avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

VELİNİN EĞİTİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE İHLALİ

Aile, bir çocuğun fiziksel, zihinsel ve sosyal dünyayı tanıdığı, kişiliğinin hamurunun yoğrulduğu ilk ve en korunaklı sosyal çevredir. Hukuk sistemi, ebeveynlere çocuklar üzerinde velayet hakkı tanırken, bu hakkı sınırsız bir keyfiyet olarak değil; çocuğun üstün yararını korumakla mükellef son derece ağır ödev ve sorumluluklarla tanzim etmiştir. Ebeveynlerin çocuklarına karşı en temel yasal ödevlerinin başında, onların anayasal hakkı olan zorunlu temel eğitimi almalarını sağlamak ve onları gelişimlerini zehirleyecek her türlü sağlıksız ortamdan uzak tutmaktır. Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinde düzenlenen "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali" suçu, ebeveynlerin çocuklarının bakım, eğitim ve korunma ihtiyaçlarını kasten veya ağır ihmal suretiyle aksatmalarını cezalandırarak aile düzenini ve çocuk haklarını korur. Bir annenin, zorunlu ilköğretim çağındaki kız çocuğunu okula göndermeyip, onun yerine gayri resmi eşinin tarikat dergahında, "muska yazma" gibi hurafe ortamlarında, fizyolojik ve psikolojik gelişimini tamamen yok edecek karanlık bir çevrede bırakması, basit bir velayet tercihi değil, doğrudan TCK m. 233 anlamında cezai sorumluluk doğuran ağır bir suçtur. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve çocuk hakları ile ceza hukukunun sınırlarını çizen kararı, velilerin keyfi çocuk yetiştirme sınırlarını anayasal bir duruşla durdurmaktadır. Karar uyarınca; kızını okula göndermeyip dergah ortamında bırakan annenin eylemi TCK m. 233 kapsamındaki suçu oluşturur ve cezalandırılmalıdır.

Uygulamada, aile içinde çocukların maruz kaldığı ağır ihmaller ve eğitim haklarının ellerinden alınması durumları, ceza mahkemeleri tarafından "aile içi mesele" veya "velinin eğitim ve dini yetiştirme özgürlüğü" gibi bahanelerle göz ardı edilebilmekte ve beraat kararları kurulabilmektedir. Oysa Yargıtay 19. Ceza Dairesi, bu özgürlükçü görünen ama çocuğu tamamen yok eden yaklaşımı kesin bir dille mahkum etmektedir. Zorunlu temel eğitim (İlköğretim), velinin inisiyatifinde veya rızasında olan bir hak değildir; devletin yasal olarak emrettiği bir kamu düzeni kuralıdır. Annenin velayet yetkisini kötüye kullanarak 8. sınıf öğrencisi kızını okuldan alması, ıslak imzalı okul belgeleriyle de sabitlendiği üzere yasal zorunluluğun açık bir ihlalidir. Dahası, çocuğun okul yerine tarikat şeyhi olduğu iddia edilen kişinin yanında tutulması, muska telkinlerine maruz bırakılması, çocuğun entelektüel, kültürel ve psikolojik dünyasını tamamen çürütmeye yönelik bir istismardır. Yargıtay, bu ağır ihmali aile yükümlülüğünün ihlali suçu sayarak ilk derece mahkemesinin beraat kararını bozmuş ve çocuk haklarının devlet güvencesinde olduğunu tescil etmiştir.

AİLE HUKUKUNDAN DOĞAN SORUMLULUK REJİMİ

Türk Medeni Kanunu’nun 339 ila 348. maddeleri, velayet hakkının kapsamını ve ebeveynlerin çocukların bakım ve eğitimindeki yasal ödevlerini belirler.

Velayet; anne ve babaya çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve korunması amacıyla tanınan haklar ve yükümlülükler bütünüdür. Anne ve baba, çocuğu kendi yeteneklerine ve eğilimlerine göre en iyi şekilde eğitmek, onun dini ve ahlaki gelişimini gözetmekle mükelleftir. Ancak bu yetki, çocuğun eğitim hakkını ve beden/ruh sağlığını yok edecek şekilde kullanılamaz.

ZORUNLU EĞİTİM HAKKININ ANAYASAL KORUMASI

Anayasa’nın 42. maddesi uyarınca: "İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır."

Eğitim hakkı, devredilemez ve engellenemez en temel insan haklarından biridir. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, velilere çocuklarını okula gönderme mecburiyeti yükler. Çocuğu okula göndermemek, idari para cezalarının yanı sıra, çocuğun geleceğini kararttığı için doğrudan ceza hukukunun yaptırımlarına tabi tutulmuştur.

ÇOCUĞUN SAĞLIKLI GELİŞİM ÇEVRESİ HAKKI

Bir çocuğun yetişkinliğe hazırlanırken sağlıklı bir fizyolojik, psikolojik ve kültürel gelişim çevresine sahip olması, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin temelidir.

Çocuğun bilimsel, çağdaş ve sosyal bir okul çevresinden koparılarak, tamamen kapalı, hurafe ve istismara açık karanlık ortamlarda tutulması, onun dünyayla sağlıklı bir bağ kurmasını engeller. Bu durum, çocuğun zihinsel gelişimini baltalayan ve onu toplumdan yalıtan ağır bir çocuk ihmali ve istismarı türüdür.

OKULA GÖNDERMEME EYLEMİNİN CEZAİ BOYUTU

Zorunlu eğitim çağındaki bir çocuğu okula göndermemek, ebeveynin sadece idari bir kuralı çiğnemesi değildir; TCK m. 233 anlamında suçtur.

TCK’nın 233. maddesi, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek yükümlülüğünü ihlal eden kişileri cezalandırır. Çocuğun okuldan uzak tutulması ve gelişimine zarar verecek ortamlarda bırakılması, bu maddenin aradığı "eğitim yükümlülüğünün ihlali" unsurunu tam olarak karşılar. Suçun oluşması için velinin bu eylemi bilerek ve isteyerek (kasten) gerçekleştirmesi yeterlidir.

TARİKAT DERGAH ÇEVRESİNİN YASAL ETKİLERİ

Emsal uyarınca, çocuğun okul yerine "tarikat şeyhi" olarak adlandırılan kişinin yanında muska yazımı gibi ortamlarda tutulması, gelişimini baltalayan ana unsurdur.

Hukuk devleti, çocukların laik, bilimsel ve yasal eğitim kurumlarında yetişmelerini hedefler. Çocuğun yasal olmayan dergah ve tarikat gibi denetimsiz ortamlara teslim edilmesi, onun psikolojik olarak manipüle edilmesine ve sömürülmesine yol açar. Bu tür ortamlara çocuğu maruz bırakmak, velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılmasıdır ve cezasız kalamaz.

TÜRK CEZA KANUNU İKİ YÜZ OTUZ ÜÇÜNCÜ MADDE

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu tanzim eden TCK’nın 233. maddesinin ilk fıkrası şu şekildedir:

TCK Madde 233/1 -
"Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Bu yasa maddesi, çocukların velilerin keyfi ihmallerine karşı ceza hukukuyla korunduğunun en net ifadesidir.

CMK UYARINCA DELİLLERİN HUKUKİ ANALİZİ

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, çocuğun eğitim hakkının engellenmesi suçlarında delillerin toplanması ve sübut analizi şu usullere tabidir:

CMK delil serbestisi kuralları dairesinde; öncelikle mağdure çocuğun okuldaki kayıt durumunu gösteren, okul idaresinden alınmış ıslak imzalı ve mühürlü öğrenim belgeleri, devamsızlık kayıtları soruşturma dosyasına eklenir. Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) bünyesinde uzman pedagog ve psikologlar eşliğinde mağdurenin ifadesi alınarak (CMK m. 236), maruz kaldığı dergah ortamı, yapılan dini telkinler ve ruhsal durumu saptanır. Mahkeme, CMK kuralları dairesinde bu kesin resmi belgeler ve uzman raporlarıyla annenin çocuğu okula göndermediğini saptarsa, beraat kararı veremez, doğrudan TCK m. 233/1 uyarınca mahkumiyet kurmalıdır. Aksine beraat kararı verilmesi CMK ve TCK usullerinin açık ihlalidir.

HUKUKİ YORUMLAR VE ÇOCUK HAKLARI

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, çocuk haklarını aile içindeki keyfiyete ve karanlık odaklara karşı savunan, laik ve çağdaş hukuk devletinin en parlak içtihatlarından biridir.

Sonuç olarak; velayeti altındaki kız çocuğunu zorunlu temel eğitime göndermeyip, onun yerine tarikat dergahı gibi gelişimini olumsuz etkileyecek ortamlarda bırakan annenin eylemi TCK m. 233/1 uyarınca suç oluşturur. Velayet hakkı, çocuğun eğitimini engelleme yetkisi vermez. Yargıtay, bu kararla hem zorunlu eğitimin kutsallığını tescil etmiş hem de çocukların psikolojik ve kültürel gelişimlerini koruma altına alarak Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Bir veli çocuğunu ilkokul veya ortaokula göndermezse ne gibi cezalar alır?

Öncelikle 222 sayılı Kanun uyarınca idari para cezaları uygulanır. Ancak Yargıtay emsal kararı uyarınca, çocuğu zorunlu eğitime göndermemek ve gelişimine zarar verecek ortamlarda bırakmak TCK m. 233/1 uyarınca 1 yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçtur.

2. Velayet bende olduğu için çocuğumu okuldan alıp dini bir cemaat okuluna veya dergaha gönderebilir miyim?

Hayır, gönderemezsiniz. Velayet hakkı size çocuğun eğitim hakkını engelleme veya yasal olmayan kurumlara gönderme hakkı vermez. Çocuğu yasal ve zorunlu okullardan mahrum bırakarak dergah vb. ortamlarda tutmak doğrudan TCK m. 233 kapsamında suçtur.

3. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu şikayete tabi midir?

Evet. TCK m. 233/1'de düzenlenen bu suçun soruşturulması şikayete tabidir. Şikayet, çocuğun diğer ebeveyni, vasisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya bizzat belirli bir yaşa gelmiş çocuk tarafından yapılabilir.

4. Çocuğun okula gönderilmediği mahkemede nasıl kanıtlanır?

Okul yönetiminden alınacak ıslak imzalı öğrenim belgeleri, devamsızlık çizelgeleri ve il/ilçe milli eğitim müdürlüklerinin yazışmaları mahkemede kesin delil (CMK kuralları uyarınca) olarak kabul edilir ve ispat için yeterlidir.

5. Çocuğunu okula göndermeyen veliden velayet hakkı geri alınabilir mi?

Evet. Çocuğun eğitim hakkının engellenmesi ve gelişiminin tehlikeye atılması, velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılmasıdır. Bu durumda Aile Mahkemesinden talep edilerek velayetin nezledilmesi (alınması) ve vasi tayin edilmesi kararı verilebilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2016/4638 E., 2016/19908 K. "Katılan mağdure ...'in aşamalarda, yasal velisi olan annesi sanık... ... ile gayri resmi olarak evlilik hayatı yaşayan ve yanında kaldıkları ...'ın tarikat şeyhi olduğunu, kendisine dört kez muska yazdığını, kız arkadaşlarını da dergaha getirmesini telkin ettiğini, annesinin kendisini 2010-2011 eğitim öğretim yılının 2. döneminde zorunlu olan ilköğretim 8. sınıfına göndermediğini ileri sürmesi ve katılan ... vekilinin okuldan aldığı ıslak imzalı ve mühürlü öğrenim belgesinden de bu durumun doğrulanması karşısında, Katılan ...'in de, kızı olan mağdure...'in beyanlarıyla benzer iddialarda bulunduğu anlaşılmakla, Sanık...'nın velayeti kendisinde olan kızı mağdure...'i, kanuni zorunluluğa rağmen okula göndermeyip, mağdurenin fizyolojik, psikolojik ve kültürel gelişimini olumsuz yönde etkileyecek ortamda bırakmaktan ibaret eyleminin TCK'nın 233. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, dosya kapsamıyla uyuşmayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı"