1. Tedviren Görevlendirme Kavramının Tanımı ve Mahiyeti
Tedviren görevlendirme, kamu idaresinde boş bulunan bir kadroya, o kadronun atanma şartlarını (Örn: Eğitim düzeyi, sınav başarısı, derece/kademe) taşımayan bir memurun, hizmetin aksamaması için geçici olarak görevlendirilmesidir. Türk kamu hukuku literatüründe ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda "tedvir" isminde doğrudan bir kurum düzenlenmemiştir; bu durum tamamen idarenin iç genelgeleri ve yargı içtihatlarıyla şekillenmiştir. Vekaletten farkı budur: Vekalette kişi asilin şartlarını taşırken, tedvirde taşımaz. Bu nedenle tedviren görevlendirme, hukuken "asli atama" değil, sadece işlerin yürütülmesi (idare edilmesi) amacını taşır.
2. Vekalet ve Tedvir Arasındaki Kritik Farklar
- Liyakat Şartı: Vekil, asilin tüm şartlarını taşırken; tedviren görevlendirilen kişi (genelde daha alt rütbedeki) bu şartları taşımaz.
- Mali Haklar: Vekalette ek ücret hakkı doğarken, tedvirde kural olarak ek ödeme yapılmaz (Bu büyük bir uyuşmazlık kaynağıdır).
- İmza Yetkisi: Tedviren görevlendirilen kişi "imza devri" usulüyle imza atar, asli bir yetki kullanamaz.
3. Hukuki Güvence ve Sorunlar
Tedviren görevlendirme, memura "sicil" veya "terfi" anlamında bir hak kazandırmaz. Hatta bu durum, memurun "mevki hiyerarşisi"ni bozduğu için liyakat sistemini zayıflatır.
4. Görevden Alınma ve İptal
Tedviren görevlendirme her an sonlandırılabilir. Ancak kişi bu görevi fiilen yapıyorsa, yaptığı işin sorumluluğu ve riskini bizzat üstlenir.
5. Danıştay and Yüksek Yargı Yaklaşımları
Yüksek yargı tarafından benimsenen mutlak kural; "Tedvirin asıl değil, istisnai olduğu"dur. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idare bir makamı "tedviren" uzun süre yönetemez. Eğer bir kadro boşsa, idare öncelikle o şartları taşıyan bir memuru "asaleten" veya "vekaleten" atamalıdır. Danıştay, şartları taşıyan adaylar varken, siyasi veya kişisel nedenlerle alt kademedeki birinin "tedviren" makama getirilmesini "yetkinin saptırılması" sayarak iptal etmektedir.
Mahkemeler arası uygulamada, "angarya yasağı" ön plandadır. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre; bir memur üst görevi "tedviren" dahi olsa fiilen yürütüyorsa, o görevin gerektirdiği tazminat ve ek ödemelerden (vekalet aylığı gibi) yararlandırılmaması Anayasa'nın angarya yasağına aykırıdır. Bu nedenle mahkemeler, tedvire rağmen ödeme yapılmaması durumunda aradaki farkın memura ödenmesine hükmetmektedir. Son dönemde yargı, memurun "onuru" ve "kariyer hakkı" kapsamında, uzman memurların hiçbir unvanı olmayan kişilerin hiyerarşisi (tedvir yoluyla) altına sokulmasını mobbing olarak değerlendirmektedir.
6. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Tedviren görevlendirme, idarenin "çaresizlik" veya "kayırmacılık" arasında gidip geldiği bir gri alandır. Hukuk devletinde istisnalar kaideyi bozmamalıdır.
Sonuç olarak, tedviren bir görevi yürütmekte olan personelin mali haklarını alamaması veya bu statünün kariyerini engellemesi durumunda idari yargı yolu en etkili çözümdür. Şişman Hukuk Bürosu olarak, "tedviren" çalıştırılan kamu görevlisi müvekkillerimizin üst görev farkı alacaklarını tahsil etmekte ve liyakatsiz tedvir atamalarına karşı liyakat sahibi asil adayların haklarını savunarak bürokraside adaletin sağlanmasına katkı sunmaktayız.