1. Meslek Hastalığı Kavramının Tanımı ve Mahiyeti
Meslek hastalığı, 5510 Sayılı Kanun'un 14. maddesinde düzenlenen; sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halidir. İş kazasından farklı olarak "ani" bir olay değildir; bir süreç (maruziyet) sonucunda ortaya çıkar. Örneğin; madencilerde toz nedeniyle oluşan akciğer hastalıkları (silikozis) veya tekstil işçilerinde görülen toz kaynaklı astımlar tipik birer meslek hastalığıdır. Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için, yapılan iş ile hastalık arasında "illiyet bağı" (sonuç ilişkisi) kurulması ve bunun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından onaylanması gerekir.
2. Meslek Hastalığı Grupları
- A Grubu: Kimyasal maddelerle olan hastalıklar.
- B Grubu: Mesleki cilt hastalıkları.
- C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları.
- D Grubu: Mesleki bulaşıcı hastalıklar.
- E Grubu: Fiziksel etkenlerle olan hastalıklar (Gürültü, titreşim, basınç vb.).
3. Yükümlülük Süresi ve Maruziyet
Hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için işçinin o işte "belirli bir süre" çalışmış olması (maruziyet) ve işten ayrıldıktan sonra hastalığın "belirli bir süre" (yükümlülük süresi) içinde ortaya çıkmış olması gerekir.
4. İşverenin Kusuru ve Tazminat
Eğer işveren, işçinin sağlığını korumak için gerekli tıbbi önlemleri (maske, havalandırma, kulaklık vb.) almamışsa; işçiye doğan tüm maddi ve manevi zararları ödemekle yükümlüdür.
5. Yargıtay and Sağlık Hukuku Perspektifi
Yüksek yargı tarafından benimsenen mutlak kural; "Bilimsel veriler ve periyodik muayeneler"dir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin işe girişteki sağlık raporu ile işten ayrılırkenki durumu arasındaki fark, meslek hastalığının en önemli kanıtıdır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, sadece kanundaki listeye bağlı kalınamayacağını, tıbben o işle bağlantısı kanıtlanan her hastalığın "meslek hastalığı" sayılabileceğini vurgulamaktadır. Yargıtay ayrıca, işverenin "başka iş yerlerinde de çalışmış" savunmasını, eğer kendi döneminde riskli çalışma varsa reddetmekte veya kusur paylaşımı yapmaktadır.
Mahkemeler arası uygulamada, "maluliyet oranı" tespiti kritiktir. Yargı, Adli Tıp Kurumu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasındaki çelişkilerin mutlaka giderilmesi gerektiğini savunur. Son dönemde Yargıtay, meslek hastalığına yakalanan işçinin bu durumu "geçirdiği dönemdeki tüm işverenlerin müteselsilen sorumlu" olabileceği yönünde geniş yorumlar yapmaktadır. Meslek hastalığı tazminat davalarında zamanaşımı, hastalığın kesin tanısının (maluliyetin) öğrenildiği tarihten itibaren 10 yıldır.
6. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Meslek hastalığı, emeğin fizyolojik maliyetidir. Adil bir hukuk düzeni, bu maliyeti sadece işçinin omuzlarına bırakmaz.
Sonuç olarak, yaptığı iş nedeniyle sağlığı bozulan çalışanların; meslek hastalıkları hastanelerine başvurarak tanı koydurmaları ve yasal tazminat haklarını aramaları en doğal haklarıdır. Şişman Hukuk Bürosu olarak, meslek hastalığı tespit davaları; maluliyet oranına itirazlar ve işveren kusuruna dayalı maddi/manevi tazminat süreçlerinde uzman hukuk desteği sunmaktayız.