avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Velayet Düzenlemelerinde Çocuğun Üstün Yararı ve Görüş Alma Zorunluluğu

Aile hukuku davaları, özellikle boşanma ve velayet süreçleri, tarafların duygusal yoğunluklarının en yüksek olduğu ve yargılamanın odağında bir yetişkinin değil, bir çocuğun yer aldığı hassas süreçlerdir. Modern aile hukukunun temel direğini oluşturan "Çocuğun Üstün Yararı" ilkesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla somutlaşmış ve mahkemelere velayet konusunda mutlak bir takdir yetkisi yerine, bilimsel ve pedagojik verilere dayalı bir inceleme yükümlülüğü getirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/2375 E., 2018/1460 K. sayılı emsal kararı, çocuğun görüşünün alınması zorunluluğunu "hak arama özgürlüğü" ve "adil yargılanma" kapsamında yeniden tanımlamıştır.

1. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi ve Uluslararası Sözleşmeler

Velayet davalarında mahkemenin öncelikli görevi, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlakî ve toplumsal gelişimini en iyi şekilde sağlayacak ortamı belirlemektir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3. ve 6. maddeleri, idrak gücüne sahip olan çocukların kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini özgürce ifade etme hakkına sahip olduğunu belirtir. Türkiye'nin de taraf olduğu bu sözleşmeler, iç hukukumuzda doğrudan uygulanma kabiliyetine sahiptir (Anayasa m.90/son).

2. İdrak Gücü ve Görüş Alma Zorunluluğu

Yargıtay tarafından benimsenen kriterlere göre; genellikle 8 yaş ve üzeri çocuklar "idrak gücüne sahip" (yeterli olgunlukta) kabul edilir. Mahkeme, velayet düzenlemesi yaparken (başlangıçta veya velayetin değiştirilmesinde) bu yaştaki çocuğu bizzat dinlemek veya uzman (pedagog, psikolog) aracılığıyla görüşünü somutlaştırmak zorundadır. Çocuğun "annemle/babamla kalmak istiyorum" şeklindeki tercihi tek başına bağlayıcı olmamakla birlikte, mahkemenin bu tercihi neden bertaraf ettiğini gerekçelendirmesi gerekir. Kararda vurgulandığı üzere; çocuğun görüşü alınmadan kurulan hükümler, usul ve yasaya aykırı olup doğrudan bozma nedenidir.

3. Tedbir Nafakası ve Geçici Düzenlemeler

Boşanma davası açıldığında, eşlerin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla mahkemece kendiliğinden (re'sen) hükmedilen nafakaya "tedbir nafakası" denir. Tedbir nafakası, davanın kesinleşmesine kadar devam eder ve sosyal/ekonomik durum raporları (SED) ışığında belirlenir. Yargıtay kararlarında, tedbir nafakasının miktarının tayininde, nafaka yükümlüsünün gelirinin yanı sıra, çocuğun okul masrafları, sağlık giderleri ve yaş seviyesine uygun yaşam standartları dikkate alınmalıdır.

4. Uzman Raporları ve Sosyal İnceleme (SİA)

Mahkeme bünyesindeki uzmanlar (sosyal çalışmacı, pedagog), tarafların yaşam alanlarını denetler ve çocukla mülakat yapar. Bu raporlar, mahkemenin karar verme sürecindeki en önemli teknik dayanaktır. Ancak Yargıtay, uzman raporlarının "ezbere" hazırlanmasını eleştirmekte; raporun somut verilerle desteklenmiş, tarafların çocukla olan bağlarını gerçekçi bir şekilde yansıtan nitelikte olması gerektiğini savunmaktadır. Eğer uzman raporu ile çocuğun bizzat mahkemede serdettiği görüş çelişiyorsa, hakim bu çelişkiyi gidermekle yükümlüdür.

5. Hukuki Sonuçlar ve Savunma Prensipleri

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
2. Hukuk Dairesi 2017/2375 E. , 2018/1460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Velayetin Değiştirilmesi ve Nafaka ... Mahkemece, davanın kabulü ile ortak çocukların velayetinin davalı babadan alınarak davacı anneye verilmesine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında tarafların 2007 ve 2009 doğumlu ortak çocuklarının bulunduğu, mahkemece düzenlenen uzman raporlarında çocuklarla görüşüldüğü ancak mahkemece idrak çağında olan çocukların bizzat bizzat dinlenmediği anlaşılmaktadır. AİHS, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi hükümleri uyarınca; velayetin düzenlenmesine ilişkin davalarda ifade yeteneğine sahip olan çocuğun bizzat dinlenmesi veya uzmanlar aracılığıyla görüşünün açıkça alınması, mahkemenin de çocuğun görüşüne hangi nedenle üstünlük tanıdığını veya tanımadığını gerekçelendirmesi zorunludur. İdrak çağında olan çocukların görüşü alınmadan, çocukların üstün yararı ilkesi tam olarak tartışılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.