avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

YABANCI BOŞANMA SONRASI TAZMİNAT VE NAFAKA

Küreselleşen dünyada, farklı ülke vatandaşları arasındaki evliliklerin veya yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının evliliklerinin yabancı mahkeme kararlarıyla sona erdirilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yabancı mahkemelerce verilen boşanma kararlarının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hukuki sonuç doğurabilmesi, Türk mahkemelerinde açılacak bir "tanıma ve tenfiz" davasının kesinleşmesiyle mümkündür. Yabancı ilamın tanınmasıyla birlikte evlilik birliği hukuken son bulsa da, boşanmanın mali sonuçları olan yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talepleri sıklıkla tanıma kararından sonra bağımsız bir davayla talep edilmektedir. Bu süreçte nafakanın türünün doğru belirlenmesi ve tazminat taleplerinin yasal koşulları ile tarafların kusur durumunun irdelenmesi hukuki hassasiyet gerektirir. Yargıtay’ın emsal kararları doğrultusunda, boşanma kararından sonra açılan davalarda talep edilen nafaka tedbir nafakası değil yoksulluk nafakasıdır. Ayrıca, salt ayrı yaşama esasına dayalı yabancı mahkeme kararlarından sonra açılan davalarda, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği durumlarda manevi tazminata hükmedilemez.

YABANCI BOŞANMA KARARLARININ TANINMASININ HÜKÜMLERİ

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 59. maddesi uyarınca, yabancı mahkeme ilamının tanınması halinde, bu ilam kesinleştiği andan geçerli olmak üzere Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurur. Yani tanıma kararı kesinleştiğinde, evliliğin sona erme anı tanıma davasının kesinleştiği tarih değil, yabancı mahkemenin verdiği boşanma kararının yurt dışında kesinleştiği tarihtir. Bu geçmişe etkili sonuç, boşanmadan sonra talep edilebilecek hakların zamanaşımı ve başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde en temel yasal kriterdir.

BOŞANMADAN SONRA AÇILAN NAFAKA DAVALARININ NİTELİĞİ

Boşanma davaları devam ederken, eşlerin ve çocukların geçimi için Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca geçici nitelikte "tedbir nafakasına" hükmedilir. Ancak evlilik birliği yabancı mahkeme kararının tanınmasıyla zaten hukuken sona ermiş olduğundan, tanıma kararından sonra açılan bağımsız nafaka davasında geçici nitelikli tedbir nafakasının uygulanma alanı yoktur. Bu aşamada talep edilebilecek nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf lehine hükmedilen "yoksulluk nafakasıdır" (TMK m. 175). Yoksulluk nafakasının başlangıcı ise davanın açıldığı tarihtir.

BOŞANMADA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT KOŞULLARI

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi, boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilebilmesinin şartlarını belirlemiştir. Maddi tazminat için mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmiş olması aranırken, manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik haklarının ağır biçimde saldırıya uğramış olması şarttır. Her iki tazminat türünde de talep eden tarafın kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olması zorunludur. Boşanmadan sonra açılan davalarda da bu kusur ve kişilik haklarına saldırı şartları sıkı şekilde denetlenir.

KİŞİLİK HAKLARININ ZEDELENMESİ VE KUSUR DURUMU

Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusurun varlığı tek başına yeterli olmayıp, boşanmaya neden olan somut olayların davacının onurunu, gururunu ve toplumsal saygınlığını zedeleyecek nitelikte olması gerekir. Yabancı mahkemenin tarafların kusuruna girmeksizin, sadece "belirli bir süre fiilen ayrı yaşama" olgusuna dayanarak verdiği boşanma kararlarında, boşanmanın yasal gerekçesi tek başına bir kişilik hakkı ihlali içermez. Eşlerin ayrı yaşaması veya evliliğin geçimsizlik nedeniyle bitmesi manevi tazminat gerektirmez; manevi tazminat için sadakatsizlik, şiddet veya ağır hakaret gibi spesifik kusurlu davranışların kanıtlanması şarttır.

BOŞANMANIN EKİ NİTELİĞİNDEKİ TALEPLERDE ZAMANAŞIMI

Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Yabancı mahkeme kararlarında bu bir yıllık zamanaşımı süresi, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınmasına ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu süre hak düşürücü süre olmayıp zamanaşımı süresi olduğundan, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'i ileri sürülmediği takdirde davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekir.

YABANCI İLAMLARDA KUSUR TESPİTİ VE İÇTİHADİ FARKLAR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında, çoğunluk görüşü ile karşı oy gerekçesi arasında yabancı ilamların kusur durumuna etkisi konusunda önemli bir tartışma yürütülmüştür. Karşı oy yazısında, boşanmadan sonra açılan tazminat davalarında kusur durumunun ancak boşanma davasında kabul edilen kusura göre belirlenebileceği, yabancı mahkemenin kusur incelemesi yapmadığı durumlarda yerel mahkemenin yeni delil toplayarak kusur tespiti yapamayacağı savunulmuştur. Ancak Yargıtay çoğunluğu, maddi tazminata ilişkin yerel mahkeme kabulünü onarken, manevi tazminatı ise sadece "kişilik haklarının zedelenmediği" gerekçesiyle reddetmiştir. Bu durum, yabancı mahkeme kararlarından sonra açılan davalarda kusur araştırılmasının sınırlarına ilişkin kritik bir içtihadı ortaya koymaktadır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Yabancı mahkemeden alınan boşanma kararı Türkiye'de ne zamandan itibaren sonuç doğurur?

MÖHUK m. 59 uyarınca tanıma kararının kesinleşmesiyle birlikte, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren geçmişe etkili sonuç doğurur.

2. Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılan nafakanın türü nedir?

Evlilik birliği sona erdikten sonra açılan bağımsız davada hükmedilecek nafaka yoksulluk nafakasıdır; davanın açıldığı tarihten itibaren başlar.

3. Yabancı mahkemenin kusur tespiti yapmadığı boşanmalarda tazminat istenebilir mi?

Evet, ancak davada boşanmaya yol açan olaylarda karşı tarafın kusurlu olduğu ve bu olayların yasal tazminat koşullarını oluşturduğu ispat edilmelidir.

4. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için hangi yasal şartlar aranır?

Davacının kusursuz veya az kusurlu olması, davalının kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların davacının kişilik haklarını zedelemiş olması gerekir.

5. Yabancı mahkeme kararına dayalı boşanma sonrası tazminat davasında zamanaşımı süresi nedir?

TMK m. 178 uyarınca, yabancı mahkeme kararının tanınmasına ilişkin Türk mahkemesi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/18169 E., 2014/2934 K. Karar Tarihi: 17.02.2014
MAHKEMESİ :Polatlı 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :21.03.2013 NUMARASI :Esas no:2010/663 Karar no:2013/120 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle dava, boşanmadan sonra açıldığına göre, davacı yararına dava tarihinden geçerli olmak üzere tayin edilen nafakanın tedbir (TMK md. 169) değil, yoksulluk nafakası olduğunun anlaşılmasına göre, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. 2-Boşanma kararı yabancı mahkemece verilmiş, bu karar Türkiye'de tanınmış, tanımaya ilişkin karar 25.10.2010 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava ise 14.12.2010 tarihinde açılmıştır. Tanınmakla, yabancı mahkeme kararı kesinleştiği andan geçerli olmak üzere hüküm ve sonuç doğurmuştur (5718 s. MÖHUK md. 59). Yabancı mahkemece tarafların "bir yıldan fazla bir süreden beri fiilen ayrı yaşamaları" sebebiyle boşanmalarına karar verildiği görülmektedir. Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusursuz veya az kusurlu olmanın yanında, boşanmaya sebep olan olayların, tazminat talep eden tarafın kişilik haklarını zedemiş olması da zorunludur (TMK md. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar, davacı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. O halde, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 17.02.2014 (Pzt.) KARŞI OY YAZISI Boşanma kararı yabancı mahkemece verilmiş, bu karar Türkiye'de tanınmış, tanımaya ilişkin karar 25.10.2010 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava ise 14.12.2010 tarihinde açılmıştır. vliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK.md.178). Davacının maddi tazminat talebi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra Türk Medeni Kanununun 178. maddesi uyarınca talep edilmiştir. “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir” (TMK. mad. 174/1). Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden sonra açılan, boşanmanın fer'i niteliğindeki tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde esas alınacak kusur boşanma davasında belirlenen ve boşanma sebebi olarak kabul edilmiş olan kusurdur. Davacının boşanma davasında dayanmadığı yeni vakıalara dayanması, bunlara ilişkin delil göstermesi, bu delillerin toplanması ve boşanma sebebi olarak boşanma kararında kabul edilmeyen, davalının kusurlu davranışlarına dayanarak boşanmadan sonra tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Davacının talebinin haklı olup olmadığının tespiti için boşanmaya sebep olan olaylardaki davalının kusur durumunun irdelenmesi gerekir. Tarafların boşanmasına ilişkin yabancı mahkeme kararında tarafların kusuruna ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır. TMK'nun 174/1-2. maddesindeki koşullar davacı yönünden oluşmamıştır. Hal böyleyken, mahkemenin eldeki bu davada topladığı deliller esas alınarak belirlenen, davalının kusurlu davranışları gözönünde bulundurularak davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hükmün temyize konu manevi tazminata ilişkin bölümünün de aynı gerekçeyle bozulması gerekmektedir. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.