1. Bilirkişi Ücreti Kavramının Tanımı ve Hukuki Dayanağı
Bilirkişi ücreti (6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu), mahkemenin çözemediği teknik, bilimsel veya sanatsal konularda görüş bildiren uzman kişiye (mühendis, doktor, hesap uzmanı vb.), hazırladığı rapor ve incelediği dosya kapsamı dikkate alınarak ödenen hak ediştir. Bilirkişilik bir kamu görevidir ancak bu görev ücretsiz değildir. Ücretin miktarı, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan "Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi"ne göre belirlenir. Hakim, işin zorluğu ve harcanan emeğe göre tarifedeki alt ve üst sınırlar dahilinde bir rakam takdir eder.
Bilirkişi ücreti, yargılamada maddi gerçeğe ulaşmak için en sık başvurulan "ispat masrafı" kalemidir.
2. Bilirkişi Ücretinin Hukuki Niteliği
Bilirkişi ücreti, bir "yargılama gideri" ve aynı zamanda bir "delil avansı"dır. Hukuki niteliği itibariyle, bu ücreti ödeme yükümlülüğü bilirkişi incelemesini talep eden tarafa aittir. Eğer bilirkişi incelemesi mahkemece kendiliğinden (resen) istenmişse, ücret taraflara eşit paylaştırılır. Bu ücret ödenmeden dosya bilirkişiye gönderilmez; zira bilirkişinin incelemeye başlaması için ücretin mahkeme veznesine yatırılmış olması şarttır.
3. Ücretin Kapsamı ve Ek Rapor Süreci
- Ana Rapor Ücreti: İncelemenin başlangıcında belirlenen temel ücret.
- Giderler: Bilirkişinin ulaşım, laboratuvar analizi veya özel cihaz kullanımı için yapacağı harcamalar (ayrıca ödenir).
- Ek Rapor Ücreti: İlk raporun eksik olduğu veya yeni sorular eklendiği durumlarda bilirkişiye takdir edilen ek ücret (Kural olarak ek rapor için asıl ücretin belirli bir oranı ödenir).
4. Uygulama Alanı ve Ödeme Usulü
Bilirkişi ücreti mahkeme veznesine yatırılır. Bilirkişi raporunu sunduktan sonra, hakim raporun "yeterli" olduğuna kanaat getirirse, paranın bilirkişinin banka hesabına aktarılması için sarf kararı yazar. Bilirkişinin taraflardan doğrudan para istemesi ağır bir suç ve etik ihlalidir.
5. Yargıtay ve Mahkeme Yaklaşımları
Yargıtay tarafından benimsenen genel görüş; "Bilirkişi ücretinin yatırılmaması durumunda o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı"dır. Ancak Yargıtay bu konuda çok hassas bir ayrım yapar: Eğer bilirkişi raporu davanın aydınlatılması için "vazgeçilmez" ise (Örn: Bir trafik kazasında kusur tespiti), hakim masraf yatmasa bile bu incelemeyi yaptırmak için kamu kaynaklarını veya adli yardımı zorlamalıdır. Yargıtay'ın en sık bozma nedenlerinden biri, mahkemenin "eksik ücret yatmadı" diyerek davasının ispatlanmadığına karar verilmesidir.
Mahkemeler arası uygulamada, birden fazla bilirkişinin olduğu "heyet" incelemelerinde ücretlerin katlanması sorun yaratır. Yargıtay, gereksiz yere büyük heyetler oluşturulmasını usul ekonomisine aykırı bulur. Ayrıca Yargıtay, bilirkişinin "görevini ihmal etmesi" veya "yasaya aykırı rapor hazırlaması" durumunda ücretinin ödenmemesi veya ödenmişse geri alınması gerektiğini savunur. Son dönemde Yargıtay, bilirkişi ücretlerinin tarifeye göre çok düşük veya çok yüksek belirlenmesini "hak arama hürriyetine müdahale" olarak değerlendirmekte ve objektif bir standart aranmaktadır.
6. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Bilirkişi ücreti, adaletin teknik sıhhatinin bedelidir. Bilimin ışığını duruşma salonuna taşıyan uzmanın hakkıdır.
Sonuç olarak, bir davada bilirkişi aşaması davanın kaderini belirleyen en kritik andır. Şişman Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimizin uyuşmazlıklarında uzman bilirkişi raporları için gerekli masrafları müvekkillerimizle koordineli şekilde yönetmekte; sunulan raporların teknik yeterliliğini denetlemekte ve haksız/eksik raporlara karşı "ek ücret" yükümlülüğüne girmeden etkili itirazlar yaparak süreci yönetmekteyiz.