avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

YENİ MALİKİN KİRA TESPİT TALEP YETKİSİ

Gayrimenkul mülkiyetinin el değiştirmesi, taşınmaz üzerinde daha önceden kurulmuş olan kira ilişkilerini doğrudan etkileyen önemli bir hukuki işlemdir. Türk Borçlar Kanunu sistemi, kiracıyı koruma ve kira ilişkisinde istikrarı sağlama amacı güttüğünden, mülkiyetin devrini sözleşmenin feshi nedeni olarak kabul etmez. Taşınmazı satın alan yeni malik, kanun gereği mevcut kira sözleşmesinin kendiliğinden tarafı haline gelir. Bu durum hukuken "halefiyet" esası olarak adlandırılır. Halefiyet uyarınca yeni malik, eski malikin sahip olduğu tüm hak ve borçları devralmış sayılır ve kira ilişkisinde kendisinden önceki dönemin şartlarıyla bağlı kalır. Dolayısıyla, taşınmazı yeni edinen malik, tapu devir tarihini yeni bir kira sözleşmesinin başlangıcı gibi kabul edip, satın alma tarihinden itibaren serbestçe kira bedelinin tespitini talep edemez. Yeni malikin açacağı kira tespit davasında, mahkemece belirlenecek yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren geçerli olacağı ve davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenirken, mevcut kira sözleşmesinin asıl başlangıç tarihi ve süresi esas alınır. Yazılı sözleşmenin bulunmadığı durumlarda ise bu başlangıç tarihinin ve süresinin kanıtlanması davanın esasına girilebilmesi için ön şarttır.

YENİ MALİKİN KİRA SÖZLEŞMESİNE HALEFİYETİ ESASI

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 310. maddesi uyarınca, sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu emredici yasa hükmü, yeni malikin kiracıyla yeniden bir sözleşme yapma zorunluluğunu ortadan kaldırdığı gibi, kiracının da rızası aranmaksızın kiralayan tarafın değişmesini sağlar. Halefiyet, yeni malike sözleşmeyi tamamen sıfırlama veya şartlarını tek taraflı değiştirme hakkı vermez. Yeni malik, eski malik ile kiracı arasında önceden kararlaştırılmış olan kira bedeli, artış oranı, depozito miktarı ve süre gibi tüm esaslı unsurlarla bağlıdır. Bu durum ahde vefa ilkesinin ve sözleşmenin nispiliği kuralının kanuni bir istisnası olarak kiracının hukuki güvenliğini garanti altına alır.

KİRA SÖZLEŞMESİNİN BAŞLANGIÇ TARİHİ VE SÜRESİNİN İSPATI

Kira tespit davalarında, mahkemenin yeni döneme ilişkin bir belirleme yapabilmesi için uyuşmazlığın kaynağı olan sözleşmenin ne zaman başladığını ve ne kadar süreli olduğunu kesin olarak saptaması gerekir. Sözleşmenin başlangıç tarihi, yeni kira döneminin ne zaman başlayacağını belirlediği gibi, davanın yasal süre sınırları (ihtar ve dava açma süreleri) içinde açılıp açılmadığının denetimi için de zorunludur. Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa veya sunulamamışsa, başlangıç tarihi konusunda bir çekişme yaşanması kaçınılmazdır. Bu durumda mahkeme, tarafların bu husustaki beyanlarını almalı ve uyuşmazlığın devam etmesi halinde usulüne uygun bir ispat süreci yürütmelidir. Kira başlangıç tarihi netleştirilmeden doğrudan işin esasına girilerek kira bedeli belirlenemez.

KİRA BEDELİNİN TESPİTİ DAVALARINDA İSPAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, iddia edilen bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmekle yükümlüdür. Kira tespit davasında da kira başlangıç tarihini ve süresini ispat yükü, davayı açan ve kiralayan sıfatını halefiyet yoluyla kazanan davacı mülk sahibine aittir. Yazılı bir sözleşme ibraz edilemediği takdirde, davacı mülk sahibi başlangıç tarihini kanıtlamak zorundadır. Hukukumuzda kira ilişkisinin varlığı yazılı delille ispat edilmek zorunda olmakla birlikte, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresi gibi hususlar "hukuki fiil" niteliğinde kabul edildiğinden, bu unsurlar tanık beyanı dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Davacının sunacağı banka dekontları, önceki malikin beyanları, ihtarname tebliğleri ve tanık ifadeleri bu kapsamda mahkemece değerlendirilir.

SATIN ALMA TARİHİNİN KİRA BAŞLANGICI SAYILAMAMASI KURALI

Uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri, yeni maliklerin tapuda taşınmazı satın aldıkları tarihi doğrudan doğruya kira ilişkisinin de başlangıç tarihi olarak kabul etmeleridir. Taşınmazın satın alındığı tarih, sadece yeni malikin kiralayan sıfatını kazandığı ve kira bedellerini talep etmeye hak kazandığı andır; kira sözleşmesinin asıl başlangıç tarihi değildir. Yeni malik, taşınmazı satın almakla eski malikin haklarına halef olduğundan, sözleşmenin süresi ve dönemi kaldığı yerden aynen devam eder. Dolayısıyla, satın alma tarihinden itibaren kira tespiti talep edilmesi, ancak o tarihin tesadüfen kira sözleşmesinin de yıl dönümü tarihine denk gelmesi halinde mümkündür. Aksi halde, tespit edilen kira bedeli ancak asıl sözleşmenin yeni döneminin başlangıcından itibaren uygulanabilir.

SÖZLEŞMESİZ KİRA İLİŞKİLERİNDE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Eşlerin veya tarafların yazılı bir kontrat düzenlemeden, şifahi anlaşmayla kurdukları kira ilişkilerinde ispat sorunları sıklıkla yaşanır. Mahkeme, yazılı belgenin bulunmadığı bu durumlarda taraflara öncelikle iddialarını açıklattırmalıdır. Davacı mülk sahibinin ileri sürdüğü başlangıç tarihine davalı kiracı karşı çıkarsa, mahkeme davacının göstereceği delilleri toplar. Kiracının geçmişte ödediği kira bedellerine ilişkin banka kayıtları incelenerek, ödemelerin hangi aylarda düzenli yapıldığı ve artışların ne zaman yansıtıldığı saptanmaya çalışılır. Ayrıca kiralananın fiilen teslim edildiği tarihi gösteren elektrik, su, doğal gaz abonelik başlangıçları gibi resmi kayıtlar da kira başlangıcının belirlenmesinde güçlü birer yan delil olarak mahkemece göz önünde bulundurulur.

MAHKEMECE YAPILMASI GEREKEN EKSİKSİZ USULİ ARAŞTIRMA

İncelenen Yargıtay kararında vurgulandığı üzere, yerel mahkemenin kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresi hakkında hiçbir araştırma yapmaksızın, doğrudan satın alma tarihini esas alarak kira bedeli tespiti kararı vermesi usul hukukuna ağır bir aykırılık teşkil eder. Yargıtay, bu eksik incelemeyi bozma nedeni saymıştır. Mahkemenin yapması gereken iş; öncelikle davacı tarafa kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresi hakkında açıklama yaptırmak, kiracının itirazı halinde davacının tanık dahil tüm delillerini toplamak, kira başlangıç tarihini kesin olarak saptamak ve ardından işin esasına (rayiç bedel tespiti ve hakkaniyet indirimine) girmektir. Usul kurallarına riayet edilmeden verilen kararlar, tarafların kazanılmış haklarını ihlal ettiği gibi hukuki öngörülebilirliği de zedelemektedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Taşınmazı yeni satın alan kişi hemen kira tespit davası açabilir mi?

Evet, açabilir; ancak mahkemece belirlenecek yeni kira bedeli satın alma tarihinden itibaren değil, sözleşmenin asıl yıl dönümü (yeni dönem) başlangıcından itibaren geçerli olur.

2. Yeni malik eski malikin yaptığı kira sözleşmesiyle bağlı mıdır?

Evet, kanuni halefiyet ilkesi gereği yeni malik, eski malik ile kiracı arasında yapılmış olan sözleşmenin tüm şartlarıyla (süre, kira bedeli, artış oranı vb.) aynen bağlıdır.

3. Kira başlangıç tarihini ispatlama yükü kime aittir?

Kira bedelinin tespiti davasında kira başlangıç tarihini ve sözleşmenin süresini ispatlama yükümlülüğü, davayı açan mülk sahibine (kiralayana) aittir.

4. Yazılı kira sözleşmesi yoksa kira başlangıç tarihi nasıl ispatlanır?

Kira başlangıç tarihi ve süresi hukuki fiil niteliğinde olduğundan; tanık beyanı, banka dekontları, abonelik kayıtları ve ihtarname tebliğ tarihleri gibi her türlü delille ispatlanabilir.

5. Yargıtay'ın bu karardaki bozma gerekçesi nedir?

Mahkemenin, taraflarca yazılı sözleşme sunulmamasına rağmen kira başlangıç tarihini araştırmaksızın, doğrudan satın alma tarihinden itibaren kira tespitine karar vermesidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2014/9211 E., 2014/11317 K. Karar Tarihi: 21.10.2014
MAHKEMESİ : Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/06/2014 NUMARASI : 2013/644-2014/423 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, halen ödenmekte olan aylık 250 TL kira parasının 04.06.2013 tarihinden itibaren aylık 1.000 TL olarak tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 04.06.2013 tarihinden kiralananın tahliye edildiği 26.03.2014 tarihine kadar 900 TL olarak tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiracısı olduğu taşınmazı müvekkilesinin 04.06.2013 tarihinde satın aldığını, davalının kendisine keşide edilen ihtarname üzerine Temmuz 2013 ayına kadar olan kira paralarını ödemiş ise de, taraflar arasında kira bedeli konusunda uyuşmazlık bulunduğunu, davalının ödemekte olduğu aylık 250 TL kira parasının emsallerinin çok altında olduğunu, davacının keşide ettiği ihtarnamede kira dönemi için kira parası artışı isteminde de bulunmasına karşın, davalının buna yanaşmadığını belirterek, kira parasının satın alma tarihi olan 04.06.2013 tarihinden itibaren 1.000 TL olarak tespitini talep etmiştir. Davalı, kira parasının artırılması istemini kabul etmediğini, kendisinin taşınmazın önceki maliki H.. Ç.. ile yazılı kira sözleşmesi yaptığını, H.. Ç..'ın da davacıdan önce kiralananı bir başkasına devrettiğini, onunla kira sözleşmesi yapmak istemesine rağmen, yazılı bir sözleşme yapılamadığını, davacı ile de sözleşme koşullarında anlaşamadıklarından yazılı kira sözleşmesi düzenlenemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalının kiracısı olduğu taşınmazın davacı tarafından 04.06.2013 tarihinde V.. K.. isimli üçüncü kişiden satın alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yargılama sırasında her iki taraf da yazılı kira sözleşmesi sunamamışlardır. Kira sözleşmeleri her iki taraf için hak ve borçlar yükleyen, sözleşmenin tarafları için bağlayıcı hükümler içeren sözleşmelerdendir. Ahde vefa ilkesi gereği kiracının sözleşme koşullarına uygun şekilde kira parasını ödemesi, üzerinde anlaşılmış ise, kira parasını sözleşme hükümlerine uygun şekilde artırması gerekir. Sözleşmenin en önemli unsurlarından olan kiracının kira parası ödeme yükümlülüğü ya da sözleşme süresini takip eden dönemlerde kira parasının artırılması konularında bir uyuşmazlık söz konto ise, uyuşmazlığın çözümü için kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin, süresinin, kira bedelinin, varsa sözleşmedeki artış oranının bilinmesi önem arz eder. Yeni kira dönemi için ödenecek kira bedelinin saptanmasına yönelik açılan kira tespiti davalarında da bu husus aynen geçerlidir. Yeni kira döneminde hüküm ifade edecek kira artışının hangi tarihten itibaren geçerli olacağının, tespiti istenen dönem için açılan davanın süresinde olup olmadığının belirlenebilmesi için, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Kira sözleşmesinin başlangıç tarihini ve süresini kanıtlama yükümlülüğü satınalma ile kiralayan sıfatına sahip olan davacıya ait olup, yargılamada yazılı kira sözleşmesinin ibraz edilememesi halinde mahkemece davacı tarafa bu hususların açıklattırılması, bu tarih ve süreye davalı kiracının karşı çıkması halinde, davacı kira başlangıç tarihi ve süresini tanık dahil her türlü delille kanıtlayabileceğinden davacının tüm delillerinin toplanması, kira başlangıç tarihi ve süresinin saptanmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Kiralanan taşınmazın yeni maliki olan davacı taşınmazı satın almakla, kiraya verenin sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarına halef olduğundan kendisinin satın aldığı tarih itibariyle kira sözleşmesi yeni akdedilmiş gibi taleplerde bulunması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemenin yukarıda açıklandığı üzere, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresi konusunda gerekli incelemeyi yaptıktan sonra davacının kira tespiti istemine ilişkin bir hüküm kurması gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar vermesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.