Cevap süresi, bir davanın davalısına, kendisine tebliğ edilen iddialara karşı savunmalarını hazırlayıp mahkemeye sunması için verilen, hak düşürücü nitelikteki zamandır.

1. Cevap Süresi Kavramının Tanımı ve Mahiyeti

Cevap süresi, yargılamanın "silahların eşitliği" ilkesinin hayata geçtiği ilk andır. Bir davanın açılmasıyla birlikte davacı tüm iddialarını sunmuş olur; davalının ise bu iddialara karşı kendi tezlerini, itirazlarını ve delillerini sunabilmesi için makul bir zamana ihtiyacı vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 127 uyarınca, cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren **iki haftadır.** Bu süre, savunma hakkının kısıtlanmaması için getirilmiş asgari bir güvencedir. Cevap süresi dolduğunda, davalı için "savunma yapma" kapısı (istisnalar hariç) kapanır.

Mahiyet itibariyle cevap süresi, yargılamanın hızını belirler. Davalı bu süre içinde cevap vermezse, davacının iddialarını tamamen reddetmiş sayılır ancak kendi lehine olan özel savunmaları (zamanaşımı, yetki itirazı vb.) ileri sürme hakkını kaybeder. Bu nedenle cevap süresi, bir davanın kaderini belirleyen en kritik takvimdir.

2. Sürenin Başlaması ve Hesaplanması

Cevap süresinin başlaması için "usulüne uygun bir tebligat" şarttır. Dava dilekçesi davalının eline geçtiği veya tebligat mevzuatına göre geçtiği varsayılan günün ertesi günü süre işlemeye başlar.

Hafta Hesabı: HMK'ya göre süreler hafta olarak belirlenmişse, başladığı güne tekabül eden hafta gününde mesai saati bitiminde sona erer. Örneğin; Salı günü tebliğ alınan dava dilekçesine cevap süresi, iki hafta sonraki Salı günü dolar.

Tatil Günleri: Sürenin son günü resmi tatile (Hafta sonu, bayram vb.) denk gelirse, süre tatilin bittiği ilk mesai günü sonuna kadar uzar.

3. Ek Süre Talebi ve Şartları (HMK m. 127)

Bazen iki haftalık süre, savunma hazırlamak için yeterli olmayabilir. Özellikle çok sayıda belgenin incelenmesi gereken karmaşık ticari davalarda veya yurt dışı bağlantılı dosyalarda kanun davalıya bir imkan tanımıştır.

Talep Şartı: Davalı, henüz iki haftalık cevap süresi dolmadan mahkemeye başvurarak ek süre istemelidir. Süre dolduktan sonra ek süre istenemez.

Gerekçe: "Durum ve koşulların cevap dilekçesinin hazırlanmasını çok zor kılması" gerekir. İşlerin yoğunluğu bir gerekçe değildir; ancak arşive inilmesi, tercüme yapılması veya uzak yerlerden delil toplanması geçerli gerekçelerdir.

Sınır: Hakim, duruma göre bir defaya mahsus olmak üzere ve **bir ayı geçmemek** üzere ek süre verebilir. Ek süre kararı ara karardır ve kesindir.

4. Cevap Süresinin Kaçırılmasının Ağır Sonuçları

Cevap süresini kaçıran bir davalı, hukuk aleminde "savunmasız" kalmış sayılır:

İnkar Karinesi: Cevap vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. Ancak sadece "inkar" etmek, karşı delil sunma hakkını vermez.

Savunma İmkansızlığı: Davalı; zamanaşımı, hak düşürücü süre, yetki itirazı veya takas-mahsup gibi "ilk itirazları" ve "def'ileri" artık ileri süremez. Mahkeme bunları kendiliğinden gözetmez.

Delil Sunma Yasağı: Cevap süresinde delil listesini sunmayan davalı, sonradan delil sunamaz. Davayı sadece davacının delillerini çürütmeye çalışarak takip etmek zorunda kalır.

5. Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu Yaklaşımları

Yargıtay, cevap süresini "hak düşürücü süre" olarak nitelendirir ve bu sürenin mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözetilmesi gerektiğini savunur. Yargıtay’a göre; "Süresinde verilmeyen cevap dilekçesi, yok hükmündedir ve o dilekçedeki savunmalara dayanılarak hüküm kurulamaz." Ancak Yargıtay, tebligatın usulsüzlüğü durumunda cevap süresinin hiç başlamadığını, bu nedenle davalının her zaman savunma yapabileceğini belirterek adaleti dengelemektedir.

Ek süre konusunda ise Yargıtay, mahkemelerin "gerekçesiz" ek süre vermesini veya talebi "gerekçesiz" reddetmesini savunma hakkının kısıtlanması olarak görür. Mahkeme, ek süre talebini değerlendirirken davanın hacmine ve tarafların dürüstlük kuralına uygun davranıp davranmadığına bakmalıdır.

6. Genel Değerlendirme ve Sonuç

Cevap süresi, bir davanın ilk ve en önemli virajıdır. Bu virajı doğru alamayan bir davalı, yarışın geri kalanında ne kadar hızlı olursa olsun, teknik olarak geride kalmış demektir. Savunmanın temeli, süresinde ve usulüne uygun verilen cevap dilekçesidir.

Sonuç olarak, elinize bir dava dilekçesi ulaştığında "bir ara bakarım" deme lüksünüz yoktur. Saatin tiktakları hakkınız aleyhine işlemeye başlamıştır. Şişman Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimize tebliğ edilen her dava dosyasını "dakikalarla yarışarak" incelemekte; iki haftalık süreyi en verimli şekilde kullanarak; gerekirse derhal ek süre talep etmekte ve savunmanızı tüm hukuki itirazları (zamanaşımı vb.) içerecek şekilde sapa sağlam bir zemin üzerine inşa etmekteyiz. Sizin için her saniyeyi adalet için harcamaktayız.

Kavramlar Listesine Dön