1. Topluluk Davası Kavramının Tanımı ve Mahiyeti
Topluluk davası, dernekler, vakıflar ve sendikalar gibi tüzel kişilerin, tüzüklerindeki amaçlar doğrultusunda; üyelerinin veya temsil ettikleri kitlenin ortak haklarını korumak, hukuka aykırı durumun tespitini sağlamak veya gelecekteki ihlalleri önlemek amacıyla açtıkları davadır. Bu davanın en belirgin özelliği, davayı açan kurumun davanın "tarafı" olması, ancak davanın "konusunun" üyelerin hakları olmasıdır. Topluluk davası ile bir çevre örgütü, bölgedeki sanayi atıklarının önlenmesi için dava açabilir veya bir baro, avukatlık mesleğini ilgilendiren hukuka aykırı bir düzenlemenin iptalini isteyebilir.
Anglo-Amerikan hukukundaki "Class Action" (Grup Davası) sistemine benzetilse de, Türk hukukundaki topluluk davası kural olarak "tazminat" istenmesine (üyeler adına para tahsiline) olanak tanımaz; sadece tespit ve önleme ile sınırlıdır.
2. Topluluk Davasının Hukuki Niteliği
Topluluk davası, bir "temsil" değil, "vakıf/dernek kişiliğinin dava açma hakkı"dır. Hukuki niteliği itibariyle bireysel davalardan farklıdır; zira kararın etkisi sadece davayı açan kurumu değil, tüm üyeleri bağlar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 113 uyarınca bu davalarda şu talepler ileri sürülebilir:
- İlgililerin haklarının saptanması (Tespit).
- Hukuka aykırı durumun giderilmesi.
- Gelecekteki ihlalin önlenmesi.
3. Topluluk Davası Açabilecek Kurumlar
- Dernekler ve Vakıflar: Tüzüklerindeki amaçlarla sınırlı olmak kaydıyla.
- Sendikalar ve Konfederasyonlar: Üyelerinin çalışma yaşamına dair hakları için.
- Meslek Kuruluşları (Barolar, Tabipler Odası vb.): Mesleki etik ve hakların korunması için.
4. Uygulama Alanı ve Sınırları
Topluluk davası en çok çevre hukuku, tüketicinin korunması, kadın hakları ve iş hukuku alanlarında uygulama bulur. Ancak bu dava türünde "her bir üye adına ayrı ayrı tazminat ödenmesi" talep edilemez. Üyeler, topluluk davasında elde edilen "tespit" kararını kullanarak kendi tazminat davalarını daha kolay kazanabilirler.
5. Yargıtay and Mahkeme Yaklaşımları
Yargıtay tarafından benimsenen genel ilke; "Dava açan tüzel kişinin tüzüğü ile dava konusu arasında doğrudan bir illiyet bağı olması"dır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, "çevreci bir dernek" eğitim sistemindeki bir aksaklık için topluluk davası açamaz. Yargıtay davanın "aktif dava ehliyeti" (taraf sıfatı) yönünden reddedilip reddedilmeyeceğini titizlikle inceler.
Mahkemeler arası uygulamada, topluluk davasının "kamu yararı" ile ilişkisi kritiktir. Yargıtay, bir topluluk davası açıldığında, aynı konuda açılmış bireysel davaların bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı konusunda "hukuki güvenliği" esas alır. Son yıllarda Yargıtay, baroların "kamu vicdanını ilgilendiren her türlü davaya katılma" taleplerini sınırlamaya çalışmakta; sadece avukatlık mesleğinin icrasını doğrudan etkileyen hallerde topluluk davası/müdahillik hakkı tanımaktadır. Ayrıca Yargıtay, topluluk davası sonucunda verilen kararın "kesin delil" niteliğini vurgulayarak, bu kararın daha sonra açılacak binlerce bireysel dava için bir "anahtar" görevi gördüğünü kabul etmektedir.
6. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Topluluk davası, parçalı seslerin birleşip gür çıkmasıdır. Bireysel olarak mahkeme masraflarını karşılayamayacak kişilerin, örgütlü bir yapı çatısı altında hak aramasıdır.
Sonuç olarak, topluluk davası mekanizması, demokrasinin ve sivil toplumun hukuktaki gücüdür. Şişman Hukuk Bürosu olarak, sivil toplum kuruluşlarına ve meslek örgütlerine topluluk davası süreçlerinde stratejik danışmanlık yapmakta; kolektif hakların savunulması için gerekli olan hukuki altyapıyı kurarak geniş kitlelerin adalete erişimini desteklemekteyiz.