avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Velayet Uyuşmazlığında Üstün Yarar İlkesi ve Yargısal Denetim

Çocuğun üstün yararı ilkesi

Velayet uyuşmazlıklarında temel belirleyici kriter “çocuğun üstün yararı” ilkesidir. Türk Medeni Kanunu m. 339, 343 ve 346 hükümleri ile birlikte Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3 ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi hükümleri, velayet düzenlemelerinde çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişiminin korunmasını zorunlu kılar. Bu ilke, velayet hukukunun merkezinde yer alan ve tüm diğer menfaatleri geride bırakan üstün bir hukuki norm niteliğindedir.

Çocuğun üstün yararı ilkesi, yalnızca soyut bir değerlendirme ölçütü değil, aynı zamanda somut olayın tüm koşullarının birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılan dinamik bir hukuk kuralıdır. Bu nedenle velayet uyuşmazlıklarında ebeveynlerin kişisel tercihleri, kusur durumları veya sosyal konumları tek başına belirleyici olamaz; esas olan çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarıdır.

Velayetin kamu düzeni niteliği

Velayet hakkı, özel hukuk ilişkisi olmasına rağmen kamu düzenine ilişkin nitelik taşır. Bu nedenle hakim, velayet konusunda re’sen araştırma ilkesi doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Türk Medeni Kanunu sistemi içerisinde velayet, yalnızca tarafların iddia ve savunmalarıyla sınırlı bir alan değildir; mahkeme, çocuğun menfaatini doğrudan etkileyen tüm unsurları kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür.

Bu kamu düzeni niteliği, velayet davalarında delil serbestisinin sınırlandırılmasını ve hakimin aktif rol üstlenmesini zorunlu kılar. Özellikle sosyal inceleme raporları, pedagog ve psikolog değerlendirmeleri gibi uzman görüşleri, velayet kararlarının temel dayanakları arasında yer alır.

Sosyal inceleme raporunun önemi

Velayet uyuşmazlıklarında sosyal inceleme raporu, çocuğun yaşam koşullarının objektif şekilde değerlendirilmesini sağlayan en önemli araçlardan biridir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 5 uyarınca, uzmanlardan oluşan heyet tarafından yapılan incelemeler, çocuğun fiziksel ve psikolojik durumunun tespit edilmesini sağlar.

Sosyal inceleme raporu, yalnızca ebeveynlerin ekonomik durumunu değil, aynı zamanda yaşam ortamını, eğitim imkanlarını, psikolojik etkileşim düzeyini ve çocuğun sosyal çevresini de kapsayan bütüncül bir değerlendirme niteliği taşır. Bu rapor olmaksızın verilen velayet kararları, eksik inceleme nedeniyle hukuki denetime açık hale gelir.

Çocuğun görüşünün alınması zorunluluğu

Velayet davalarında idrak çağındaki çocukların görüşlerinin alınması, hem uluslararası sözleşmeler hem de iç hukuk düzenlemeleri gereği zorunludur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 12, çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü ifade etme hakkına sahip olduğunu açıkça düzenler.

Çocuğun görüşü bağlayıcı olmamakla birlikte, karar verici makam tarafından dikkate alınması gereken önemli bir unsurdur. Ancak çocuğun beyanı her durumda belirleyici değildir; çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa mahkeme, çocuğun görüşünün aksine de karar verebilir. Bu durum, velayet hukukunda çocuğun iradesi ile üstün yarar ilkesi arasındaki dengeyi ortaya koyar.

Velayette eksik inceleme sorunu

Velayet kararlarında en önemli hukuki sorunlardan biri eksik incelemedir. Eksik inceleme, mahkemenin çocuğun yaşam koşullarını, ebeveyn ilişkilerini ve uzman görüşlerini yeterince araştırmadan karar vermesi anlamına gelir. Bu durum, velayet kararının hukuki denetimden geçememesine ve bozma sebebi oluşmasına yol açar.

Yargıtay uygulamasında, özellikle sosyal inceleme raporu alınmadan veya çocuğun görüşü sorulmadan verilen velayet kararları, çocuğun üstün yararı ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle velayet kararlarında maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü son derece önemlidir.

Velayet ve yargısal denetim sınırları

Velayet kararları, hakimin takdir yetkisi kapsamında olmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir. Hakim, takdir yetkisini kullanırken çocuğun üstün yararı ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. Yargıtay denetimi de bu noktada devreye girerek, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygunluğunu denetler.

Yargısal denetimde özellikle şu unsurlar dikkate alınır: sosyal inceleme raporunun bulunup bulunmadığı, çocuğun görüşünün alınıp alınmadığı, ebeveynlerin yaşam koşullarının değerlendirilip değerlendirilmediği ve tüm delillerin birlikte analiz edilip edilmediği. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, kararın bozulmasına neden olabilir.

TMK ve uluslararası sözleşmeler

Velayet hukukunda Türk Medeni Kanunu hükümleri ile birlikte uluslararası sözleşmeler de doğrudan uygulanma alanı bulur. Özellikle Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Sözleşme, çocuğun katılım hakkını ve üstün yarar ilkesini temel norm olarak kabul eder.

Bu normlar, iç hukukta velayet kararlarının yorumlanmasında bağlayıcı etki yaratır. Hakim, yalnızca ulusal mevzuatla değil, aynı zamanda uluslararası hukuk standartlarıyla da bağlıdır. Bu durum, velayet hukukunun çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu gösterir.

Velayet kararlarında uzman raporlarının rolü

Pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyet tarafından hazırlanan raporlar, velayet kararlarının bilimsel temelini oluşturur. Bu raporlar, çocuğun hangi ebeveyn yanında daha sağlıklı gelişim göstereceğini objektif verilerle ortaya koyar.

Uzman raporlarının bulunmaması veya yetersiz olması, mahkemenin kararını eksik incelemeye dayandırmasına yol açar. Bu nedenle Yargıtay, uzman incelemesini velayet davalarının vazgeçilmez unsuru olarak kabul etmektedir.

Sık sorulan sorular

Çocuğun üstün yararı ne anlama gelir?
Çocuğun üstün yararı, onun bedensel, ruhsal ve sosyal gelişiminin en iyi şekilde sağlanmasını ifade eder ve velayet kararlarında temel ölçüttür.

Çocuğun görüşü velayet kararını bağlar mı?
Hayır, çocuğun görüşü dikkate alınır ancak bağlayıcı değildir. Mahkeme, üstün yarar gerektiriyorsa çocuğun görüşüne aykırı karar verebilir.

Sosyal inceleme raporu neden zorunludur?
Çocuğun yaşam koşullarının objektif olarak değerlendirilmesi için zorunludur ve velayet kararlarının bilimsel temelini oluşturur.

Velayet davalarında hakim neyi araştırır?
Hakim, ebeveynlerin yaşam koşullarını, çocuğun psikolojik durumunu, sosyal çevresini ve uzman raporlarını re’sen araştırmakla yükümlüdür.

Hukuki değerlendirme ve sonuç

Velayet uyuşmazlıkları, aile hukukunun en hassas ve kamu düzenine ilişkin alanlarından biridir. Bu nedenle mahkemelerin kararları yalnızca tarafların beyanlarına değil, kapsamlı bir sosyal ve psikolojik değerlendirmeye dayanmalıdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi, tüm velayet hukukunun merkezinde yer almakta ve diğer tüm menfaatlerin üzerinde kabul edilmektedir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, velayet kararlarında eksik incelemeyi kesin bozma sebebi olarak kabul etmekte ve özellikle çocuğun görüşünün alınması ile sosyal inceleme raporunun düzenlenmesini zorunlu görmektedir. Bu yaklaşım, çocuğun korunmasını amaçlayan modern aile hukuku anlayışının bir yansımasıdır.

Sonuç olarak velayet davaları, yalnızca ebeveynler arasındaki bir uyuşmazlık değil, doğrudan çocuğun geleceğini belirleyen kamu düzenine ilişkin bir yargılama alanıdır. Bu nedenle her karar, bilimsel veriler, uzman görüşleri ve üstün yarar ilkesi çerçevesinde titizlikle verilmelidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
2. Hukuk Dairesi 2017/5695 E. , 2018/6433 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına dair Dairemizin 08/06/2017 gün ve 2015/25180-2017/7141 sayılı ilamıyla ilgili taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. 1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, tarafların ortak çocukları 28.09.2005 doğumlu Hasan ile 01.11.2007 doğumlu ...'nin veliyetleri, halen anne yanında bulunmaları nedeniyle alıştıkları ortamda yaşama devam etmeleri amacıyla davacı-davalı anneye bırakılmıştır. Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m, 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m, 1; TMK m. 339/1. 343/1. 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Mahkemece velayet düzenlemesi yapılırken yaşları sebebiyle velayet konusunda görüşlerini açıklama olgunluğuna erişen ortak çocukların görüşlerine başvurulmadığı gibi, çocuklar ile anne ve babanın yaşam koşullarının ve çocuklar ile ebeveynlerin ilişkilerinin değerlendirilmesi bakımından sosyal inceleme raporu da alınmamıştır. O halde; velayet konusunda idrak çağında bulunan ortak çocuklar eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek velayet hakkındaki görüşlerinin sorulması ile psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme yaptırılarak (4787 sayılı Kanun m.5) anne ve babanın barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, velayet konusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Ne var ki bu husus temyiz incelemesi sırasında gözden kaçırıldığından davalı-davacı erkeğin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 08.06.2017 gün ve E.2015/25180-K.2017/7141 sayılı ilamının velayet düzenlemesine yönelik hükmün onanması bölümünün kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte gösterilen bozma sebebine göre velayet düzenlemesine bağlı olan ortak çocuklar yararına hükmolunan iştirak nafakaları ile kişisel ilişki düzenlemesine yönelik tarafların temyiz itirazlarının incelenmesi mümkün bulunmadığından tarafların bu yöne ilişkin karar düzeltme taleplerinin de kabulü ile 2 nolu bentte gösterilen bozma sebebine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Tarafların karar düzeltme isteklerinin yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle kısmen kabulüne, Dairemizin 08.06.2017 gün ve E.2015/25180-K.2017/7141 sayılı ilamının velayet düzenlemesi, iştirak nafakası ve kişisel ilişki düzenlemesine yönelik yerel mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin bölümünün kaldırılmasına, hükmün Dairemiz ilamının 2 nolu bendinde belirtilen bozma kararından sonra 3. bent olarak gelmek üzere yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple velayet düzenlemesi yönünden de bozulmasına, bozma sebebine göre tarafların iştirak nafakası ile kişisel ilişki düzenlemesi konusundaki karar düzeltme isteklerinin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, tarafların diğer karar düzeltme isteklerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, karar düzeltme harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 21.05.2018(Pzt.)