avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul

Dijital şiddet, fiziksel temas içermese de ruhsal dünyada derin yaralar açar. Ekrandan taşan öfke ve taciz, hukukun en sert yaptırımlarıyla karşılanmalıdır.

1. Dijital Şiddet Kavramının Tanımı ve Mahiyeti

Dijital şiddet (siber şiddet), bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak bir bireye karşı kasıtlı olarak gerçekleştirilen; o kişinin psikolojik, ekonomik veya sosyal bütünlüğüne zarar veren her türlü saldırgan eylemdir. Bu kavram; siber zorbalık (cyberbullying), ısrarlı takip (cyberstalking), dijital taciz, özel görüntülerin izinsiz yayılması (revenge porn) ve kimlik hırsızlığı gibi geniş bir yelpazeyi kapsar. Dijital şiddet, failin fiziksel mesafeden bağımsız olarak mağdura 7/24 ulaşabilmesi nedeniyle geleneksel şiddetten daha yıkıcı etkiler yaratabilir. Hukukumuzda dijital şiddet, sadece Bilişim Suçları kapsamında değil; aynı zamanda Türk Ceza Kanunu'ndaki haysiyete karşı suçlar, ısrarlı takip suçu ve 6284 Sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" kapsamında da cezalandırılmakta ve engellenmektedir.

2. Dijital Şiddetin Temel Biçimleri

3. 6284 Sayılı Kanun ve Dijital Tedbirler

Mahkemeler, dijital şiddet mağdurları için; failin "elektronik iletişim araçlarıyla mağduru rahatsız etmemesi" yönünde uzaklaştırma ve koruma kararları verebilir.

4. Mağdur Hakları ve Delil Yönetimi

Dijital şiddet mağdurları, ekran görüntülerini e-tespit yaptırarak korumalı ve içeriklerin erişime engellenmesi için 5651 Sayılı Kanun uyarınca Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurmalıdır.

5. Yargıtay and AİHM Yaklaşımları

Yüksek yargı tarafından benimsenen mutlak kural; "Siber alanın bir 'dokunulmazlık alanı' olmadığı"dır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sosyal medya üzerinden bir kadına sürekli olarak beğenmediği halde mesaj atmak veya sahte hesaplar açarak onu izlemek; Türk Ceza Kanunu m. 123/A (Israrlı Takip) kapsamında hapis cezasını gerektiren bir suçtur. Yargıtay, bir kişinin rızası dışında cinsel içerikli görüntülerini internete yükleyen failler hakkında "Özel hayatın gizliliğini ihlal" suçundan en üst sınırdan ceza verilmesini savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ise, dijital şiddetin engellenmemesini devletin "pozitif yükümlülüğünün ihlali" olarak görmekte ve mağdurların korunması için yargının hızla müdahale etmesi gerektiğini belirtmektedir.

Mahkemeler arası uygulamada, "erkeklerin siber mağduriyeti" ve "çocuklara yönelik dijital akran zorbalığı" yeni odak noktalarıdır. Yargı, okullarda öğrencilerin birbirlerine yönelik dijital lincini "disiplin suçu" olmanın ötesinde, çocuk koruma kanunu kapsamında değerlendirmektedir. Son dönemde Yargıtay, bir eski eşin diğerinin sosyal medya hesaplarını ele geçirerek itibarını sarsmasını "ağır kusur" saymakta ve boşanma davalarında yüksek tazminat sebebi kabul etmektedir. Ayrıca, dijital şiddet faillerinin "hesabım çalındı" savunmaları, teknik (log kayıtları) analizlerle titizlikle çürütülmektedir.

6. Genel Değerlendirme ve Sonuç

Dijital şiddet, modern dünyanın görünmeyen pandemisidir. Hukuk, siber uzayda adaleti tesis ederek bireyin dijital barışını sağlamakla yükümlüdür.

Sonuç olarak, siber zorbalığa uğrayan, internet üzerinden şantaj yapılan veya ısrarlı takibe maruz kalan bireyler için koruma kararları ve cezai süreçler ivedilikle işletilmelidir. Şişman Hukuk Bürosu olarak, dijital şiddet mağdurlarının korunması; içeriklerin engellenmesi, failin tespiti ve tazminat davalarının yönetiminde uzman bilişim ve ceza hukuku desteği sunmaktayız.

Kavramlar Listesine Dön