avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Şartları

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası ekonomik dengeyi sağlamak amacıyla Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen en önemli mali güvencelerden biridir. Ancak bu nafakanın mutlak ve değişmez olmadığı, belirli şartların varlığı halinde kaldırılabileceği veya azaltılabileceği kabul edilmektedir. Özellikle “yoksulluk nafakasının kaldırılması”, “nafakanın azaltılması”, “mali durum değişikliği”, “hakkaniyet ilkesi” ve “asgari ücretin yoksulluk kriterine etkisi” gibi kavramlar, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş ve uygulamada önemli kriterler haline gelmiştir. Bu makalede, yoksulluk nafakasının kaldırılması ve azaltılması şartları ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.

Yoksulluk Nafakasının Hukuki Niteliği

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi yoksulluk nafakasını düzenlemektedir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”

Bu hükümden anlaşılacağı üzere yoksulluk nafakası; boşanma sonrası ekonomik dengeyi sağlama amacı taşır, kusuru daha ağır olmayan eş lehine hükmedilir ve süresiz nitelikte olabilir. Ancak bu nafaka, sabit ve değiştirilemez bir hak değildir. TMK 176. madde kapsamında belirli şartların gerçekleşmesi halinde değiştirilebilir veya kaldırılabilir.

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Şartları

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi nafakanın kaldırılması ve değiştirilmesini düzenlemektedir: “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde, irat şeklinde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılmasına, azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verilebilir.”

Bu hükme göre nafakanın kaldırılması için temel şart “yoksulluğun ortadan kalkmasıdır”. Ancak bu kavram yalnızca gelir elde etmekle sınırlı değildir. Yoksulluğun ortadan kalktığının kabul edilebilmesi için; düzenli ve yeterli gelir elde edilmesi, sosyal yaşam standardının yükselmesi ve kendi geçimini sağlayabilecek ekonomik güce ulaşılması gerekmektedir.

Asgari Ücret ve Yoksulluk İlişkisi

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, asgari ücret düzeyinde gelir elde edilmesi tek başına yoksulluğun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çünkü asgari ücret, temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik belirlenen en düşük gelir düzeyidir ve bu gelir, sosyal ve ekonomik koşullar dikkate alındığında yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir. Kira, gıda, sağlık ve ulaşım giderleri dikkate alındığında yetersiz kalabilir. Bu nedenle, sadece sigortalı bir işe girilmiş olması veya asgari ücret alınması, nafakanın kaldırılması için yeterli bir sebep değildir.

Nafakanın Azaltılması İlkesi

Yoksulluk nafakasının kaldırılması talebi, aynı zamanda nafakanın azaltılması talebini de içinde barındırır. Bu durum, Yargıtay tarafından açıkça kabul edilmiştir. Buna göre mahkeme; nafakanın tamamen kaldırılmasına gerek olup olmadığını ve nafakanın hakkaniyet gereği azaltılıp azaltılamayacağını değerlendirmek zorundadır. Bu yaklaşım, hakkaniyet ilkesinin bir yansımasıdır ve sosyal adaletin korunmasını amaçlar.

Mali Durum Değişikliğinin Önemi

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davalarında en önemli kriterlerden biri tarafların mali durumundaki değişikliktir. Mali durum değişikliği; nafaka borçlusunun gelir artışı veya azalması, nafaka alacaklısının gelir elde etmeye başlaması veya ekonomik koşulların değişmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Ancak her gelir artışı nafakanın kaldırılması sonucunu doğurmaz. Bu değişikliğin “yoksulluğu ortadan kaldıracak düzeyde” olması gerekir.

Yoksulluk Kavramının Değerlendirilmesi

Yoksulluk, mutlak bir kavram değildir. Ekonomik koşullar, yaşam standardı ve sosyal çevre dikkate alınarak değerlendirilir. Yargıtay’a göre yoksulluk; sadece gelir yokluğu değil, kişinin kendi geçimini sağlayamaması durumudur. Bu nedenle her somut olay kendi şartları içinde değerlendirilmelidir. Aynı gelir düzeyi farklı şehirlerde farklı sonuçlar doğurabilir.

Hakkaniyet İlkesi

Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca hâkim, karar verirken hakkaniyet ilkesini gözetmek zorundadır. Nafaka davalarında hakkaniyet; tarafların ekonomik dengesi, yaşam standartları ve sosyal koşullar gibi unsurlar dikkate alınarak değerlendirilir. Bu ilke, nafakanın otomatik şekilde kaldırılmasını engeller ve adil bir denge kurulmasını sağlar.

Nafakanın Tamamen Kaldırılması ve İndirilmesi Ayrımı

Nafakanın kaldırılması ile nafakanın azaltılması farklı hukuki sonuçlar doğurur. Kaldırma, nafaka yükümlülüğünün tamamen sona ermesi; azaltma ise yükümlülüğün devam etmesi ancak miktarın düşürülmesi anlamına gelir. Yargıtay uygulamasına göre, çoğu durumda nafakanın tamamen kaldırılması yerine azaltılması daha uygun bir çözümdür.

Soru-Cevap Bölümü

Asgari ücretle çalışan kişi nafaka ödemekten kurtulur mu?
Hayır, asgari ücret tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz ve nafakanın kaldırılması için yeterli değildir.

Nafaka tamamen kaldırılabilir mi?
Evet, ancak bunun için karşı tarafın yoksulluğunun tamamen ortadan kalkmış olması gerekir.

Nafaka azaltılabilir mi?
Evet, mali durum değişikliği varsa mahkeme nafakayı azaltabilir.

Nafaka davalarında hangi kriterler dikkate alınır?
Gelir durumu, yaşam standardı, ekonomik koşullar ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınır.

Nafaka her zaman süresiz midir?
Kural olarak evet, ancak şartların değişmesi halinde kaldırılabilir veya değiştirilebilir.

Yargıtay’ın Değerlendirme Kriterleri

Yargıtay, nafaka davalarında şu temel kriterleri esas almaktadır: Gelirin sürekliliği, gelirin yeterliliği, sosyal yaşam standardı, ekonomik koşullar ve hakkaniyet dengesi. Bu kriterler birlikte değerlendirildiğinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması gerektiğine karar verilir.

Hukuki Değerlendirme ve Sonuç

Yoksulluk nafakası, sosyal devlet ilkesinin bir yansıması olarak boşanma sonrası ekonomik dengeyi korumayı amaçlamaktadır. Ancak bu nafaka mutlak bir hak olmayıp, değişen ekonomik koşullara göre yeniden değerlendirilebilir. Yargıtay içtihatları, özellikle asgari ücret düzeyinde gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağını açıkça ortaya koyarak, nafakanın kaldırılması yerine çoğu durumda azaltılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, hem hakkaniyet ilkesine hem de sosyal adalet anlayışına uygun bir çözüm sunmaktadır. Sonuç olarak, yoksulluk nafakasının kaldırılması davalarında mahkemeler, yalnızca gelir artışına değil, tarafların genel ekonomik ve sosyal durumuna bakmak zorundadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
3. Hukuk Dairesi 2013/20746 E. , 2014/5835 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2.AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2013 NUMARASI : 2012/960-2013/459 Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davada; davalının sigortalı bir işte çalışmaya başladığı gerekçesi ile yoksulluğunun ortadan kalktığı belirtilerek; yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmiş; mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilerek; nafakanın kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 21.07.2006 tarihinde kesinleşen ilamla anlaşmalı boşandıkları, boşanma ilamı ile birlikte davalı kadın lehine aylık 500,00 TL yoksulluk nafakası takdir edildiği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 176.maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması ya da azaltılmasına da karar verilebilir. Kural olarak asgari ücret düzeyinde sürekli ve güvenceli bir gelire sahip olunması yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında da "asgari ücretle çalışılması" yoksulluk nafakasının ortadan kaldırılmasını gerektiren bir durum olarak kabul edilmemiştir. Ancak, kaldırma talebi, azaltma talebini de içermekte olup, bu durum nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının inşaat şirketinde sigortalı olarak çalıştığını belirtmiş, yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasında davacının çalışmadığı ekonomist olduğu, 2012 model Nissan Qashqai aracının bulunduğu tespit edilmiştir. Somut olayda, davacı dava tarihi itibariyle çalışmaktadır, davalı kadının aldığı aylık 500,00 TL nafaka ile günümüz ekonomik koşullarında yaşadığı çevre de dikkate alındığında geçinmesi mümkün görünmediğine göre, işe girip çalışması zorunluluk arz etmektedir. Davalının çalışarak elde ettiği 1.200,00 TL kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Zira yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. O halde mahkemece, davacının dava tarihi itibariyle çalıştığı, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı, mali dumunun olumlu yönde değiştiği açık ise de, gelirinin yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp, indirmeye karar verilmesi gerektiği gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde nafakanın indirilmesine karar veilmesi gerekirken, yazılı ve yanılgılı gerekçelerle nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.