KABA SÖZ İLE HAKARETİN AYRIMI VE ZİBİDİ İFADESİ
Ceza Hukukunun en tartışmalı ve yoruma en açık alanlarından biri "hakaret" suçudur. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesini ya da sövmek suretiyle saldırılmasını cezalandırır. Ancak toplumsal hayatta, özellikle sosyal medyanın getirdiği anlık tepki kültürü içinde sarf edilen her olumsuz, kızgın veya kaba kelimenin "hakaret" sayılması, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırarak adliyeleri birer "kelime polisi"ne dönüştürür. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal kararı, halk arasında sıklıkla hakaret amacıyla (veya öyle zannedilerek) kullanılan kelimelerin, hukuki potada nasıl eritildiğini göstermesi açısından muazzam bir örnektir. Karara konu olayda; sanık, Facebook üzerinden katılanı hedef alan eleştirel yorumlar yapmış ve bu yorumlar içinde "zibidi" kelimesini kullanmıştır. Yerel mahkeme "zibidi" kelimesini hakaret kabul ederek sanığa mahkumiyet (ceza) vermiştir. Ancak Yargıtay, metnin tamamını bir bütün olarak okumuş, sanığın asıl amacının "eleştiri" olduğunu tespit etmiş ve daha da önemlisi "zibidi" kelimesinin Türk Dil Kurumu'ndaki (TDK) gerçek karşılığını (gülünç derecede kısa ve dar giyinmiş olan) referans alarak bu ifadenin bir onur kırıcılık (hakaret) taşımadığına, sadece "rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı" olduğuna hükmetmiştir. Bu makale, ceza hukukunda kaba söz ile hakaret arasındaki ince çizgiyi incelemektedir.
Hukuk sistemi, vatandaşların birbirlerine her daim zarif, kibar ve beyefendi/hanımefendi ölçülerinde hitap etmesini garanti etmez. Ceza Kanununun amacı insanları "terbiyeli" yapmak değil, kişilerin "şeref ve haysiyetini" (toplum içindeki itibarını) ağır saldırılara karşı korumaktır. Birine "hırsız, rüşvetçi, dolandırıcı" demek (olgu isnadı) veya doğrudan namusuna yönelik sövmek TCK 125 kapsamında suçtur. Ancak birine "bencil, cimri, karaktersiz, ulan, zibidi, lanet olası" demek, karşı tarafı üzse ve sinirlendirse dahi, kişinin toplum içindeki şerefini sıfırlayan kavramlar olmadığı için "kaba söz / beddua / ağır eleştiri" sınırlarında kalır ve beraat (cezasızlık) sonucunu doğurur.
HAKARET SUÇUNUN KANUNİ UNSURLARI
TCK m. 125'e göre hakaret suçunun oluşabilmesi için temel şart; sarf edilen sözün objektif olarak mağdurun "onur, şeref ve saygınlığını rencide edici" boyutta olmasıdır.
Sözün sadece mağduru "rahatsız etmesi" veya "üzmesi" suçun oluşumu için yeterli değildir. Toplumun genel geçer ahlak anlayışına göre o kelimenin ağır bir sövme niteliği taşıması zorunludur.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE ELEŞTİRİ HAKKI
Yargıtay kararında çok önemli bir kast analizi yapılmıştır: "...doğrudan katılanı hedef alarak, kendisine hakarette bulunmak kastıyla hareket etmeyip, eleştirme amacı güttüğü..."
Ceza Hukukunda "kast" (suç işleme iradesi) hayati önem taşır. Kişi, bir siyasiyi, bir yöneticiyi veya bir kurumu eleştirirken (hatta sert ve iğneleyici bir dille eleştirirken) bazen kantarın topuzunu kaçırabilir. Ancak metnin bütünü okunduğunda asıl niyetin "üzüm yemek (eleştirmek)" olduğu anlaşılıyorsa, araya sıkışan sivri kelimeler ifade özgürlüğü şemsiyesi altında korunur.
KABA VE NEZAKET DIŞI SÖZLER
Yargıtay içtihatlarında "kaba söz (nezaket dışı davranış)" kavramı, hakaret suçunun adeta bir filtresidir. "Saygısız, terbiyesiz, nankör, vicdansız, zibidi" gibi kelimeler bu filtreye takılır ve suç olmaktan çıkar.
Kararda da vurgulandığı üzere; bu tür kelimeler elbette "rahatsız edici" ve "nezaket dışı"dır. Ancak ceza hukuku, her nezaketsizliği hapis veya adli para cezası ile cezalandıracak kadar geniş bir ağa sahip değildir. Nezaket kuralları toplumsal yaptırımlarla (kınama, dışlama) çözülmelidir.
TDK SÖZLÜĞÜNÜN YARGISAL İŞLEVİ
Bu emsal kararın en çarpıcı yönü, Yargıtay'ın "zibidi" kelimesinin hukuki tahlilini yaparken doğrudan Türk Dil Kurumu'na (TDK) başvurmasıdır. "Zibidi kelimesinin, Türk Dil Kurumu'ndaki anlamının, 'gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan' şeklinde olduğu..."
Halk arasında "zibidi" kelimesi genellikle serseri, işe yaramaz veya itici insanları aşağılamak için kullanılır. Ancak hukuk, kelimenin resmi/sözlük anlamına ve etimolojisine bakar. TDK'ya göre bu kelime sadece bir "giyim tarzını (dar ve kısa giyinmeyi)" tasvir etmektedir. Birinin giyim tarzıyla alay etmek veya onu gülünç bulmak şeref ve haysiyet düşürücü bir suç değildir.
BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME İLKESİ
Hakaret dosyalarında en sık yapılan hata, mağdurun veya polisin metin içindeki tek bir kelimeyi "cımbızlayarak" fezleke hazırlamasıdır. Yargıtay emsal kararda "yorumlarının bütünü bir arada irdelendiğinde" kuralını işleterek cımbızlamaya karşı çıkmıştır.
Örneğin bir paragraf dolusu mantıklı ve belgeli bir siyasi/idari eleştiri yazısının sonuna "Sizin gibi zibidiler yüzünden bu haldeyiz" yazılması, o yazının eleştirel değerini yok edip onu salt bir "hakaretnamesine" dönüştürmez.
SOSYAL MEDYA YORUMLARININ DENETİMİ
Kararın "facebook internet sitesinde yazmış olduğu yorumlar" üzerinden çıkması, günümüzde savcılıkları en çok meşgul eden "klavye hatalarına" dair önemli bir mesajdır.
Sosyal medya, doğası gereği resmi bir yazışma platformu değil, anlık ve gayriresmi duyguların paylaşıldığı bir alandır. Yargıtay, bu platformlardaki dili değerlendirirken biraz daha esnek davranmakta ve ifade özgürlüğünün alanını geniş tutmaktadır.
YARGITAYIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YAKLAŞIMI
Sonuç olarak; Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin bu kararı, hakaret (TCK 125) suçunun sınırlarını "şeref ve haysiyet" eksenine sıkı sıkıya bağlayan ve her argo/kaba kelimeyi suç kapsamından çıkaran köklü bir içtihattır. Sosyal medya platformlarında (Facebook, Twitter vb.) yapılan tartışmalarda sarf edilen "zibidi" kelimesi, TDK sözlüğündeki (gülünç/dar giyinen) anlamı itibarıyla bir insanın namusuna, ahlakına veya mesleki şerefine yönelik bir saldırı içermediğinden, hukuken sadece "kaba, rahatsız edici ve nezaket dışı hitap" olarak kabul edilir. Yerel mahkemelerin, metnin bütünündeki "eleştiri" kastını görmezden gelerek ve "zibidi" kelimesine halk arasındaki (yanlış/abartılı) aşağılayıcı anlamını yükleyerek mahkumiyet kararı vermesi yasalara aykırıdır. Bir sözün muhatabı kızdırması, üzmesi veya rahatsız etmesi, o sözün ceza kanunu anlamında "suç" teşkil etmesi için asla yeterli değildir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Hayır. Yargıtay kararına göre "zibidi" kelimesi kaba ve nezaket dışı bir sözdür ancak TCK 125 anlamında (şeref ve saygınlığı rencide edici) hakaret suçu oluşturmaz. Savcılık büyük ihtimalle takipsizlik (KYOK) verecek veya mahkeme beraat kararı verecektir.
Bu kararı hakim (Yargıtay içtihatları ve TDK kuralları çerçevesinde) verir. Hakim, o kelimenin toplumdaki objektif ağırlığına, sözlük anlamına ve cümlede (cımbızlamadan) hangi amaçla kullanıldığına (eleştiri kastı olup olmadığına) bakar.
Yargıtay içtihatlarına göre "terbiyesiz, saygısız, nankör, karaktersiz" gibi kelimeler de genellikle (olay örgüsüne göre değişmekle birlikte) kaba söz sayılarak beraatle sonuçlanmaktadır. Ancak "ahlaksız" veya doğrudan cinsel/namus içerikli küfürler net olarak hakarettir.
Ceza davasından beraat çıkması (eylemin suç olmaması), o eylemin haksız fiil olmadığı anlamına gelmez. Ancak "zibidi" gibi hafif/kaba sözler genellikle kişilik haklarına "ağır" bir saldırı (TMK 24) oluşturmadığı için Hukuk Mahkemelerinde açılan manevi tazminat davaları da çoğunlukla reddedilmektedir.
Emsal kararda olduğu gibi yerel mahkemeler bazen hatalı mahkumiyet kararı verebilir. Bu durumda kararı İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) veya Yargıtay'a taşıyarak (temyiz ederek), söz konusu "kaba söz" içtihatlarını sunup kararı bozdurmalısınız.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir