı hale gelir. Bu tür işlemler çoğu zaman tapu iptali ve tescil davalarının temelini oluşturur.

Yargıtay’a göre vekâletin kötüye kullanılması için yalnızca yetki aşımı değil, aynı zamanda vekilin vekâlet ilişkisinin güven ilkesine aykırı davranması da gerekir.

Tapu Sicilinde İyiniyet Koruması

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi, tapu siciline güven ilkesini düzenler. Buna göre tapu kaydına iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur.

Ancak aynı Kanun’un 1024. maddesi, yolsuz tescil durumunda iyiniyetin korunmayacağını açıkça belirtir. Özellikle üçüncü kişinin kötü niyetli olması veya yolsuz tescili bilmesi halinde, bu koruma ortadan kalkar.

Bu düzenleme, tapu sicilinin güvenilirliğini sağlamak ile hakkın kötüye kullanılmasını önlemek arasında denge kurmayı amaçlar.

İrade Bozukluğu ve Hukuki Sonuçları

Vekâlet ilişkilerinde irade bozukluğu, özellikle korkutma (ikrah), hile ve aldatma gibi durumlarla gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu kapsamında irade sakatlığı bulunan işlemler geçerlilik tartışmasına konu olur.

İrade bozukluğu halinde yapılan işlemler, hukuken geçersiz veya iptal edilebilir nitelikte kabul edilir. Bu tür durumlarda işlemin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı titizlikle değerlendirilir.

Yargıtay uygulamasında irade sakatlığı iddiaları, yalnızca soyut beyanlarla değil, somut delillerle desteklenmelidir.

Vekâlet ve Üçüncü Kişinin Durumu

Vekâlet ilişkilerinde üçüncü kişilerin hukuki durumu da büyük önem taşır. Özellikle taşınmaz devri işlemlerinde, üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı belirleyici rol oynar.

Eğer üçüncü kişi kötü niyetli ise, yani vekâletin kötüye kullanıldığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu durumda kazanımı korunmaz. Buna karşılık iyi niyetli üçüncü kişi, TMK 1023 kapsamında korunur.

Bu ayrım, tapu sicilinin güvenilirliği ile hakkaniyet arasında denge kurulmasını sağlar.

Vekâlet ve Hukuki İşlem Geçerliliği

Vekil tarafından yapılan işlemlerun geçerliliği, vekâletnamenin kapsamı ve kullanım amacı ile doğrudan ilişkilidir. Vekil, kendisine verilen yetki sınırları içinde hareket ettiği sürece yapılan işlemler geçerli kabul edilir.

Ancak yetkinin kötüye kullanılması halinde işlem hukuken tartışmalı hale gelir ve tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. Bu tür davalarda temel inceleme, vekilin iradeye uygun hareket edip etmediği ve işlemde dürüstlük kuralına uyulup uyulmadığıdır.

Sık Sorulan Sorular

Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedir?
Vekilin, kendisine verilen yetkiyi vekil edenin zararına olacak şekilde kullanmasıdır. Bu durum özellikle taşınmaz devri işlemlerinde önem taşır.

Tapu iptali davası hangi durumda açılır?
Vekâletin kötüye kullanılması, hile, ikrah veya yolsuz tescil gibi durumlarda tapu iptali ve tescil davası açılabilir.

İyi niyetli üçüncü kişi korunur mu?
Evet. TMK 1023 uyarınca tapu siciline güvenerek işlem yapan iyi niyetli üçüncü kişi korunur.

Vekâlet her zaman geçerli midir?
Vekâlet, yetki sınırları içinde ve vekil edenin iradesine uygun kullanıldığı sürece geçerlidir.

İrade sakatlığı nasıl ispatlanır?
İrade sakatlığı iddiası, tanık beyanı, yazılı delil ve somut olaylara dayalı güçlü kanıtlarla ispatlanmalıdır.

Genel Hukuki Değerlendirme

Vekâlet ilişkisi, güven esasına dayanan en hassas hukuki kurumlardan biridir. Bu nedenle vekilin sadakat ve özen borcu, hukuk düzeni içinde özel bir önem taşır. Yargıtay içtihatları, vekâlet yetkisinin kötüye kullanılması halinde işlemlerin iptal edilebileceğini, ancak iyi niyetli üçüncü kişilerin belirli şartlar altında korunacağını kabul etmektedir.

Tapu iptali ve tescil davalarında en kritik unsur, işlemin gerçek iradeye dayanıp dayanmadığının ve vekilin yetkisini dürüstlük kuralına uygun kullanıp kullanmadığının belirlenmesidir. Ayrıca irade bozukluğu iddialarının somut delillerle desteklenmesi zorunludur.

Sonuç olarak bu karar, vekâletin kötüye kullanılması, tapu siciline güven ilkesi ve irade sakatlığı kavramlarının uygulamadaki sınırlarını ortaya koyarak, hem borçlar hukuku hem de eşya hukuku bakımından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
1. Hukuk Dairesi 2022/5107 E. , 2022/7920 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince verilen 17.05.2022 tarihli ve 2021/1744 Esas, 2022/854 Karar sayılı kararı yasal süre içerisinde davalılar vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 06/12/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ..., davalılar ... v.d. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde, ticaretle uğraşan oğlunun piyasaya borçlandığını, borçluların kendilerine baskı ve tehdit oluşturduklarını, taşınmazın satılması halinde oğlunun borcunda ciddi bir miktar azalma olacağını söylediklerini, baskı ve zorlama ile kandırıldığını, taşınmazın bedelinin kendisine ödenmediğini, hem korkutma, hem de kandırılması ile davalı ...’i vekil tayin ettiğini, vekalet görevi kötüye kullanılarak taşınmazın davalı ...’a devredildiğini, ...’ın da kısa süre sonra taşınmazı davalı ...’e temlik ettiğini, onun da kira ödemeleri ya da taşınmazı tahliye etmeleri için kendilerine ihtarname gönderdiğini, yine baskı ile dava konusu taşınmaz için kira sözleşmesini okumadan imzaladığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde olduklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve ... cevap dilekçelerinde, ... ile davacının oğlunun ticari ilişkileri bulunduğunu, davacının oğlunun kendisine yüklü miktarda borçlandığını ve bu borçların bir kısmına karşılık olarak babasına ait dava konusu taşınmazın kendisine verilmesi konusunda anlaştıklarını, devrin yapılması için o an yanlarında olan ...’in vekil tayin edildiğini, devirden sonra da davacının oğlunun borçlarının evin bedeli kadar eksiltildiğini, tehdit, hile ve korkutma olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde, davalı ...’ın taşınmazı satacağını duyunca iletişime geçip anlaştıklarını, satış görüşmelerinde taşınmazın borca karşılık alındığını öğrendiğini, oğlunun davalı ... ile iş yaptığını, onun dışında bir ilişkileri olmadığını, baskı ve tehdit iddiası olmakla birlikte bunun kimler tarafından gerçekleştirildiğinin açıklanmadığını, bedelin tapuda düşük gösterildiğini, oğlunun düğün altınları ile yatırım amaçlı taşınmazın edinildiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra davacının birçok kez Afyonkarahisar’a gelerek görüştüğünü, kira sözleşmesi yaptıklarını, Nisan ayının kirasını gelince elden ödediğini, borçları rahatladığında taşınmazı tekrar almak istediğini bildirdiğini, kendisinin de o zaman yardımcı olacağını söylediğini, hile, korkutma ve baskının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı ve davalı taraf arasında düzenlenen vekaletin ikrah suretiyle gerçekleştiği, davacının davalı ... ile herhangi bir hukuki ilişkisinin bulunmadığı, davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, her iki satış sözleşmesinde de bedelin gerçek bedelin çok aşağısında gösterildiği, bu devre ilişkin bedellerin çok yüksek olduğu ve bedellerin ödendiğine dair davalıların bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. 2.İstinaf Nedenleri 2.1. Davalılar... ve ... istinaf dilekçesinde özetle, davacının oğlunun borçları nedeniyle taşınmazın devrinin yapıldığını, bu sebeple herhangi bir bedel ödenmediğini, davacının ne amaçla vekaletname verdiği hususunun açıklanmadığını, davacının taşınmaz devri sırasında hisse üzerindeki hacizleri kaldırdığını, Mahkemenin bu hususları araştırmadığını, verilen vekaletnamenin süreli olduğunu, dinlenen tanıkların davacının eşi ve çocukları olduğunu, hakkında Savcılığa yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiğini, Mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.2. Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle, diğer davalılar ile bir ortaklığının olmadığını, tehdit ve hile iddiasının ispatlanamadığını, davacının oğlu ile kendi oğlu arasında taşınmazın devrinden sonra da yumurta alış verişi yapıldığına dair mesajların bulunduğunu, tanık beyanlarının yanlı olduğunu, çelişki içerdiğini, taşınmazın kendisine satılması ve tahliye emrinin gönderilmesi ile suç duyurusunda bulunulduğunu, Savcılığın takipsizlik kararı verdiğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 17.05.2022 tarihli ve 2021/1744 Esas, 2022/854 Karar sayılı kararı ile taraf ve tanık beyanları uyarınca davacının oğlu ...'in davalılar ... ve... ile davalı ...'in oğlu ... ile yumurta ticareti yaptığı, ...'in işlerinin bozulması sonucu ekonomik zorluklar çektiği ve davalılar ile dava dışı ...'a borçlarının biriktiği, başka borçlarının da olduğu, ... hakkında 50-60 icra takibinin bulunduğu, davalı ...'ın borçların ödenmesi için davacıya ait dairenin satılmasını istediği, daha sonra davalı ... ile gelip davacı ve ailesine "evin mi oğlun mu" "evi mezara mı götüreceksin" "görüntülü arasalar oğlunun başına silah dayasalar ne yapacaksınız" "karın var, kızın var hiç mi korkmuyorsun" şeklinde beyanlarda bulundukları, davacının bunun üzerine davalı ...'e taşınmaz hissesi için vekalet verdiği, onun da taşınmazı ortağı davalı ...'a devrettiği, davalı ... ve ... ile dava dışı ...'ın birlikte iş yaptıkları, davalı ...'in ...'ın babası olduğu, davacının bu konuya ilişkin Savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ancak takipsizlik kararı verildiği, bu haliyle davacının oğlu ... ile davalılar ... ve...'ın dava dışı ...'ın ticari ilişkilerinin bulunduğu, davacının oğlu ...'in borçlarını ödeyememesi nedeniyle davalılar ... ve...'ın davacı ve ailesi üzerinde manevi baskı kurarak oğulları ...'in başına kötü bir şey geleceği konusunda kendilerini korkuttukları, bu şekilde davacıdan dava konusu taşınmaz için vekaletname aldıkları ve taşınmazı üzerlerine geçirdikleri, davalı ...'in oğlu .....'ın diğer iki davalı ile ortak iş yaptığı, davalı ...'in taşınmaz için bedel ödediğine dair bir ispatının bulunmadığı, davalılar .... ve .....'in davacının korkutma iddiasının aksine yönelik bir ispatının da bulunmadığı, devir ve dava tarihi dikkate alındığında davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Temyiz Nedenleri Davalılar istinaf dilekçelerindeki nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemişlerdir. 3. Gerekçe 3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa bedel istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506 ncı maddesinde maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. 3.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023 üncü maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2 nci maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3 üncü maddesinde; “Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir. 3.3. Değerlendirme Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre yazılı şekilde kararın verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. VI. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, aşağıda yazılı 16.062,03 TL bakiye harcın davalılardan alınmasına 06.12.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. - MUHALEFET ŞERHİ - Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan ihtilaf, vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı noktasında oluşmaktadır. Bilindiği üzere vekil, vekil edenin iradesine uygun davranmışsa vekalet görevinin kötüye kullanıldığından bahsedilmesi mümkün değildir. Vekil eden davacı, vekaletin korkutularak alındığını iddia etmişse de bu yönde Cumhuriyet savcılığına yaptığı suç duyurusu Kovuşturmaya yer olmadığına kararı ile sonuçlanmıştır. Davacının oğlu ...'in borca batık olduğu, davalılara da borçlu bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir. Dinlenen davalı tanıklarının beyanı ve yine dosya kapsamı ile davacının oğlu ...'in davalılar ile sosyal ve ekonomik ilişki içinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, borçlu oğlu....'in bir kısım borçlarının tasfiyesi amacıyla evini oğlu ... lehine alacaklılara devretmek için vekalet verdiği, bu nedenle taşınmazın satıldığı, davacının da aynı taşınmaza ilişkin kira sözleşmesi yaptığı anlaşılmaktadır. Sonuç itibariyle davacının oğlu lehine rızasıyla taşınmazını vekil vasıtasıyla temlik etmesinde vekalet görevinin kötüye kullanılmasından bahsedilemeyeceği bu nedenle kararın bozulması gerektiği kanaatiyle Sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.