1. Tazminatın Tanımı
Tazminat, en geniş tanımıyla bir "denkleştirme" aracıdır. Bir kişinin hukuka aykırı davranışıyla bir başka kişiye verdiği maddi veya manevi zararın, hukuk düzeninin öngördüğü yöntemlerle ortadan kaldırılması veya hafifletilmesidir. Tazminat, cezadan farklı olarak faili ıslah etmekten ziyade, mağdurun durumunu zarar gelmeden önceki eski haline (restitutio in integrum) döndürmeyi amaçlar. Eğer eski hale getirme imkanı yoksa, zarar bir miktar para ile karşılanır.
Borçlar Kanunu sistemimizde tazminat, haksız fiilden, sözleşmeye aykırılıktan veya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanabilir. Her durumda ortak payda "zarar"ın varlığıdır. Zarar yoksa tazminat da yoktur. Tazminat miktarı, kural olarak zararın miktarını aşamaz; zira tazminatın amacı mağduru zenginleştirmek değil, uğradığı kaybı telafi etmektir.
2. Hukuki Niteliği
Tazminat, niteliği itibarıyla bir "eda" borcudur. Sorumluluk hukukunun borçluya yüklediği bir yükümlülüktür. Tazminatın iki temel fonksiyonu vardır: Telafi edici fonksiyon ve caydırıcı fonksiyon. Telafi edici fonksiyon, mağdurun kaybının giderilmesini sağlarken; caydırıcı fonksiyon, toplumdaki diğer bireyleri hukuka aykırı eylemlerden kaçınmaya teşvik eder.
Tazminat alacağı, niteliği gereği bir para alacağıdır. Ancak mahkeme kararıyla "ayni tazminat" (Örn: Zarar verilen eşyanın onarılması veya benzerinin teslimi) da söz konusu olabilir. Borçlar hukukuna göre tazminat alacağı, devredilebilir ve mirasçılara geçebilir niteliktedir. Sorumluluğun kaynağı ne olursa olsun (kast veya ihmal), tazminat borcu asıl borcun yerini alan veya onu tamamlayan hukuki bir sonuçtur.
3. Tazminatın Unsurları ve Şartları
Bir tazminat borcunun doğabilmesi için şu dört unsurun kümülatif (birlikte) olarak bulunması gerekir:
- Hukuka Aykırı Fiil: Kanunun yasakladığı bir eylemin yapılması veya emrettiği bir eylemin yapılmaması.
- Zarar: Kişinin malvarlığında meydana gelen azalma (maddi zarar) veya kişilik değerlerinde duyulan acı ve keder (manevi zarar).
- Kusur: Failin eylemi kasten veya taksirle (ihmalle) yapmış olması (Kusursuz sorumluluk halleri saklıdır).
- İlliyet Bağı: Eylem ile meydana gelen zarar arasında mantıklı, doğal ve hukuki bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunması.
4. Uygulama Alanı
Tazminat hukukunun uygulama alanı hayatın her noktasını kapsar. Trafik kazaları sonucu doğan "destekten yoksun kalma tazminatı" ve "araç değer kaybı tazminatı" en yaygın örneklerdendir. İş hukukunda; haksız fesih durumunda ödenen "kıdem ve ihbar tazminatları" ile iş kazalarındaki "iş göremezlik tazminatları" binlerce davanın konusudur. Tıp hukukunda hatalı ameliyatlar (malpraktis) sonucu tazminat sorumluluğu doğar.
Sözleşmelerin ihlali durumunda da (Örn: İnşaatın geç teslimi, ayıplı mal satışı) tazminat devreye girer. Ayrıca devletin idari eylem veya işlemleriyle verdiği zararlarda "Tam Yargı Davası" açılarak idareden tazminat talep edilir. Fikri mülkiyet hukukunda marka veya patent tecavüzü durumunda da yüksek miktarlı tazminat davaları ile karşılaşılmaktadır.
5. Yargıtay ve Mahkeme Yaklaşımları
Yargıtay, tazminat hesaplamalarında "tam tazmin" ilkesini esas alır ancak bu ilkenin yanında "hakkaniyet indirimi" yetkisini de saklı tutar. Mahkemeler tazminat miktarını belirlerken genellikle uzman bilirkişilerden (hesap uzmanları, aktüerler) rapor alır. Özellikle bedensel zararlarda; kişinin yaşı, geliri, sakatlık oranı ve yaşam tablosuna göre bilimsel hesaplamalar yapılır.
Yargıtay'ın en hassas olduğu noktalardan biri "zenginleşme yasağı"dır. Mağdurun tazminat aldıktan sonra, olay hiç gerçekleşmemiş olsaydı sahip olacağı durumdan daha iyi bir duruma gelmesi istenmez. Örneğin; sigortadan ödeme alan bir mağdurun, aynı zarar kalemi için failden bir kez daha tam ödeme alması engellenir (Mahsup ilkesi). Ayrıca failin kusur derecesi ve mağdurun bu zararın oluşmasındaki payı (ortak kusur) miktar tayininde mahkemelerce titizlikle değerlendirilir.
6. Değerlendirme ve Sonuç
Tazminat, toplumsal barışın sigortasıdır. Hak ihlaline uğrayan bir kişinin, bu zararın hukuk eliyle telafi edileceğini bilmesi, kişilerin kendi adaletlerini sağlamaya çalışmasını (ihkak-ı hak) engeller. Zararın ölçülebilir ve tahsil edilebilir olması, hukuk devletinin işlerliğinin en somut göstergesidir.
Sonuç olarak, tazminat davaları hem usul hem de hesaplama teknikleri açısından uzmanlık gerektiren süreçlerdir. Şişman Hukuk Bürosu olarak, karmaşık tazminat hesaplamaları ve dava süreçlerinde müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde korumak için bilimsel ve hukuki standartlarda hizmet vermekteyiz.