1. Sözleşmenin Tanımı
Sözleşme, hukuk dünyasının en dinamik ve en kapsamlı kurumudur. En az iki tarafın bulunması ve bu tarafların belirli bir konuda (bir şeyin verilmesi, yapılması veya yapılmaması) irade birliğine varmasını ifade eder. Sözleşme, taraflar arasında adeta bir "zel hukuk kanunu" oluşturur. Kanunlar genel kuralları belirlerken, sözleşmeler kişilerin kendi özel ilişkilerini bu kurallar dairesinde nasıl yöneteceklerini belirler.
Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin yaptığı teklife (icap), diğer tarafın bu teklifi kabul etmesi (kabul) şarttır. Bu irade açıklamaları açık (sarih) olabileceği gibi, halin icabından anlaşılan örtülü (zımni) açıklamalar da olabilir. Sözleşmenin temel amacı, taraflara karşılıklı güven vermek ve uyuşmazlık anında başvurulacak yasal bir dayanak oluşturmaktır.
2. Hukuki Niteliği
Sözleşme, niteliği itibarıyla bir "çok taraflı hukuki işlem"dir. Borçlar hukukunun esas kaynağıdır. Sözleşme ilişkisi kurulduğunda, taraflar arasında bir "bağlayıcılık" doğar (Pacta Sunt Servanda - Ahde Vefa İlkesi). Bu ilke gereği, taraflar diledikleri zaman tek taraflı olarak sözleşmeden dönmemeli, üstlendikleri borcu yerine getirmelidirler.
Hukuki işlem olarak sözleşmeler; borç doğuran, tasarruf işlemi niteliğinde olan veya statü kuran (Örn: Evlenme) işlemler olabilir. Borçlar Kanunu'na göre sözleşmeler kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir; ancak bazı sözleşmelerin geçerliliği kanun tarafından resmi şekle (Örn: Taşınmaz satışı) veya yazılı şekle (Örn: Kefalet) bağlanmıştır. Bu şekil şartları, tarafları korumak ve hukuki güvenliği sağlamak amacıyla öngörülür.
3. Sözleşmenin Geçerlilik Şartları
Bir sözleşmenin kağıt üzerinde kurulmuş olması, onun her zaman geçerli olduğu anlamına gelmez. Geçerli bir sözleşme için şu unsurlar aranır:
- Ehliyet: Tarafların ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmaması, reşit olması.
- Emredici Hükümlere Uygunluk: Sözleşme konusunun kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmaması.
- Konunun İmkansız Olmaması: Başlangıçta objektif olarak imkansız olan bir edim üzerine sözleşme kurulamaz.
- İradenin Sakatlanmamış Olması: Hata, hile veya ikrah (korkutma) gibi irade bozucu bir durumun bulunmaması.
- Şekil Şartı: Kanun özel bir şekil şartı öngörmüşse, bu şekle uyulması.
4. Uygulama Alanı
Sözleşme hukuku hayatın merkezindedir. Bakkaldan ekmek alırken kurulan "satım sözleşmesi"nden, milyon dolarlık şirket evliliklerine kadar her şey sözleşme hukukunun konusudur. Kira sözleşmeleri, hizmet (iş) sözleşmeleri, eser sözleşmeleri (inşaat, yazılım vb.), vekalet sözleşmeleri en sık karşılaşılan türlerdir. Ticari hayatta distribütörlük, franchise ve lisans sözleşmeleri büyük önem taşır.
Aile hukukunda evlenme ve mal rejimi sözleşmeleri; miras hukukunda miras sözleşmeleri ve vasiyetnameler (tek taraflı olsa da sözleşmeye yakın nitelikler taşır) uygulama alanına girer. Kamu hukukunda dahi "İdari Sözleşmeler" aracılığıyla devlet ile özel kişiler arasında hukuki bağlar kurulur. Kısacası mülkiyetin el değiştirdiği veya bir hizmetin sunulduğu her yerde bir sözleşme zeminine ihtiyaç duyulur.
5. Yargıtay ve Mahkeme Yaklaşımları
Yargıtay, sözleşmelerin yorumlanmasında "tarafların gerçek iradesi"ne bakar. Hataen veya yanıltıcı kelimeler kullanılmış olsa bile yasanın (TBK 19) emri uyarınca tarafların asıl neyi amaçladığı araştırılır. Mahkemeler, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde dürüstlük kuralı (TMK 2) ve ticari örfü esas alarak boşluk doldurma yoluna gider.
Ayrıca Yargıtay, "genel işlem koşulları" (halk diliyle matbu sözleşmeler) konusunda tüketiciyi ve zayıf tarafı koruyan çok katı içtihatlara sahiptir. Taraflardan birinin tek taraflı hazırladığı ve karşı tarafa tartışma imkanı tanımadığı haksız şartlar mahkemelerce geçersiz sayılmaktadır. "Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması" (rebus sic stantibus) konusunda da Yargıtay, aşırı ifa güçlüğü durumunda sözleşmeye müdahale edilmesini kabul etmektedir.
6. Değerlendirme ve Sonuç
Sözleşme, özgür iradenin hukuk dilindeki ifadesidir. Kişilerin kendi hak ve borçlarını bizzat kendilerinin belirlemesi, demokratik ve liberal bir hukuk düzeninin vazgeçilmezidir. İyi kurgulanmış bir sözleşme, uyuşmazlığın yarısı henüz doğmadan çözer ve taraflar için öngörülebilir bir gelecek sağlar.
Sonuç olarak, gerek sözleşmenin kurulma aşamasında gerekse yorumlanması sırasında hukuki tekniklerin doğru uygulanması hayati önem taşır. "Söz uçur, yazı kalır" ilkesinden hareketle, ilişkilerin yazılı ve sağlam bir sözleşmeye dayandırılması en temel tavsiyedir. Şişman Hukuk Bürosu olarak, sözleşme hazırlama, inceleme ve uyuşmazlık çözümü aşamalarında müvekkillerimizin çıkarlarını maksimize eden hukuki çözümler sunmaktayız.