avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

ZİNCİRLEME SUÇLARDA UZLAŞMANIN ETKİSİ

Ceza hukuku sistemi, suç işleyen faillerin cezalandırılmasının yanı sıra, toplumsal barışın tesisi ve yargılamanın makul sürede bitirilmesi amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini de bünyesinde barındırmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlilerinden biri şüphesiz uzlaştırma kurumudur. Diğer taraftan, ceza adaletinin sağlanması bakımından suçların içtimaı kuralları ve özellikle zincirleme suç (müteselsil suç) hükümleri, tek bir fiille veya aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kişiye karşı suç işlenmesi hallerini düzenler. Ceza muhakemesinde gerçekleştirilen yasal reformlar, uzlaştırma kapsamına giren suçların alanını genişletirken, bu durum içtima kurallarıyla birleştiğinde karmaşık usuli meselelerin doğmasına yol açmıştır. Özellikle, aynı dosya kapsamında farklı mağdurlara yönelik olarak işlenen ve biri uzlaşma kapsamında olan, diğeri ise uzlaşma dışı kalan suçların bir arada bulunması durumunda zincirleme suç hükümlerinin nasıl uygulanacağı konusu hukuki derinlik taşımaktadır. Ayrıca, suç teşkil eden eylemlerin gerçekleştirilmesinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilirliğinin tartışılması, ceza tayininde adil bir sonuca ulaşmak adına mahkemenin temel yükümlülüklerindendir. Bu makalede, tehdit suçunun nitelikli halleri, uzlaştırma usulünün yasal çerçevesi, zincirleme suç artırımı kuralları, uzlaşmanın bu artırıma etkisi ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşulları incelenecektir.

TEHDİT SUÇU VE NİTELİKLİ HALLERİ

Tehdit suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinde hürriyete karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Kişinin, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle başka bir kimseyi korkutması basit tehdit suçunu oluşturur (TCK m. 106/1-1. cümle). Suçun bu şekli takibi şikayete bağlı olmasa da yasal olarak uzlaştırma kapsamında yer almaktadır. Tehdit eyleminin; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte veya var olan ya da var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde ise suçun nitelikli hali (silahla tehdit vb.) gündeme gelir (TCK m. 106/2). Suçun nitelikli halleri, taşıdıkları toplumsal tehlikenin ağırlığı nedeniyle daha ağır hapis cezalarını gerektirmekte olup, hiçbir şekilde uzlaştırma kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu ayrım, yargılama sürecindeki usul kurallarının belirlenmesinde kilit bir rol oynamaktadır.

CEZA MUHAKEMESİNDE UZLAŞTIRMA MÜESSESESİ

Uzlaştırma, ceza muhakemesinde kamu davası açılması veya mahkeme aşamasında fail ile mağdurun tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla bir araya gelerek anlaşmaya varması sürecidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde düzenlenen uzlaştırma kurumu, mağdurun haklarının korunmasını ve failin ceza infaz sistemi dışına çıkarılarak topluma kazandırılmasını amaçlar. Yasal düzenlemeler uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar ile şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kanunda açıkça belirtilen bazı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Ancak kanun koyucu, uzlaşma kapsamındaki bir suçun, uzlaşma kapsamında olmayan başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini hükme bağlamıştır (CMK m. 253/3). Yapılan yasal değişikliklerle bu fıkraya "aynı mağdura karşı" ibaresi eklenmiştir. Bu ekleme sonucunda, farklı mağdurlara karşı işlenen suçlardan birinin uzlaşmaya tabi olması, diğerinin olmaması durumunda, uzlaşmaya tabi olan suç yönünden uzlaştırma işlemlerinin yapılması zorunluluğu doğmuştur.

ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ VE UYGULANMASI

Zincirleme suç, Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinde düzenlenmiştir. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde fail hakkında tek bir cezaya hükmedilir ancak bu ceza kanunda öngörülen oranda artırılır. Maddenin ikinci fıkrasında ise, "aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumu düzenlenmiştir. Bu halde de fail hakkında tek bir cezaya hükmolunarak zincirleme suç artırımı uygulanır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, işlenen tüm eylemlerin suç teşkil etmesi ve cezalandırılabilir nitelikte olması şarttır. Eğer eylemlerden biri hukuken cezalandırılabilirlik vasfını yitirirse veya düşme nedenine tabi olursa, artık zincirleme suç ilişkisinden bahsedilemez. Dolayısıyla zincirleme suç, birden fazla suçun varlığını ancak faile tek bir ceza verilerek bu cezanın artırılmasını öngören özel bir ceza hukuku kurumudur.

UZLAŞMANIN ZİNCİRLERİ CEZAYA ETKİSİ

Aynı dosya kapsamında yargılanan bir sanığın, iki farklı mağdura yönelik eylemlerinden biri silahla tehdit (uzlaşma dışı), diğeri ise basit tehdit (uzlaşma kapsamında) ise usul hukuku kuralları hassas şekilde uygulanmalıdır. Mahkemenin, eylemleri tek bir fiille veya aynı suç işleme kararı kapsamında işlendiği gerekçesiyle daha ağır olan silahla tehdit suçundan ceza tayin edip zincirleme suç (TCK m. 43/2) artırımı uygulaması, doğrudan doğruya uzlaşma sürecinin sonucuna bağlıdır.

Uzlaşma kapsamındaki basit tehdit suçu yönünden CMK 253 uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yapılması yasal bir zorunluluktur. Eğer bu süreç sonunda taraflar arasında uzlaşma gerçekleşirse, uzlaşma konusu olan basit tehdit suçu yönünden davanın düşmesine karar verilir. Basit tehdit suçu uzlaşma nedeniyle ortadan kalktığında, ortada zincirleme suça konu edilebilecek birden fazla suç kalmamış olur. Zira zincirleme suçun şartı, cezalandırılabilir birden fazla eylemin varlığıdır. Bu durumda, uzlaşma dışı kalan ve diğer mağdura karşı işlendiği iddia edilen silahla tehdit suçu yönünden sanık hakkında TCK'nın 43/2. maddesindeki zincirleme suç artırımının uygulanması hukuken imkansız hale gelir. Dolayısıyla, uzlaşmanın olumlu sonuçlanması failin diğer suçtan alacağı cezanın miktarını doğrudan etkilemektedir.

HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ceza hukukunda haksız tahrik, failin haksız bir fiilin kendisinde uyandırdığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda ceza sorumluluğunu azaltan bir kişisel nedendir (TCK m. 29). Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için; haksız bir fiilin varlığı, bu fiilin mağdurdan faile yönelmiş olması, failde hiddet veya şiddetli elem uyandırması ve suçun bu ruh hali içinde işlenmesi gerekir. Yargılama makamları, bir olayda haksız tahrikin varlığına yönelik iddia ve savunmaları göz ardı edemez. Olayın çıkış nedeni, tarafların karşılıklı söz ve davranışları, hangisinin ilk haksız hareketi başlattığı dosya kapsamındaki delillerle netleştirilmelidir. Şayet sanığın suçu işlemeden önce mağdur veya yanındakiler tarafından hakarete uğradığı, tehdit edildiği ya da yolunun kesildiği yönünde savunmaları ve bunu destekleyen tanık beyanları varsa, mahkemenin haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını kararın gerekçesinde mutlaka tartışması gerekir. Bu tartışmanın yapılmaması, kararın eksik gerekçe ile bozulmasına yol açar.

YARGILAMA USULÜ VE BOZMA KARARLARI

Ceza muhakemesinde usul kurallarına riayet edilmesi, maddi gerçeğe ulaşılması ve adil yargılanma hakkının tesisi için zorunludur. Mahkemelerin, yasal değişiklikleri yakından takip ederek uzlaştırma prosedürünü doğru işletmesi ve içtima kurallarını buna göre şekillendirmesi gerekir. Tehdit ve yaralama gibi olaylarda tahrik iddialarının titizlikle incelenmesi, ceza adaletinin tecellisi için hayati önem taşır. Yargıtay’ın bozma kararları, yerel mahkemelerin bu usuli kuralları eksiksiz yerine getirmesini sağlayarak ceza uygulamasındaki hataları düzeltmektedir. Adil bir yargılama süreci, ancak tüm bu yasal parametrelerin mahkemelerce eksiksiz tartışılması ve gerekçelendirilmesiyle mümkün olmaktadır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Basit tehdit suçu uzlaşmaya tabi midir?

Evet, TCK 106/1-1. cümlesi kapsamında düzenlenen basit tehdit suçu, CMK 253. maddesi gereğince uzlaşma kapsamındadır.

2. Silahla tehdit suçu uzlaşmaya tabi midir?

Hayır, TCK 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçu, kamu düzenini ilgilendiren nitelikli bir suç olduğundan uzlaşma kapsamında değildir.

3. Uzlaşmaya tabi olan bir suç ile uzlaşma kapsamında olmayan bir suç birlikte işlenirse uzlaşma uygulanır mı?

Kural olarak, uzlaşma kapsamındaki bir suçun uzlaşma kapsamındaki olmayan başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak CMK 253/3 son cümlesine eklenen yasal düzenleme ile bu engel 'aynı mağdura karşı' işlenme şartına bağlanmıştır. Farklı mağdurlara karşı işlenen suçlarda ise uzlaştırma engeli ortadan kalkar.

4. Uzlaşmanın gerçekleşmesi zincirleme suç artırımını nasıl etkiler?

Farklı kişilere yönelik tehdit eylemlerinden uzlaşmaya tabi olanı uzlaşma ile sonuçlanırsa, artık zincirleme suçun (TCK 43/2) diğer unsuru ortadan kalkacağından, uzlaşma dışı kalan silahla tehdit suçu için zincirleme suç artırımı uygulanamaz.

5. Haksız tahrik indirimi hangi koşullarda uygulanır?

Failin, mağdurdan yönelen haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suçu işlemesi durumunda TCK 29. maddesi uyarınca cezasında indirim uygulanır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/26714 E., 2020/190 K.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkmesi SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A-Sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Eyleme ve yükletilen suça yönelik, katılan ...'ın temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, B-Sanık ... hakkında silahla tehdit, tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz talebine gelince; 1-Silahla tehdit ve tehdit suçlarından kurulan hükümler yönünden; Sanık hakkında katılan ...'a yönelik silahla tehdit ve müşteki ...'a yönelik de TCK'nın 106/1-1. cümle kapsamında düzenlenen tehdit eylemini gerçekleştirdiği iddiasıyla dava açıldığı ve Mahkemece daha ağır olan silahla tehdit suçundan 43/2. maddesi uygulanarak ceza tayin edildiği anlaşılmış ise de; 7188 sayılı Kanunun 26. maddesi ile CMK'nın 253/3. maddesine aynı mağdura karşı ibaresinin eklenmesi nedeniyle, sanığın müşteki ...'a yönelik TCK'nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit eyleminin, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma kapsamına alındığı, müşteki İbrahim'e yönelik tehdit suçundan uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, katılan ...'a yönelik silahla tehdit suçunda TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu, 2-Tüm suçlar yönünden; Sanığın, hastanede beklediği esnada katılan ... ve yanında bulunan arkadaşları olan müşteki ... ve tanık ...'in önüne geçtiklerini ve katılan ...'ın kendisine hakaret ve tehdit ettiğini beyan etmesi karşısında; olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre, TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz irazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.