1. Temerrüt Faizi Kavramının Tanımı ve Mahiyeti
Temerrüt faizi (gecikme faizi), bir para borcunun ifasında gecikilmesi durumunda (borçlunun temerrüde düşmesiyle birlikte), borçlunun herhangi bir kusuru olup olmadığına bakılmaksızın ve alacaklının zararını ispat etmesine gerek kalmaksızın, yasa veya sözleşme gereği ödemekle yükümlü olduğu faiz türüdür. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 117-122 arasında düzenlenen bu kavram, alacaklının parasından yoksun kaldığı süredeki asgari zararının karşılanmasını amaçlar. Temerrüt faizi, nakdi borçlarda "muacceliyet (ödeme vaktinin gelmesi)" ve "ihtar" ile işlemeye başlar. Bu faiz türü, borcun aslına bağlı (fer'i) bir haktır ve borç aslı ödendiğinde saklı tutulmamışsa sona erer.
2. Temerrüde Düşme Şartları
- Muacceliyet: Borcun ödeme gününün gelmiş olması.
- İhtar: Alacaklının borçluya "borcunu öde" uyarısında bulunması (Vade kesin tarih olarak belirlenmişse ihtara gerek yoktur).
- İfa İmkansızlığı Olmaması: Borcun hala ödenebilir durumda olması.
3. Yasal ve Sözleşmesel Faiz Oranları
- Yasal Faiz: Kanunen belirlenmiş yıllık genel oran (Örn: %24 - 2024 güncel oranları takip edilmelidir).
- Sözleşmesel Faiz (Sınır): Taraflar faiz oranını serbestçe belirleyebilir; ancak TBK m. 120 uyarınca temerrüt faizi, yasal faiz oranının **yüzde yüz fazlasını** (2 katını) aşamaz.
4. Temerrüt Faizinde Özel Durumlar
Döviz borçlarında temerrüt faizi, o devlete ait devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları üzerinden hesaplanır. Ayrıca "bileşik faiz" (faize faiz yürütülmesi), kural olarak yasaktır.
5. Yargıtay and Hukuk Genel Kurulu Yaklaşımları
Yüksek yargı tarafından benimsenen mutlak kural; "Faiz başlangıcının doğru tespiti"dir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, "haksız fiil"den doğan borçlarda (Örn: Trafik kazası, hakaret tazminatı) temerrüt faizi olayın gerçekleştiği tarihte başlar. Ancak sözleşmeden doğan borçlarda ihtarın tebliğ edildiği gün esastır. Yargıtay, bankaların kredi kartı borçlarında uyguladıkları temerrüt faizlerinin, Merkez Bankası tarafından belirlenen tavan oranları aşamayacağını; bu oranların üzerindeki kesintilerin "haksız kazanç" olarak iadesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Mahkemeler arası uygulamada, "aşkın zarar (munzam zarar)" kavramı kritiktir. Yargı; eğer alacaklının zararı, temerrüt faiziyle karşılanamıyorsa (Örn: Enflasyon faizden çok yüksekse), borçlunun kusuru olması kaydıyla aradaki farkın da tazmin edilmesine karar vermektedir. Son dönemde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yabancı para ile borçlanmalarda "en yüksek devlet bankası faizi" yerine, sözleşmede kararlaştırılan "akdi faiz"den aşağı olmamak üzere temerrüt faizi uygulanması gerektiğini teyit etmektedir. Ayrıca, ticari işlerde (tacirler arası) uygulanan "Avans Faizi"nin, yasal faizden çok daha yüksek olabileceği ve bunun bir hukuka aykırılık teşkil etmediği belirtilmektedir.
6. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Temerrüt faizi, hukuki güvenliğin ve ödeme disiplininin sigortasıdır. Borçluyu ifaya zorlayan bir baskı aracı; alacaklıyı koruyan bir dengeleme unsurdur.
Sonuç olarak, alacaklarını tahsil edemeyenlerin faiz başlangıç tarihlerini ve oranlarını doğru belirleyerek icra takibi yapmaları, hak kaybını önler. Şişman Hukuk Bürosu olarak, fahiş faiz itirazları; aşkın zarar (munzam zarar) davaları ve ticari alacakların temerrüt faiziyle tahsili süreçlerinde uzman dava vekilliği sunmaktayız.